saglik haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saglik haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Kasım 07, 2010

Saglik Sektorunde Internetin Yeri

Saglik Sektorunde Internetin Yeriİnternetin yaygınlaşmaya başladığı son yıllarda, bu anlamda sağlık sektörüde bundan payına düşeni almaya başladı. Her alanda olduğu gibi sağlık setöründe de internet büyük ölçüde etkisini hissettiriyor.

İnternet sayesinde artık bir çok bilgiye çok rahat bir şekilde ulaşılabiliyor. İnternet ve sağlık sektörünün uyumunu şu şekilde açıklanabilir. Geçmiş yıllarda muayene olmak için saatler öncesi hastaneye gidip muayene olma sırası almak için uzun kuyruklarda bekleniyordu. Artık internet vasıtası ile rahatlıkla eviniziden, ofisinizden yada internet olan herhangi bir yerden muayene sırası alabiliyoruz. Bunun yanı sıra bütün hastalıklar hakkında bilgi alıp, hastalıkların oluşum sebepler ve tedavi koşulları ile ilgili bilgi toplayabiliyoruz.

Sağlık sektörünün internet ile uyumu bunlarla sınırlı değil tabiki. Doktorların hazırlamış olduğu reçetelerde bulunan ilaçların içeriğini internet vasıtası ile sağlık sektörünün hazırlamış olduğu sitelerden öğrenebilirsiniz. Ayrıca sağlık sektöründeki tüm yenilikler ve gelişmeler bu sayede takip edilebiliyor.

İnternet yardımı ile Sağlık sektörünün bizlere sağlamış olduğu kolaylık tartışılmaz durumda. Bu durumu iyi değerlendirmek gerekiyor.

Perşembe, Haziran 03, 2010

Partner Sayisi Kanser Riskini Artiriyor

Kadınların cinsel hayatlarındaki partner sayısının artması rahim ağzı kanseri yakalanma riskini artırıyor.

Yine partner sayısının çok oluşu ile birlikte AIDS, Hepatit B, Hepatit C ve benzeri cinsel temasla bulaşan hastalıkların da partner sayısındaki artışa paralel olarak risk oluşturur.

Bu hastalıkların bulaşma tehlikesini ortadan kaldırmak için çiftlerin mutlaka koruyucu önlemler almaları gerekir.

Perşembe, Nisan 08, 2010

Omer Coskun Kimdir?

Ömer CoşkunÖmer Coşkun Kisaca Kimdir ve Ne Yapar?
Ömer Coşkun İstanbul Tıp Fakültesi mezunu ve akedemisyen bir tıp doktorudur. Kendisi histoloji ve embriyoloji alanında ihtisas yapıp Yardımcı Doçent Doktorluğa kadar yükselmiştir. Çeşitli üniversitelerde öğretmenlik yapmış sonradan bitkilere duyduğu merak nedeniyle Alternatif Tıbba yönelmiştir. Anadolu da uzun yıllar kalıp 9000 çeşit bitkiyi tıp dünyasına kazandırmayı başarmış olan Dr. Ömer Coşkun hazırladığı bitkisel ilaçları ilk önce deneysel olarak farelere uygulayarak sonrasında insanlara tavsiyede bulunmuş kısacası bilimsellik kazandırmıştır. Ömer Coşkun’un amacı Modern tıpla paralel olarak bitkileri daha kullanışlı hale getirmek. Yani bu konuyu biraz daha açarsak ilahi güçler ve ya koca karı ilaçları ile değil de bitkileri tamamen bilimsel olarak inceleyip sonrasında tıpa kazandırmaktir.

Türkiye’ye Alternatif Tıp'ı getiren ve geliştiren adam olarak bilinen Ömer Coşkun. Dünya genelinde de alternatif tıbba eğilimin giderek artığının altını çiziyor. Tıp öğrencilerine bitkisel tedavisi yöntemlerinin gösteriliş ve fitoterapi adı verilen bir alternatif tıp dersi veriliyor. Ömer oysa Türkiye'de Alternatif Tıp'ın değeri hala anlaşılmış değil ve ilgiden yoksun. Modern Tıpta Alternatif Tıbba ilgi göstermeyince halk arasında bilinen fakat hiçbir etkisi olmayan bazı bitkiler masum halka bazı şarlatanlar tarafından yüksek fiyatlara satılıyor. Hal böyle olunca da halk giderek Alternatif Tıptan uzaklaşiyor.

Dr. Ömer Coşkun su siralar en cok zayiflama hapi ve zayiflama cayi uzerinde yapmis oldugu yenilikler ile adindan cokca soz ettiriyor. Ilerleyen gunlerde bizde sizler ile Ömer Coşkun'a ait olan zayiflama hapi ve cayi ile ilgili diyet onerilerini paylasacagiz.



Sayfamiza "ömer coşkun şifalı bitkiler, ömer coşkun, ömer coşkun zayıflama, ömer coşkun bitkisel tedavi, ömer coşkun zayıflama çayı, ömer coşkun zayıflama hapı, alternatif tıp, alternatif tıp dr ömer coşkun, alternatif tıp uzmanları, alternatif tıp yöntemleri" arama kelimelerini kullanarak ulasabilirsiniz.

Çarşamba, Nisan 07, 2010

Yakup Avsar'dan Burun Estetiginde Devrim

burun estetigi mikro kesme yontemiEstetik dünyasının saygın bilim dergilerinde çıkan bir haber son günlerde bizleri oldukça sevindirdi. Ülkemiz estetisyenlerinden Operatör Doktor Yakup Avşar geliştirdiği yeni ve verimli bir operasyon tekniğiyle gündemde.

Dr. Avşar'ın tekniği Mikrokesme ve Mikrotörpüleme olarak adlandırılıyor. Adından da anlaşılacağı üzere Dr. Avşar bu tekniğinde önceki klasik estetik metodlarının yol açtığı ağrı ve sızılara neden olan burun kemiğinin kırılarak operasyonun gerçekleştirilmesi ve tampon kullanılma zorunluluğunu ortadan kaldırarak daha konforlu ve daha tercih edilir bir yöntem ortaya koyuyor.

Hastalarında daha çok rağbet edeceği bu yöntem haliyle daha kısa zamanda hastaların normal yaşantılarına sağlıklı bir şekilde dönmelerini de sağladığı için yakın zamanda burun estetiği operasyonlarının bu teknik ışığında güncellenmesi ve bu yöne kayması herhalde zor bir tahmin olmasa gerek.

Bu tekniğin mucidi Türk bir doktor olunca diğer yerli estetisyenlerimizinde bu tekniği ilk öğrenenlerden olmaması düşünülemezdi. Dr. Avşar bir Türk estetisyenine yakışacak şekilde yerli meslektaşlarını video konferans yoluyla teknik konusunda bilgilendirecek ve tekniğin detaylarını anlatacak.
Bu açıdan Türk doktorumuzu gönülden kutluyoruz. Daha detayli bilgi almak icin Doktor Yakup Avşar web sitesini ziyaret edebilirsiniz...

