psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Mart 18, 2014

Gereksiz Endişeye Kaygı Tedavisi

Gereksiz kaygı, bireyi hayatı boyunca hata yapmaya zorlar ve bireyin yaşamdan tam anlamı ile keyif almasın engel olur. Aslında her bireyde az da olsa kaygı mevcuttur, zaten hayatın anlamı da bu özel duygularda gizlidir; fakat kaygı sınırını aşmak, birey açısından oldukça tehlikeli bir durumdur.
Kaygı, bir süre sonra insan yaşamını kontrol etmeye ve bireyi olumsuz durumlara sürüklemeye başlar; bu yüzden gereksiz endişelerinizi muhakkak kaygı tedavisi yoluyla çözüme kavuşturmalısınız.


Daha Sağlıklı Bir Yaşam İçin Strese Son

Stres ve gereksiz endişe, birçok psikolojik sorunun temel kaynağıdır. Bireylerin yaşadıkları psikolojik sorunları incelediğimizde bu durumu sistematik bir biçimde ortaya koyabiliriz. Bunun için kaygı tedavisi ile gereksiz endişelerinizden kurtulmalı ve kaygıların sizi kontrol etmesine engel olmalısınız.

Her birey, yaşamı boyunca bazı sorunlarla karşı karşıya gelir ve özel hayatındaki olumsuzluklar nedeniyle psikolojik anlamda problem yaşayabilir. Önemli olan bu problemlerin ne ölçüde çözüme kavuşturulacağıdır. Bu bağlamda kaygı tedavisi ve benzeri tedavi yöntemlerinin önemi büyüktür. Hayatı dolu dolu yaşamak ve yaşadığınız her andan unutulmaz bir tat almak, ancak bu şekilde mümkün olacaktır.

Psikolojik danışmanlık hizmeti alarak kaygı tedavisi ve daha bir çok psikolojik sorun ile kolayca başa çıkabilir, ihtiyacınız olan rahatlığa uzmanlar sayesinde kolayca kavuşabilirsiniz.

Perşembe, Nisan 08, 2010

Vajinismus ve Vajinismus Sebepleri

VajinismusVajina girişini çevreleyen kasların, istemdışı kasılıp, cinsel birleşmennin acıya sebebiyet vermesine vajinismus denir. Vajina çevresindeki kaslar "Pubik Kaslar" olarak adlandırılır ve bu kaslar reflekslere bağlı olarak işlev gösterir. Vajinismus kasılmalar kesinlikle istem dışı olan kasılmalardır.

Vajinismus, zaman ilk cinsel tecrübe esnasında boy gösterir. Kimi zamanda jinekolojik muayene sırasında ortaya çıkaibilir. Pubik kaslar kasılarak vajinanın genişlemesini ve açılmasını engeller. Bunun içinde cinsel birleşme esnasında ağrı oluşturur. Hatta birleşme gerçekleşmeyebilir. Bölgede ki müdahale son bulduğunda kaslar açılır ve ağrı kesilir.

Vajinusmus sebeplerinden başlıcaları ise fizike ve duygusal faktörlere bağlıdır. Kadınlar tarafından bu rahatsızlık gibi görünsede, bu kasılmalara psikolojik olarak vücudun kendini korumasıdır.

Cumartesi, Kasım 21, 2009

Cinsel Hayatta Monotonluk

İş, güç derken bir gün cinsel yasam da monotonlaşabiliyor. Genellikle evli çiftlerin başına gelen bu durumun birçok sebebi olabilir. Monotonlaşan cinsel hayatın en büyük nedeni heyecanı kaybetmekten kaynaklanan sebepler olacaktır.

Cinsel hayat daki mutluluk hem kadın hem de erkek için çok önemli. Evliliğin yürütülebilmesi, sağlıklı anne ya da baba olabilmek için sadece seks değil monoton olan her şeyden mümkün olduğunca kaçmak gerekiyor.