Cumartesi, Ekim 24, 2009

Obezite Sorunu

Obezite SorunuGünümüzde yanlış beslenme alışkanlıkları, fastfood ve yağlı yemeklerle alınan kilolar artmaktadır. Günümüzde kilo fazlalığı ve obezite sorunu azalacağı yerde gitgide artmaktadır. Çok küçük yaşlarda büyük sağlık sorunlarına yol açan bu fazla kilolar ve obezite durumuna çok önceden dur denilebilmelidir. Obezite sınırlarına çok fazla yaklaşmadan aslında gerekli ölçümler yapılıp engellenmelidir. En azından yeme düzeni gözden geçirilmelidir. Bu hesaplamanın yapılması için vücut kitle indeksinin bilinmesi gerekir. Vücut kitle indeksi ni ölçmenin yolu vücut ağırlığınızın yani kilonuzu, boy uzunluğunuzun (metre olarak) karesine bölerek hesaplamaktır. Vücut kitle indeksiniz eğer obezite sınırları için verilen miktarı geçmekteyse obezite sorununuz var demektir.

Araştırma sonuçlarına göre orta yaşlarda obeziteye girilirse ne yazık ki ortalama yaşam süreleri gözle görülür şekilde azalır. Bu araştırmaların gösterdiği rakama göre bu kadınların 70'li yaşlara ulaşma olasılığının % 12 olduğudur. Obezite başedemeyeceğiniz bir hastalık değildir. Eğer sağlıklı bir beslenme düzenine geçilmesse uzun vadede kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı, kas-eklem problemleri gibi sorunlarda baş gösterir. Uzun vadede sağlıklı beslenmeyle yavaş yavaş ve sağlıklı bir şekilde zayıflayabilirsiniz.

Cuma, Ekim 16, 2009

Burun Estetik Ameliyati

estetik burun ameliyati, Mikrokesme ve Mikrotörpüleme MetoduSon yıllarda burun estetiği yaptırmak için başvuran hastalar üzerinde yapılan anketler, hastaların en çok ameliyattan kaynaklanan acı ve sonrasında tampon kullanımı başta olmak üzere ameliyat sonrası iyileşme süresinin uzun olmasından yana sıkıntıları olduğunu ortaya koymuştur.

Bu bağlamda son günlerde bilim dünyasında yankılanan bir haber estetik ameliyatı yaptırmak isteyenlerin bu konudaki endişelerinin sona ereceğine dair bir işaret veriyor. Bir Türk bilim insanı Estetiyen Operatör Doktor Yakup Avşar 'ın çalışması Mikrokesme ve Mikrotörpüleme Metodu estetik çevrelerince takdirle karşılandı.

Saygın uluslararası bilim dergilerine de konu olan çalışma da hastaların ameliyat sonrası sıkıntı duymasına neden olan ağrılar ve tampon kullanımı ortadan kalkıyor. Bu teknik ile birlikte eşdeğer olarak hasta daha kısa sürede iyileşerek ayağa kalkma ve günlük yaşantısına dönme süresi önemli ölçüde kısalıyor.

Tekniği diğer Türk doktora da öğretecek olan Dr. Avşar, bu tekniğiyle birçok estetik olmak isteyen ancak bu sebeplerden ameliyata yanaşmayan ya da belirsiz bir tarihe erteleyen hastalar içinde bir umut ışığı oldu.

Çarşamba, Eylül 23, 2009

Burun Estetigi Ameliyati Goruntuleri

Burun estetigi estetik denilince ilk akla gelen estetik operasyonlardandir. Kimi kisi burnunda bulunan rahatsizliklar sebebiyle kimi kisiler ise burun gorunumunu degistirmek icin burun estetgi ameliyati olmakta.

Iste burun estetiği konusunda suan da Turkiye'de bulunan en iyi plastik cerrahlardan birisi olan Operator Dr. Yakup Avsar genis bir anlatimla burun estetik operasyonlarini bizlerle aciklamis.

Asagida yer alan videomuzda Yakup Avsar'in estetik burun ameliyati hakkinda yapmis oldugu aciklamalar disinda burun estetigi olmus kisilerin neler yasadiklarini ve nasil duzeltmeler oldugunu anlatmaktalar.

Videomuzu izlemeden once burun estetigi cok onemli oldugundan dolayi mutlaka dogru teknik ve dogru doktor ilkesni herzaman goz onunde bulundurmayi unutmayin.


Salı, Eylül 08, 2009

Acai Berry Nedir?

Acai berry ismi hepinize yabanci geldi biliyorum :) bu ne simdi diyorsunuz cogunuz, iste bu yuzden yakinda bu ismi cok duyacaginizi dusundugumuz icin sizlerle Acai Berry nedir? sorusunun cevabini paylasmak istiyoruz.

Acai Berry bogurtlene benzeyen bir cesit meyve, bu meyvenin en buyuk ozelligi ise insanlari zinde tutmasi, enerji vermesi ve de zayiflatmasi :) Iste bundan dolayi Acai Berry bu kadar onemli bir meyve. Simdi sizlerle Acai Berry nedir, ne degildir, nasil etki eder, yan etkileri vb. sorularin cevplarini paylasmak istiyorum:

Acai Berry Nedir?
Acai Berry Acai Cilegi Amazon ormanlarinda yetisen palmiyelerde bulunmaktadir. Bu myve yaban uzumune cok benzemekle birlikte ondan biraz daha iri ve mor renktedir. Ilk olarak Afrika'li kabilelerin yemeklerden once kullandigi bu meyve daha sonra Brezilya ve Amerika'da kullanilmaya baslamistir. Acai Berry meyvesi pure haline getirildiginde %80'lik kisim kalmakta %20'lik kisim posa olarak kullanilmamaktadir. Bu %80'lik kisim pure halinden tablet haline hic bi rkatisim olmadan donusuturulerek tamamen dogal olarak piyasaya sunulur.

Acai Berry meyvesinin iki buyuk ozelligi var, bunlardan ilki insana enerji vermesi ve herzaman zinde tutmasi diger ozelligi ise Acai Berry yendikten sonra ilerleyen surede ne yerseniz yiyin size tatli geliyor olmasi.

Acai Berry anavatani Guney Amerika. Burada yetisen meyve ilk olarak kabileler tarafindan kullanilmaya baslamis ve ardindan bu meyveyi Amerikalilar kesfetmis ve uzerinde calismalar yaparak Acai Berry kapsulleri uretilmis.

Acai Berry Nasil Etki Gosteriyor?
Acai meyvesi kilo verdirmeyi yag yaktirarak saglamakta. Bu yeni mucizevi meyve icerisinde yer alan omega 3 ve 6 vitaminleri ile birlikte vucudumuzda yer alan yaglari yaktirmak suretiyle hizli kilo vermemizi saglamakta. Acai berry icerisinde bulunan lif fiber adi verilen yapi sindirim sistemini daha fazla calistirdigi icin kilo vermede bununla dogru orantili olarak kolay ve cabuk olmaktadir. Ayrica Acai Berry Acai Uzumu icerisinde bulunan amino asitler proteinlerin ana yapi taslaridir. Amino asit sayesinde kas, sinir ve bagisiklik sistemi guclendirmektedir.

Acai Berry Acai Cilegi'nin en buyuk ozelliklerinden biriside icerisinde bulunan miraculin adli bir proteinin bulunmasidir. Miraculin aci ve tatli tadlari almamizi engelleyerek sadece tatli tatlari almamizi saglamakta, bu da diyet suresince asiri tatli tuketmek yerine Acai Uzumu tuketerek tatli istegimizide karsilamak anlamina geliyor.

Acai Berry Icindekiler
Acai Berry meyvesi icerinsinde A, C, E ve B vitaminleri, omegalar, fitosterol, antioksidanlar, aminoasit, potasyum, demir, fosfor bulunmaktadir.

Tag bulutu: Acai, Acai Berry, acai berry nedir, acai bery, acai çileği, acai üzümü, acaiberry, acaibery, diet, diyet, mucize meyve, türkiye, zayıflama, zayiflama hapi, zayiflama kapsulu

Cumartesi, Temmuz 25, 2009

Cinsel Islev Yogasi

Cinsellik yoga yontemleri ile birlikte uygulaninca ciftlerin daha mutlu olduklari konusunda son zamanlarda bir cok haber yayinlandi.

Yoga tabiki insan ve vucut sagligi icin cok yararli bir egsersiz bir cok kiside yoga yontemi ile gereken huzur ve dinginligi buldugunu soyluyor ve bu yontemi uygulamaya devam ediyor.

Bizde bugun sizler icin CISED (Cinsel Saglik Enstitusu Dernegi) tarafindan yayinlanmis Cinsel işlev yogası nedir? baslikli basin aciklamasini yazarak cinsellik ve yoga iliskisini sizlerle paylasmak istedik.


Yoga özellikle son yıllarda herkesin vazgeçilmezi haline geldi. Tüm dünyayı kasıp kavuran yoga fırtınası artık başta erken boşalma olmak üzere cinsel işlev bozukluklarının tedavisine destek olarak da kullanılmaya başladı.Basın açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği CİSED; yoga yaparak kişinin boşalma refleksi üzerinde daha kolay bir şekilde denetim sağlayabileceğini, erken boşalmanın üstesinden gelebileceğini ve daha iyi yaşamayı mümkün kılacak dengeyi bulabileceğini söyledi ve Türk erkeğinin en büyük dertlerinden biri olan erken boşalma hakkında çok çarpıcı bir basın açıklaması daha yaptı.

Yoga nedir?
Vücut ve ruhun harmonisini vurgulayan felsefi ve fiziksel bir yaşam tarzı olan yoganın hem bütünlük hem de disiplin anlamına gelen bir sanat olduğunu söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Binlerce yıl önce, Hindistan'da ortaya çıkmış bir sistem olan yogayı hepimiz bir rahatlama meditasyonu olarak tanıdık. Yoga; bizi meydana getiren fiziksel, ruhsal enerji ve akılsal vücudumuzu bir bütün olarak algılayarak disipline etmemize yarayan bir çalışmadır. Çünkü insanın sinirsel durumu zihin ile nefes arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Sinirlendikçe insanın nefesi hızlı ve düzensiz olmaya başar. İnsan rahat olduğunda nefesi sakinleşir. Böylece insanın sinirsel zihinsel durumu nefese yansımaktadır. Eğer insan doğru ve derin nefes alabilirse sinir sistemini, zihnini ve boşalmasını daha iyi kontrol edebilir.” dedi.

Cinsel işlev yogası nedir?
Yoganın kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlayan enerji noktalarını uyardığını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak; “Erken boşalan erkekler genellikle aceleci, telaşlı ve gergin olurlar. Bu nedenle yogayı ilk başta terapistin önermesiyle uygulamaya çalışan bu erkekler yogayı tanımaya başlayınca hayat tarzlarını değiştirmeye başlıyorlar. Daha huzurlu, daha yavaş, daha kontrollü oluyorlar. Cinsel işlev yogası, özü itibariyle yoganın temel özelliklerini taşımaktadır, ancak burada asıl amaç; erken boşalan kişinin stresini ve gerginliğini azaltmasına zemin hazırlamaktır. Çünkü yoga kişinin egosunu azaltmayı hedefler.Ayrıca cinsel işlev yogası; cinsel yaşamlarına sağlıklı bir şekilde dönmekte zorlananlara yol gösterebilir, kişilerin verimliliklerini etkileyen anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunlarını aşmalarına yardımcı olabilir. Cinsel işlev yogası yapanların, testosteron hormonlarının arttığı, streslerinin azaldığı, cinsel arzu ve isteklerinin arttığı artık bilinen bir gerçektir. Cinsel işlev yogası yapan kişiler, cinsel hayata dört elle sarılabilir, sosyal hayata daha kolay uyum sağlayabilir ve gereksiz streslerden uzak durarak mükemmel sonuçlar elde edebilirler.” dedi.

Nefes kontrolü erken boşalmanın üstesinden gelmede oldukça etkilidir
Doğru nefes alıp vermenin ve nefes kontrolünün erken boşalma nın üstesinden gelmede etkili olabileceğini söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Yoga yaparak kişi boşalma refleksi üzerinde denetim sağlamayı, daha iyi yaşamayı ve ruhsal dengesini kurmayı öğrenebilir. Yoga nefesini bilen ve uygulayan insan erken boşaldığı için kendine olan öfkesini azaltabilir, erken boşalacağım veya yine başaramayacağım korkularını kolaylıkla yenebilir, her zaman sakin ve dengeli olabilir. Erken boşalmanın üstesinden gelmeye çalışan bir erkek; aşk kaslarını alıştırmak için, bir çiçeği koklar gibi derin bir nefes almalı ve bir mumu üfler gibi nefes vermelidir. Nefes alırken vücudundaki kasları kasmalı, verirken gevşetmelidir. Kişi her nefes aldığında içinin neşeyle, mutlulukla, huzurla ve enerjiyle dolduğunu, her nefes verdiğinde ise içindeki sıkıntıların, endişelerin, korkuların bir kuş gibi uçup gittiğini hayal etmelidir.Kişi derin nefes aldığında, makat, yumurtalık ve kasık bölgelerini kapsayan ve kontrol eden aşk kaslarını olabildiğince kasmalı, birkaç saniye nefesini tutmalı ve daha sonra yavaşça nefesini verirken aşk kaslarını tamamen gevşetmelidir.Bu süreçte mümkün olduğunca yavaş bir şekilde nefes alıp, vermelidir. Bu sayede aşk kaslarını gevşemeye programlayan ve nefesini kontrol etmeyi başaran bir erkek zamanla boşalmasını da kontrol etmeyi öğrenebilir. Ayrıca cinsel ilişki sırasındada aşk kaslarının gevşek olması çok ama çok önemlidir. Sevişme sırasında hazza ve aşk kaslarının gevşek olmasına yoğunlaşan bir erkek, zamanla cinsel ilişki sırasında da boşalma kontrolünü kalıcı bir hale getirmeyi başarabilir” dedi.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği - CİSED

Pazartesi, Haziran 15, 2009

Hangi Hastalik Icin Hangi Egzersizler Yapilmali?

egzersiz ile ilgili fotografRuhumuzun elbisesi gibi giyindiğimiz bedeni korumak, ona iyi bakmak sağlıklı beslenmenin yanı sıra egzersiz ile mümkün. Nedense her işe koştururuz ama sıra egzersize gelince üşeniriz. Sporu yaşam tarzı kabullenmedikçe üşenmeye ve bol bahaneler bulmaya devam edeceğiz. Oysaki egzersizlerin sağlığımız üzerinde inanılmaz etkisi var. Yürüyüş, bisiklet, yüzme, salon egzersizlerine kadar seçenekler oldukça geniş. Egzersizlerle birçok hastalık hafifletilebilir.