Cinsel hayattaki monotonluğun sebepleri
• Mutsuz partner
• Seks alışkanlıkları
• Tutucu olmak
• Yeniliklere açık olmamak
• Utanma ve çekinme

Vb… psikolojik nedenler cinsel hayatı monotonlaştırıyor. Monoton cinsel yasam bir süre sonra mutsuz bir evliliğe dönüşecektir. Bu yüzden heyecanı geri kazanmak gerekiyor.

Cinsel hayat nasıl hareketlendirilir?

Cinsel hayata getirilen heyecan taze kan gibidir. Sürekli yeni şeyler denemek, sürprizler yapmak, şaşırtmak, imaj değiştirmek ve en önemlisi istek cinsel hayata heyecan getirecektir. Tüm bu hareketler daha doğrusu hareketlilik mutlu bir cinsel hayat sağlayabilir.

Mutlu bir cinsel yasam için eski sıkıcı alışkanlıkların terk edilmesi kadar diyalog kurabilmekte çok önemli.

Cinsellik de en önemli detay ön sevişmedir. Ön sevişme ne kadar uzun olursa şehvet o kadar yüksek olacak. Çoğu insan bu kısımda acele eder. Oysa ki alınacak heyecan ve orgazm süresi öne sevişmeyle uzatılabilir.

Kaç yıllık evliyim heyecan mı kalır demeyin. Her yaşta heyecan yakalanılabilir.

Uzmanlara göre sağlıklı cinsel hayat yaşayamayan çiftlerin mutlu bir evlilik sürdürebilmesi neredeyse imkânsız.

Cuma, Haziran 26, 2009

Cocuklarin Internet Kullanma Yasi Ne Olmalidir?

cocuklar ve internet kullanim yasiBilgisayar istemeyen bir çocuk tanıyor musunuz? Büyüme sürecinde televizyondan sonra en çok dikkatlerini çeken oyuncak bilgisayarlar. Bilgisayar çıktı çıkalı oyuncaklar bir köşeye atıldı. Kendilerini kaybedercesine daldıkları bilgisayar oyunları, çocukları olumsuz etkileri altına almış durumda. Dersler konusunda gösterdikleri ilgisizlik, sandalyeye çakılıp aktivitelerden yoksun kalmak ve kendilerine uygun olmayan bilgisayar oyunları bilgisayarın çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri olarak sayılabilir.

Çocuklar elbette ki bilgisayar kullanmalı. Gülse Birsel’in ttnet reklamın da söylediği gibi. “internette vitamin var.” Fakat aile koruma şifresi şartıyla. Çocuk internet yaşında ve aile koruma şifresi eşliğinde bilgisayar kullanmalı. Bu şekilde, birçok şey öğrenebilir ve internetin olumlu yanlarından faydalanabilir.

Çocuğun internet yaşı kaç olmalı?
7–11 yaşlarındaki çocuklar birçok şeyi öğrenmiş, ailesi tarafından sağlığı için konulan kuralları anlamış olacağından, bu yaştaki çocuklar internet kullanabilir. Aynı yaşlar telefon merakları içinde geçerli.

Çocuklar bilgisayar oyunlarından nasıl etkileniyor?
Çocuklar bilgisayar oyunlarına çok meraklı. Sayısı binlerle ifade edilebilecek bilgisayar oyunlarından çocuğa ve yaşına uygun olanlar seçilmeli. Silah, bomba, kılıç vs… gibi şiddet içeren bilgisayar oyunları kesinlikle çocuklar için uygun değil. Kimi zaman büyüklerin bile etkilendiği bu şiddet içeren bilgisayar oyunları bilinçaltında iz bırakıyor. Bu oyunlar yüzünden çocuğun kişiliğinin etkilenmesi ve psikolojisinin bozulması uzamanlar tarafından açıklanan bir gerçek. Her gün düzenli oynanan bilgisayar oyunları günlük hayatı bile etkiliyor. Çevresine, gördüğü her şeyi oyuna uyarlayarak bakabiliyor. Bu duruma el konulmaması çocuğun ileride gerçekle gerçek olmayanı ayıramama gibi ciddi durumlarla karşılaşmasına sebep olabilir.