Sahip olunan hastalık türüne göre egzersiz ya da spor çeşidi seçmek çok önemli. Yanlış seçimlerle kendinizi çıkmaza sokabilirsiniz. Hangi egzersizler, hangi hastalıklara şifa…

Hipertansiyon
Damarların kasılma-gevşeme mekanizmalarının ve kalp-damar sisteminin doğru çalışmaması hipertansiyonu meydana getiriyor. Tansiyonu yüksek olan kişilerin tercih etmesi gereken beden hareketleri, aerobik egzersizleri, yürüyüş, bisiklet ve yüzme olabilir. Günde iki kez 20–30 dk’lık yapılan çalışma, tansiyonda düşüş sağlayabiliyor.

Kolesterol
Genetik yatkınlık, beslenme ve yaşam tarzıyla çok alakalı olan kolesterol, kalp-damar hastalığı için büyük bir risk. Kolesterol hastaları şok diyetlerden ve ağır sporlardan uzak durulmalı. Kalp ve akciğer problemleri yoksa istenilen egzersiz seçilebilir. Özellikle yürüyüş. Alternatifleri çoğaltabiliriz. Örneğin; yüzme kürek, esnetme hareketleri bisiklet, aerobik.


egzersiz ornegi


Osteoporoz
Kemik yoğunluğunun azalmasıyla açıklanabilecek bu hastalık, ağırlık antrenmanlarıyla kişiyi rahatlatabilir. Ağırlık antrenmanı, esnetme egzersizleri ve aerobik, kemikler için güçlendirici bir etkiye sahip. Hızlı koşu, darbeli sporlar ve dans gibi aktiviteler kemiklerin kolayca kırılma riskine karşı uygun değil. Yüzme harika bir spor olduğu halde kemikleri kuvvetlendirici bir etkisi yok.

Obezite
Fazla kilo. Obezitenin yol açtığı hastalıklar: kolesterol, şeker, tansiyon, kalp-damar hastalıkları. Doğru beslenme öğrenildikten sonra ve yukarıda sayılan hastalıklardan biri yoksa egzersiz seçeneği çok. Yürüyüş, bisiklet, kürek vs… Fakat denge kaybına sebep olan egzersizler ve spor dallarında ısrarcı olunmaması gerek.

Kaynak: Sağlık Bilgileri

Cumartesi, Mayıs 30, 2009

Gunes Gozlugu Nasil Secilir?

güneş gözlüğü modeli resmiYaz mevisiminde suphesiz insanlarin en cok kullandigi aksesuarlardan bir tanesi gunes gozlukleridir. Peki gunes gozluklerini kullanan her kisi bilinclimidir? Bence bu sorunun cevabi kocaman bir hayir; kimisi gosteris kimisi aksesuar kimisi gercekten gunesten korunmak icin takar gunes gozluklerini ancak bir cok kisi gunes gozlugunun ozelliginden cok gorunusune onem vermekte maalesef Turkiye'de.

Gunes gozlugu almaya karar verdiryseniz ilk olarak alacaginiz gunes gozlugunun UV filtresi varmi varsa kac derece buna dikkat edin. Gunes gozluk camlari UV isinlarini absorbe yani emme derecesi gunes gozlugunun cam rengine gore anlasilabilmekte. Koyu renkli gunes gozlukleri UV isinlari daha fazla kirar ancak cok fazla koyu renkli cam kullanmak gorme yetisinde sakincalara yol acabilecegi icin en uygun gunes gozluk renkleri yesil. gri, kahverengi olanlardir.

Gunes gozlugu secerekn bir baska dikkat etmemiz gereken husus ise gunes gozlugu cercevesinin yeterli genislikte olmasi, gozumuze mumkun oldugunca yakin durmasi olalidir. Birde gunes gozlugu tercihimizi daha cok goz yanlarimizi ve ust alt kisimlari daha cok orten modellerden yana kullanirsak gozumuzun sagligi icin dogru tercih yapmis oluruz.

güneş gözlükleri, güneş gözlük modelleri
Goz sagliginiz icin ozellikle UV ozellige sahip gunes gozluklerini kullanmaya ozen gostermeyi unutmayin.....

Perşembe, Mayıs 21, 2009

Cinsellikten Sogutan Nedenler Nelerdir?

Cinsel saglik bilgileri ile ilgili yazilarimiza bugun kisileri cinsellikten sogutan nedenlerle devam ediyoruz.

Cinsellik bir iliskide yasanmasi gereken en buyuk unsurlardan birisidir. Mutlu bir beraberlikte iki taraftan birinde cinsel isteksizlik bas gosterirse o iliskinin en onemli yapi unsurlarindan birisi kaybedilmis olur ve iliski bitme noktasina dogru suruklenir.

Cinsellik bir iliskide hicte onemli degil cinsellik olmadan da mutlu olunabilir diyenler mutlaka olacaktir peki bir iliskide cinselligi kabul etmiyenler neden bir iliski isterler? Ask icin mi? Birinin varligini hissetmek icin mi? Ya da sevilmek icin mi? Tabi bu sorulari cogaltmak mumkun ama onemli olan bir iliskide eger cinsellik yoksa o iliski iliski degildir; cunku partnerler herseylerini birlikte yasarlarsa bir butun olurlar aksi takdirde buna iliski demek yanlis olur. En yakin arkadaslar - dostlarda sizin yasadiklarinizi yasarlar sonucta eger bir iliskde cinsellik yoksa.

Simdi sizlerle yapilan bir anket sonucunu paylasmak istiyorum.

Anketimiz cinsellik ile ilgili. Yaslari 18 - 75 arasi degisen 1000 erkek ve kadina yoneltilen seksten sogutan sebepler sorusuna verilen cevaplara gore insanlar yeterince cinsellik ve seks yasamadiginda hem fikir gorunuyor.

Iste kisilerin verdigi cevaplara gore anket sonucu:

1. Aşırı yorgunluk ve uykusuzluk: 53%

2. Kendini iyi hissetmeme ve diğer sağlık nedenleri: 49%

3. Havaya girememe: 40%

4. Çocuklarla veya ev hayvanları ile ilgilenmekten vakit ayırmama: 30%

5. İş yüzünden vakit ayıramama: 29%


Anket sonucundan cikan degisik bir durum ise insanlarin cogunun cinsellik yasamadan once bunu gun tarih olarak belirlemis olamalari yani birden gelisen bir durum yerine yapilacak zamani onceden belirleyip rutin sekilde cinsellik yasiyorlar.

Perşembe, Nisan 30, 2009

Domuz Gribi Nedir? Nasil Bulasir?

Son yillarda ilk olarak sars virisu ile dunya sarsildi ardindan da kus gribi ile tehlike yasandi daha kus gribini tam anlamiyla atlatmamisken simdide domuz gribi salgini basladi.

Bundan dolayi bende sizlerle domuz gribi nedir, domuz gribi nasil bulasir, domuz gribi onlemleri nelerdir gibi aklimizda bulunan sorularin cevaplarini kisaca paylasmak istiyorum.

Domuz gribi nedir? Domuz etinden geçer mi?
Domuz gribi domuzlarda aralıklı salgınlara sebep olan İnfluenza tip A’nın sebep olduğu bir solunum yolu hastalığı. İnsanlar arasında görülmesi olağan değil ancak olabilir. Geçmişte insanlarda görülenin aksine şimdi tespit edilen domuz gribinin (influenza A/H1N1) çok daha bulaşıcı olduğu bildirilmekte. Domuz eti veya diğer gıdaların yenmesiyle bulaşmaz.


Domuz gribi Belirtileri nelerdir?
Belirtileri mevsimsel grip hastalığına benzer. Ateş, öksürme, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme, halsizlik gibi. Bazı kişilerde ishalle birlikte kusmanın da görülebildiği bildirilmekte. Ölümler akciğer enfeksiyonu ve solunum yetmezliğine bağlıdır. Ancak hastalık mevsimsel grip hastalığı gibi yaşlılar, altta yatan hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlarda daha kötü seyretmektedir.


Domuz gribi Bulaşma yolları nelerdir?
İnsandan insana öksürme, hapşırma yoluyla bulaşır. Hasta kişilerin ellerinden de bulaşma olabilir. Kişi hastalandıktan ancak henüz şikayetler başlamadan 1 gün öncesinden şikayetlerinin başlamasından itibaren 7 gün boyunca bulaştırıcıdır. Gençlerde ve çocuklarda bulaştırıcılık daha uzun sürebilir. Yani kişiler hasta olduklarını henüz bilmiyorlarken bulaştırıcılıkları başlamıştır. Virüs yüzeylerde bir süre canlılığını sürdürebilir. Bu nedenle ortak kullanım alanlarında bulunan masa, kapı kolları gibi yüzeylerden temasla bulaşabilir.


Domuz gribi Tedavisi var mı?
Virüsün oseltamir ve zanamivir isimli ilaçlara hassas olduğu biliniyor. İlaç hastalıktan korunmada ve oluşan hastalığı hızlı atlatmakta etkilidir. Tedavi için kullanıldığında, şikayetlerin başlamasından sonraki 2 gün içinde ilacın başlanması gerekmekte. Ancak bu salgından önce bildirilen domuz gribi vakalarının ilaçsız da iyileştiği, belki her vakada ilaç kullanımının gerekmeyebileceği bildirilmekte.


Domuz gribinden Nasıl korunabiliriz ve önlem alabiliriz?

Hastalık için şu anda mevcut bir aşı yok.

• Korunmada ilk ve en önemli yöntem el yıkamak. Su ve sabunla 15 - 20 saniye süreyle ve sık el yıkamak hastalık riskini azaltabilir.

• Alkol bazlı el dezenfektanı içeren jeller ve mendiller el yıkayamadığımız durumlarda alternatif olarak kullanılabilir.

• Vücudumuzu sağlıklı tutmak: Yeterli uyku, stresten uzak kalmak, düzenli ve sağlıklı beslenme, bol sıvı almak

• Hasta kişilerle yakın temastan kaçınmak.


Hasta kişiler ne yapmalı?
Domuz gribi nin görüldüğü bölgelerde bulunanlar ateş ve gribal şikayetleri olduğunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir. Test veya tedavi gerekliliğine sağlık kuruluşu karar vermelidir.

Hastalığın mevcut olduğu durumda yatak istirahati, bol sıvı almak mevsimsel grip hastalığında olduğu gibi önerilir. Başka insanlara bulaştırmamak için kalabalık ortamlara girmemek, yaşlı ve çocuklardan uzak kalmak, öksürme ve hapşırma sırasında mendille ağız ve burunu kapamak ve sonrasında mendili atmak.

Perşembe, Mart 26, 2009

Depresyonun Cinsellik Uzerindeki Etkileri

Cinsel saglik bilgileri yazimizda size depresyonun cinsellik uzerinde ne kadar buyuk etkileri oldugundan bahsedecegiz.

Deprasyon ozellikle son yillarda hemen hemen herkesin yasadigi bir sorun haline geldi. Depresyon sonrasi kisi kendisine, cevresine karsida olumusuzluklar yasamakta. Hal boyle olunca cinsel yasamda deprasyon sonucunda buyuk etkilenmeler yasamaya basliyor.

Asagida yer alan yazimizda Gülüm Bacanak tarafindan aciklanmis deprasyon ve cinsel saglik uzerine bilgileri okuyacaksiniz.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Genel Sekreteri Terapist Psikolog Gülüm Bacanak, en sık rastlanan ruhsal bozuklukların başında gelen depresyonun tıpkı kalp ya da mide ülseri gibi tıbbi bir durum olduğunu kaydetti. Bacanak, "Depresyon kadınlarda en sık 35-45, erkeklerde ise 45-55 yaşları arasında çıkar" dedi.

Depresyonda negatif kısır döngü yaşandığını söyleyen Gülüm Bacanak, "Bu 'yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan çıkar' bilmecesi gibidir. Depresyon cinsel sorunlara yol açabilirken, cinsel sorunlar da mevcut depresyonu ağırlaştırabilir.

Çünkü cinsel sorunlar depresyonun yol açtığını bilmeyen hastalar, bu sorunların kendi yetersizliklerinden kaynaklandığını düşünürler. Bu da mevcut tabloyu ağırlaştırır. Ağırlaşan umutsuzluk ve karamsarlık da daha önce var olmayan cinsel sorunları ortaya çıkarır. Hasta cinsel hayatının sona erdiğini düşünerek depresyonunu ağır yaşamaya başlar. Bu durumda 'yine başarılı olamazsam' düşüncesiyle başaramama korkusuna (performans anksiyetesi) kapılan hastada, depresyon tedavi edilse bile cinsel işlev bozukluğu kalıcı olabiliyor" dedi.

Bu belirtilere dikkat


  • Hemen her gün gün boyu süren ağlamaklı, üzgün, kederli, moralsiz, mutsuz, dertli, çaresiz, neşesiz, sinirli, çökkün gibi hal.