Çocukları, bilgisayarların zararlarından nasıl koruyabiliriz?
Öncelikle, onları spora ve ya çeşitli aktivitelere yönlendirmenin sağlıkları açısından faydası büyük olduğunu söyleyelim. Gelişim süreçlerinde oluşan ilgi alanlarının kaderlerini çizdiğini düşünürsek bu konuda daha fazla çaba sarf ederiz. Onları zorlamak ve onlar adına meslekler karar vermek bir ebeveyn yanlışıdır bunu sakın unutmayın. Çocuklara bilgisayarı yasaklamakta bir diğer yanlış. Sadece bilgisayarı nasıl kullanması gerektiğini öğretmeniz yeterli olacaktır. Aile koruma şifresi gibi önlemler, çocuğun aldığı ya da bir şekilde edindiği oyun ve CD leri kontrol etmek çok önemli. Ailesiyle birlikte oynayabileceği zekâ geliştiren oyunlar seçilebilir, merakını kamçılayan şeyleri araştırmasını öğretip birçok bilgi edinmesini sağlayabilirsiniz. Bilgisayar, zararları önlediğinde bir öğretmene dönüşebilir.

Kaynak: Sağlık Bilgileri

Salı, Haziran 09, 2009

Stres Yok Panik Yok

stres ile ilgili resimYeni çağın paylaşılamayan hastalığı stres!

Bir strestir gidiyor, son yıllarda memleketimizin saygı değer doktorları bile bu şifre çözücü kelimeyi dillerine dolamış gibiler. Belki de bu konuda haklıdırlar. Onların bu konudaki haklılıkları ve çevremizdeki sayısı gerçekten fazla örnekler ışığında şunu söyleyebiliriz: Evet, vücudumuzdaki her şikayetin çıkış noktası telaffuzu bile gerginlik veren kelime, herkese yakışır hastalık stres.

O çok güvendiğimiz en küçük sorundan en korkutucu rahatsızlığa kadar bizi cesur bir savaşçı gibi koruyan bağışıklık sistemimizi hiç zahmet göstermeden yıkma potansiyeline sahip tek güç sizinde tahmin ettiğiniz gibi stres.

Kimileride gerekli gördükçe "çıkarır kullanırım" zihniyetiyle bir kenarda malzeme gibi bekletir şu depresif hastalıkları. Kısacası bahanedir, ortak suçludur. Doktorların söyleyecek kelimelerinin tükendiği durumlarda "al, buda sana elimde kalan son teşhis " der gibi stresi habire ortaya atmalarını mantıklı bulmak tartışılır bir gerçek.

Insan sağlığını çaktırmadan ama diğer yandan gümbür gümbür tehdit eden "stres" unsurunu toplum olarak çok daha ciddiye almamız gerekecek. Bu konuda en büyük sorumluluk sanırım yurdum doktorlarına düşüyor. Karşılarına geçip birbirini andıran cümleler sıralayan hastalarına ciddi boyuttaki psikolojik hastalık teşhislerini koyup birkaç kutu rahatlatıcı ilaç yazmadan durup biraz daha düşünebilirler belkide.

Bizler ise bu olayı basite indirgemeden ama kendimizi pasifizede etmeden daha fazla tanımayı ve doktorları abartılı şikayetlerimizle gereksiz yere meşgul etmemeyi öğrenerek üzerimize düşeni yapabiliriz. birazda kendimizin doktoru olmalıyız.yani;

Son olarak No Stres No Panik! :)

Çarşamba, Nisan 01, 2009

Çocukluk Döneminde Cinsellik ve Cinsel Eğitim

Bugun sizlerle cocuk psikolojisi uzerene bir yazi paylasacagim. Cocuklarimiz buyumeye basladikca merak ve istekleride yasla birlikte dogru orantili degismeye baslar. Bu degisikliklerden bir taneside cinselliktir.