  • Eskiden zevk alınan etkinliklerde azalma veya eskisi gibi zevk alamama.

  • İştahda azalma veya artma

  • Uykusuzluk ya da aşırı uyku.

  • Eskiye göre çok daha uzun süre uyumaya rağmen yorgun hissetme.

  • Konuşma, düşünce ve davranışlarda yavaşlama.

  • Karar vermekte, etkinliklere başlamakta ve sürdürmekte güçlük çekme.

  • Yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı.

    haber1.com

Cuma, Mart 20, 2009

Saglik icin Ipuclari

Saglik haberleri ile ilgili yazimizda hepimizin bilmesi gereken cok onemli bilgileri sizlerle paylasacagiz.

Vucudumuzun her bolumunde olan degisiklikler aslinda bazen bazi hastaliklarin habercisi oluyor. Vucudumuzda olan degisiklikler bizlere kalp rahatsizligi, kolesterol, karaciger sorunlari, Alzheimer, goz sagligi, tiroit, diyabet vb hastaliklardan aslinda haberler veriyor.

Iste bu konu ile ilgili olarak asagidaki yazimizda vucudumuzun hangi tarafinda ne ile karsilasirsak dikkat etmemiz gerektigi konusunda bilgi sahibi olabileceksiniz.

Saglik ile ilgili 16 ipucu

1. Tırnaklar
Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik yâda; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karsı karsıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karsı karsıya olduğunuzu gösterebilir.

2. Nefeslerinizi Sayın
Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek... Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

3. Gözler
Aynada gözlerinizden birine bakin. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu ayni şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.

4. Avuç içinize bakin
Avuç içlerinize dikkatle bakin. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.

5. Hafıza kontrolü
Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakin. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer'le karsılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

6. Kas kontrolü
Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.

7. Görünüş
Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

8. Tiroit misiniz?
Kollarınızı yere paralel olarak tam karsınızda birleye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.

9. Düz yürümek
Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi isliyor demektir.

10. Doğum kilonuz
Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karsı karsıya kalabilirsiniz.

11. Beliniz kalın mı?
Vücut sekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yasama riskiniz daha fazla.

12. Tuvalet sıklığı
Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık tuvalete gitmektir.

13. Nabız kontrolü
Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yasayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70'in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

14.Dişlerinizi fırçalayın
Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.

15. Parmak uzunluğu
İşaret ve yüzük parmakları ayni uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.

16. Ayak Bilekleri
Bas parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karsı karsıya kalabilirsiniz.


hurriyet.com.tr

Çarşamba, Mart 18, 2009

Hangi Cilde Hangi Fondoten

Guzellik denilince akla ilk gelenlerden bir tanesi mutlaka makyajdir. Makyaj denilince yuzunuze en cok uyguladiginiz urunlerden bir taneside suphesiz fondotenlerdir.

Bugun yazimizda sizlerle hangi cild icin hangi fondoteni kullanirsaniz daha basarili olunur onlari paylasmaya calisacagiz.

Makyaj uygulamalari dogru uyguladiginda kisiyi guzellestirdigi gibi yanlis uygulandiginda bunun tam tersi sonuclari ortaya cikarmaktadir. Bundan dolayi ozellikle fondoten kullanan bayanlara bu yaznin faydali olacagini dusunuyorum

Sıvı, krem, kompakt veya köpük... Peki hangi fondöten sizin teninize en uygun? İşte bunun doğrusunu bulmak bir sorun. Fondöten çeşitlerinin sayısı oldukça fazla, bu sebeple birçok kadın için cildine uyan ürünü bulmak çok zorlaşıyor. İster sıvı veya krem olsun, ister kompakt fondöten veya isterse de köpük halinde... Bu dört ürünün de kendine göre avantajları bulunuyor. Bununla birlikte, her birinin cilt yapısına göre etkileri eşit veya optimal değil. Bütün kadınlar taze ve doğal bir cildi olmasını arzu eder, fakat çok azı buna sahiptir. Fast food yemek, stresli meslek hayatı ve yüksek orandaki hava kirliliği ile direkt teması, cildimizi vücudumuzun en önem vermemiz gereken organı haline dönüştürüyor. Bu nedenle cildimizin kolaylıkla dengesini kaybetmesi doğal. Sivilceler, geniş deri gözenekleri, kızarıklıklar ve kurumuş veya yağlı ciltler bunun bir sonucu. Gelin birlikte hangi fondöten şekline cildinizin daha yatkın olduğunu araştıralım...

Kompakt - Kolay yağlanan ciltler için
Bir kompakt fondötenin yüze uygulanışı sıvı bir üründen daha pratik ve kolaydır. Fakat çok kuru cildi olan kişiler için kompakt fondöten bir avantaj olmaktan çıkar. Buna pudranın da karışması ile cilt daha da kuru ve hatta kepekli bir hale dönüşebilir. Aynı zamanda yüz kırışıklıkları olan kadınların da bu pratik fondöten şeklini kullanmamaları gerekir: Küçük pudra partikülleri bu kırışıklıklara kolayca yerleşerek onları daha belirgin hale getirir. Kolay yağlanabilen bir cilt için kompakt fondöten daha uygundur, çünkü cildin yağlı parlaklığı kompakt fondötendeki yüksek pudra oranı sayesinde kolayca gizlenebilir.


Sıvı - Uzun süre etkili
Sıvı fondöten kuru cilde sahip veya cildi yaşlanmış kadınlar için daha akıllıca bir çözüm olabilir. Küçük nemli bir süngercikle sürüldüğünde cildi nemlendirir ve taze, düz bir tene sahip olmanızı sağlar. Bazı özel yağsız ürünler de vardır ki, bunlar da yağlı ciltleri olan kadınlar için idealdir. Cildi hafif veya kuvvetli örten, uzun süre etkisini gösteren, mat, düzleyici ürünlerden tutun da hassas ciltlere göre olanları bile sayarsak birçok çeşidi bulunuyor.


Krem - Kış ayları için çok ideal
Genelde krem fondötenler aynı zamanda yağ içeriklidir. Bu nedenle kuru ciltler için tam çözüm getiren bir formüldür. Çok iyi bir kapatıcı olduklarından çoğunlukla mat, kepekli ciltlere çabucak taze bir görünüm kazandırırlar. Kış aylarında cildimiz en kuru olduğu zamanı yaşadığından tam da bu aylar için krem fondöten tavsiye edilir. Bu tip fondötenler hafif bir manto gibi koruyucu şekilde cildi kapladıklarından kirlenmeye müsaittir, gözenekli ciltler için uygun değildir.


Köpük - Parmaklarınızla uygulayın
Köpük cilt üzerinde hafif, hava almasına yardım eden bir etki yaratır ve mat ipeksi bir görünüm sağlar. Yüksek orandaki renk zerrecikleri ile ciltteki temiz olmayan bölgeleri veya hataları saklar ve genç veya karışık ciltli kadınlar için uygundur. Köpük fondöten en kolay yoldan parmaklarla cilde sürülür. Parmak uçlarındaki ısı sayesinde köpüğün karakteri cildi okşayan bir kreme dönüşür. Amerika�da ortaya çıkan yeni bir trende göre fondötenin örtücü karakterinde cildi yenileyen mineralli pudralar moda haline geldi ve bunlar aynı zamanda çok hafif olup, hassas ciltler için de çok yararlılar.


Bunlara dikkat edin!
Doğru fondöteni bulmak için ürünleri elinizin arka yüzünde denemeyin, çünkü orada cildin pigmentleri, yüzünüzdeki pigmentlerden farklı. Bunları çenenizde veya çene altınızda deneyin. En ideal renk tonu, tabii ki cilt tonunuza en uygun olanıdır. Fondötenleri en doğru olarak gün ışığında test edin çünkü yapay ışık bazı renk tonlarını yutar. Kim cildinden çok daha koyu bir fondötenin taze bir tatil sonrası rengi kazandırdığını düşünüyorsa, yanılıyor. Çünkü çok koyu fondötenler kadınları dinlenmiş ve taze göstermek yerine, daha yaşlı gösterir! Kullandığınız fondötenin yapısı mutlaka cilt yapınıza uygun olmalıdır. Diğer bir nokta da seçtiğiniz fondötenin güneş korumalı olmasıdır.


Fondöteni Nasıl uygulayacaksınız?
Uygularken ilk yapmanız gereken cildinizi temizlemek ve nemlendirmektir. Cildinizi temizleyip, arındırdıktan sonra cilt tipinize göre seçmiş olduğunuz nemlendirici yardımıyla cildinizin dengesini sağlamalısınız. Bu işlemin ardından bir süre beklemelisiniz. Çünkü cildiniz kremi emmeden fondöten uygularsanız istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz. Fondöteni elinizle sürebileceğiniz gibi daha hafif ve doğal olması için sünger ya da fırça kullanabilirsiniz. Uygulama esnasında az miktarda fondöten alna, buruna, çeneye ve yanaklara sürülmeli ve dudaklar da dahil olmak üzere tüm yüz derisine yayılana kadar dairesel hareketlerle homojen olarak dağıtılmalıdır. Çenede ve yanaklarda; dışa doğru ve yukarı, alında ise bir yandan öbür yana aşağı doğru; burunda, aşağı burun ucunun altına doğru, gözaltına kapatıcı kullanmıyorsanız daha ince sürmelisiniz. Cildinizde kızarıklık veya kapatmak istediğiniz bölgeler varsa fondöten öncesi kapatmalısınız. Ayrıca fondöteni sürerken yüzünüz ile boynunuz arasındaki renk dengesine dikkat etmelisiniz. Uygulama sonrası bir süngerle fazlalıkları alabilirsiniz.


Fondöten Ömrü ne kadardır?
İyi kalitede üretilmiş bir fondötenin ömrü, açılmadan 1-1.5 yıl, açıldıktan sonra ise 5-6 aydır. Pudra fondötenler, akıcı kıvamlılara kıyasla daha uzun ömürlüdür. Açıldıktan sonra 1 yıl kullanılabilir. Bozulan fondötenin kıvamı eskiye oranla daha koyudur, uygularken topaklanır, renginde ve kokusunda değişiklikler meydana gelir. Bu durumlardan herhangi biri oluştuğu taktirde o fondöteni kullanmamalısınız. Cildinizde tahriş ve alerjiye yol açabilir. Uzun süredir duran bir fondöteniniz varsa yüzünüze sürmeden önce mutlaka elinizin üzerinde deneyin. Her kullanımdan sonra ağzını silin ve kapağını sıkıca kapatın. Işıklı, sıcak ve nemli ortamlarda saklamayın. Ayrıca yağlı ciltlerin yarı sıvı bir fondöten, kuru olanların ise krem şeklinde ürün kullanmaları makyajın daha iyi görünmesini sağlayacağını unutmayın.

Şirin Ünaldı - gazetevatan.com

Salı, Mart 17, 2009

Bilmedigimiz Garip Hastaliklar

Bazi insanlar icin hastalik hastasi benzetmesi yapilir cunku ne olsa kendine bir sey oldu diyerek sanki bir doktormus misali yorumlarda bulunmaya baslar tansiyonum cikti, basim agriyor beyin tumorumu var, bacaklarimda agrilar var romatizmami oldum, klom cok uyusuyor felcmi olcam, kalbim agridi kalp krizi gecircem vb :) bir cok kuruntu.

Ama bugun sizlerle payasalacagim hastaliklari eminim ne yukarida bahsettigim hastalik hastasi kisiler ne de silzer biliyorsunuz.

Iste dunyada rastlanan en garip hastaliklardan bazilari.

Yürüyen ceset sendromu
Bu hastalığa yakalanan insanlar genellikle öldüklerini düşünüyorlar. Vücutlarından bir parçanın kaybolduğunu veya ruhlarını kaybettiklerini zannediyorlar. Kotard sendromu olarak da bilinen bu rahatsızlığa şizofren hastalarında daha çok rastlanıyor.

Kurt adam sendromu
İki yaşındaki Abys DeJesus'un yüzünde uzun tüyler çıktı. Doktorlar küçük çocuğun kurt adam sendromu olarak bilinen hastalığa yakalandığını belirttiler. Hastalığın en belirgin özelliği yakalanan kişinin kurt görünümüne bürünmesi olarak gösteriliyor. Tüm yüzü kıllarla kaplanıyor.

Vampir hastalığı
Bu hastalar gün ışığına aşırı duyarlı oldukları için, güneş ışığına en küçük bir maruz kalma bile vücutlarında ciddi şekil bozukluklarına yol açabiliyor. Bu bozukluklar arasında yüz derisinde çatlamalar, burnun ya da parmakların düşmesi, dudakların aşırı gerginleşmesi ve diş etlerinin çekilmesi sonucu dişlerin aşırı sivri görünmesi gibi durumlar var.

Mavi cilt sendromu
Kentucky'nin dağlık bölgelerinde 1960'larda mavi derili bir ailenin yaşadığı keşfedildi. Birçoğu 80 yaşına kadar yaşayan bu grubun mavi tenleri dışında hiçbir sağlık sorunu bulunmuyor. Mavi derili olma özelliği diğer jenerasyonlara aktarılan bu ailenin bazı fertlerinde mor ve çivit rengi de görülüyor.

Sıçrayan Fransız sendromu
Hastalığın kökeninin nörolojik mi yoksa psikolojik mi olduğu bilinmiyor. Bu rahatsızlığa yakalanan kişiler herşeye aşırı tepki veriyor. Bir çeşit refleks sorunu olarak görülen bu hastalıkta kişiler ani uyaranlara karşı aşırı ve beklenmeyen bir tepki gösteriyor. Rahatsızlık duygu ve zekayı etkilemez. Kalıtsaldır ve yaşam boyu sürer.