Asagida yer alan yazimizda cocukluk doneminde cinsellik ve cocugumuza verebilecegimiz cinsel egitim ile ilgili aciklamali bilgileri bulabilirsiniz.

Cinsellik; sağlıklı bir insan profilinde önemli bir yer tutar. Cinselliğin temeli çocukta verilen eğitimlerle atılır. Çocuğun kendi bedenini keşfetme süreci ile başlayan cinsellik oyunlarla devam eder. Bir çok anne – baba çocuğun cinselliği çağrıştıran davranışları ile karşılaştığında ne yapacağını bilememekte ve bu davranışları yetişkin cinselliği ile karıştırmaktadır. Oysa ki çocuk cinselliği yetişkin cinselliğinden tamamen farklıdır ve çocuğun gelişiminde normal bir süreç olarak değerlendirilir.

Cinsel eğitim de anne babaların öncelikle bilmesi gereken şey; sakin olmak ve bu keşfin doğal bir süreç olduğunu kabul etmektir.

Cinsel keşifler 2 yaş dönemi ile birlikte artar. Bu dönemde; hareketlenen çocuğun bezlenme ve tuvalet eğitimi sürecinde cinsel organına dokunması ve bu dokunuşlarda hoşa giden farklı duygularını keşfetmesi ile başlar. Oyunlarında başta rastlantısal olarak başlayan bu davranış sonra bilinçli dokunuşlarla sık olarak tekrar edebilir. Bu davranışın engellenmeye çalışılması çocuğun dikkatini daha çok çeker ve merakını arttırır. Özellikle de 2 çocuğunun inatlaşma özelliği ile bu davranışın pekişmesi sağlanır. Sürekli yapılacak uyarılar çocuğun kendini suçlu hissetmesine ve hata yaptığı düşüncesine kapılmasına neden olabilir.

Bu davranış tekrarının çok fazla olduğu gözlendiğinde; çocukta bazı stresel faktörlerin varlığı düşünülebilir. Bu davranış doğal bir süreç olarak kabul edilse de sıklığı önemlidir. Yalnız kalan, canı sıkılan, oyun arkadaşı bulamayan, sürekli olarak engellenen, beslenme – tuvalet eğitiminde baskı yapılan ve içe dönük yapıdaki çocuklarda bu davranış daha sık gözlemlenir. Bu nedenlerin tespit edilerek anne baba tarafından gerekli önlemlerin alınması gerekir. Uyku dönemlerinde de bu davranışların sıklığının arttığı gözlemlenmektedir. Bu nedenle önerimiz; özellikle de bu dönemde çocuğun uykusu gelmeden yatağına yatırılmaması veya uykuya dalana kadar yanına kalınmasıdır.

3-5 yaş aralığında cinsel bilgiler çocuklar tarafından daha çok öğrenilmek istenir. Soru kime sorulursa o kişi cevap vermelidir. Bir kız çocuğu babaya soru yönelttiğinde “Annene sor” gibi bir yönlendirme çocukta olumsuz bir izlenim yaratacaktır.

“Ben nasıl doğdum? Bebekler nasıl dünya gelir? Okuldaki arkadaşımın neden pipisi yok? Neden o ayakta tuvaletini yapıyor?”