Fil hastalığı
Tropikal ülkelerde görülen bir asalak hastalığıdır. Hastalığın nedeni ise solucanlardır. Solucan, çoğalmak için yumurta bırakır. Bunlar larvalara dönüşür. Larvalar, sivrisineklerle taşınır ve sineğin soktuğu insanlara geçer. Daha sonra lenf sistemine yönelirler ve orada gelişip erişkin solucanlar haline gelirler.

Erişkinler bir yıl kadar süren bir dönemden sonra kana da karışabilirler. Ancak asıl hasar bıraktıkları yer lenf yollarıdır. Solucanlar genellikle lenf damarlarını tıkayıp iltihaba yol açarlar. Sonuç olarak da, genellikle bacakların alt kesiminde ve üreme organları çevresinde ağrılı şişlikler ortaya çıkar.

Alice Harikalar Diyarında sendromu
Alice Harikalar Diyarında sendromu vücut imajı ve şekliyle ilgili algı yanılsamaları ile (makropsi veya mikropsi) giden tuhaf bir sendromdur. Hastanın zaman, boşluk ve vücut görüntüsü algısı bozuk. Hastalar vücut şekillerinin ve ölçülerinin değiştiği algısına kapılıyor.

ekolay

Cumartesi, Şubat 28, 2009

Limon ve Cilt Guzelligi

Limonun faydalarini hepimiz biliyoruzdur bu yazimizda limonun cildimiz uzerindeki etkilerini ele alacagiz. Yazimizi okuduktan sonra Limonun cilt bakiminda ne kadar etkili oldugunu ogreneceksiniz.

• Limon, cildiniz için serinletici ve canlandırıcı bir etki yapar. Altı adet limonu, kabukları ile birlikte halka şeklinde dilimleyin. Derin bir kaba soğuk su doldurun ve içine dilimlediğiniz limonları atın.

• Limonların kabukları yumuşayana kadar en az bir-iki saat bekletin. Süre tamamlandıktan sonra limonları elinizle sıkın ve banyo suyunun içine limonları ve hazırlanan suyu ilave edin.

• Eğer limonların suda bekletilme süresi sizin için çok uzun ise, o zaman limonların suyunu sıkın ve limonlarla birlikte banyo suyuna katın. Hazırladığınız limon banyosunun içinde 20 dakika kalmanız yeterli olacaktır.

• Bu özel banyo için kan dolaşımınızı hızlandırırken, iç açıcı limon kokusu da güne dinamik başlamanıza yardımcı olacaktır.

• Limonun içerdiği asitler cilde aynı zamanda peeling görevi yapabilir. Dirsek, diz ve tabanlarda oluşan sert derileri size şimdi verecek olduğumuz limon reçetesi ile yumuşatarak, pürüzsüz görünmesini sağlayabilirsiniz.

• Bir çorba kaşığı limon suyu ile iki çorba kaşığı balı kısık ateşte hafifçe ısıtın. Ocaktan alındıktan sonra bir süre soğumasını bekleyin.

• Hazırlanan karışım soğuduktan sonra kuruyan ve çatlayan cildin üstüne sürün. 20 dakika beklettikten sonra peeling yaptığınız bölgeyi su ile temizleyin. Son olarak temizlediğiniz bu bölgeyi limon kabuklarıyla ovalıyın. Bu işlem sonunda derinizin taze görünüşü sizi bile şaşırtacaktır.

• Limon yağlı ciltler için ideal bir temizleyicidir. Çünkü limonun sıkılaştırıcı bir etkisi vardır. Tarifini verdiğimiz yüz losyonu, yüzdeki siyah nokta ve sivilcelere karşı en ideal losyondur.

• Bunun için 30 ml. limon suyunu 30 gr. bal ve 200 ml. damıtılmış suyla karıştırın ve bu karışımı bir cam şişesinin içine koyun.

• Hazırladığınız bu losyonu sabahları ve akşamları, bir pamuğa damlatarak yüzünüze sürün. Böylece hem temiz hem de canlı bir cilde sahip olacaksınız. Ancak yüzünüze bu karışı sürdükten sonra en az iki saat güneşe çıkmamaya dikkat edin. Aksi halde yüzünüzde lekeler oluşur.

Kaynak: hekimce.com

Pazartesi, Şubat 09, 2009

Kardes Kiskancligi Nasil Onlenir?

Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir. Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak, tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne - baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir.

Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı ve artık sevilmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.

Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini, onun kendileri için hala özel ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.

Kardeş Kıskançlığı Nasıl Önlenir ?

Doğum Öncesi Önlemler:

Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini hissedebilmesi gerekiyor.

Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak, her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. “Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok” mesajını verecek davranışları kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bu söylediklerimiz geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne henüz sahip değildir.

3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir (yarım gün ya da tam gün). 3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek, inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.

Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.

Kardeşi doğmadan önce fazlası ile onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir. Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.

Eşler arasında doğum sonrasında aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.

Doğum Sonrası Önlemler

- Doğum zamanı yaklaştıkça annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun gösterilmesi gerekmektedir.

- Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler (odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş gibi) çocukta gerginlik yaratabilir.

- Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması (tercihen baba) kardeşi ile ilgili duygularının alınması, gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.

- Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır (bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir).

- Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında bebeğin kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır.

- Kardeşten gelen güzel bir merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.

- Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

- Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin, aynı yakınlıkta da onun olmasına özen göstermelidir. Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.

- Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.

- Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev değişimi yapılmalı, anne ile birlikte yapılan eğlenceli aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği ona hissettirilmelidir.

- Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.

- Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.

- Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.

- Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir.Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin olabilir.

- Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.

- Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır. 3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.

- Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkar her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız. Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz; böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.

İki kardeş arasında öfke, kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır. Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.

Kaynak: GebelikveAnnelik.com - Psikolog Eda GÖKDUMAN

Cumartesi, Kasım 01, 2008

Cinsel Istek Arttirici Igne

Amerikali Jinekolog Dr. David Louis Matlock orgazm olma ve cinsel istek azligi ceken bayanlar icin orgazm asisi bulmus. Bu asi sayesinde kadinlar hem cinsel istek azligi yasamiyacaklar hemde cok daha kolay orgazm olabilecekler.

Suan ilk Amerika'da denendikten sonra Ingiltere'nin baskenti Londra'da orgazm asisi uygulanmaya baslamis.

Asi uygulandiktan sonra hassas bolgeyi buyuterek kadinlarin yaklasik 120 gun suresince orgazm ve cinsel istegini arttiriyor. Bu asinin uygulanma bedeli ise yaklasik 800 sterlin.

Asi uygulandigi hastalarda %87 basari vermis, ancak asi uygulanmadan once kucuk bir incelemeden gecmeniz gerekiyor bunun sebebi g noktasinin kontrolu, cunku orgazm asisi yanlizca g noktasi olan kadinlara uygulanabiliyor.

Asi G noktasi bulunduktan sonra ozel bir spekulum cihazi ve isik ile uygulaniyor. Asinin yapilan uygulamalarda herhangi bir yan etkisi olmadigi belirtilmis.

Orgazm asisinin Turkiye'de ne zaman uygulanmaya basliyacagi ise henuz belli degil.