Bu sorular, kesinlikle cevapsız bırakılmamalıdır. Cevaplar çocuğun anlayabileceği bir dilde ve yaşına uygun olmalıdır. Çocuk cinsel eğitim kitaplarındaki kadın ve erkek bedenlerini birlikte inceleyebilirsiniz. Cinsel organları bilimsel isimleri ile tanımlayabilirsiniz. Sorulan soruya şaşırdıysanız, nasıl cevap vereceğinizi bilemediyseniz bunu hissetmemesine özen gösterin. Sizin her tepkinizi izlediğini unutmayın. Doğal davranışlarınız ve rahat açıklamalarınızla cinselliğin normal bir süreç olduğunu öğrenecektir. Arkadaşları ile oyunlarında birbirlerinin cinsel organlarını tanımaya çalıştıklarını görebilirsiniz. Oyunlarında karı - kocacılık, sevgili olma, öpüşme vb. davranışlar sizi şaşırtmasın. Bu oyunlarına kızarak ve ayıplayarak tepki göstermemelisiniz. Ona arkadaşı ile nasıl oyun oynaması gerektiğini sakince açıklayın. Bazı şeyleri merak etmesinin doğal olduğunu, arkadaşının ve kendisinin cinsel organının kendilerine özel olduğunu, sadece doktorunun ve acıdığında anne – babanın dokunabileceğini anlatabilirsiniz. Kendinizden de örnekler vermeniz onu rahatlatabilir.

Anne – babanın cinsel organı ve cinsel yaşam ile ilgili merak da başlayabilir. Anne, baba tuvalete gittiğinde, banyo yaparken onları gizlice izlemeye çalışabilir. Burada cinsel yaşamla ilgili bilgi vermek yerine bunun anne babaya özel olduğunu ifade etmek yararlı olacaktır. Ayrıntılı bilgiler bu yaştaki bir çocuğun kafasını karıştırabilir. Bu tür soruları önlemek için anne – baba ya da daha büyük kardeşlerin evde çıplak dolaşmalarının engellenmesi, birlikte banyo yapılmaması ve aynı yatakta yatılmaması gereklidir. Bu nedenle bir çok aileye birlikte yatmalarının sakıncaları üzerinde önemle durmaktayız. Sabahleyin yapılan yatak buluşmaları ile birlikte yatma özleminizi giderebilirsiniz.

Çocuk, rastlantısal bir şekilde anne ya da babayı çıplak görürse hemen kaçılmamalı, sakince örtünülerek kadın ya da erkeğin vücudunun büyüdükçe değişebileceğinden bahsedilmelidir. Anne – babanın cinsel yaşamlarındaki gizliliğe önem vermesi gerekmektedir. Cinsel aktiviteye tanık olan bir çocuk bu süreci zihinsel olarak algılamayacağı gibi endişeler de yaşayacaktır. Sürekli kaçınmak ve gizlenmek gibi çabalara da dikkat etmek gerekir. Bu davranışlar çocuğun merakını daha çok arttırabilir. Anne – babanın birbirine sarılması, öpmesi gibi davranışların çocuk yanında yapılmasında bir sakınca yoktur. Bu sadece anne babanın birbirini sevdiğini gösteren bir davranıştır ve çocuğun duygusal gelişimini aksine olumlu etkileyecektir.

Çocuk ile ailenin iletişimi çok önemlidir. Sağlıklı bir iletişim yolu ile sağlıklı bir cinsel eğitim verilebilir. Cinsel eğitim; anne – baba tarafından her yaşa uygun bir şekilde verilmelidir. Zamanında yeterli bilgi verilmeyen çocuklar daha farklı - gizli ve tehlikeli yollardan meraklarını gidermeye çalışabilir. Bu yanlış öğrenmeye neden olur. Çocukluk döneminde sağlıklı atlatılan bir cinsel gelişim ergenlik ve yetişkinlik dönemindeki cinselliğin temelini oluşturacaktır. Ergenlik dönemindeki cinsel gelişim değişen bedenin de varlığı ile çok daha zordur. Ergenlik döneminden önceki cinsel bilgilendirmeler de büyüme sürecindeki çocuk için çok önemlidir.

Çocuğunuza vereceğiniz cinsel eğitim sürecinde kendiniz yetersiz hissettiğinizi düşündüğünüzde ve ne yapacağınızı bilemediğinizde bir uzman danışmanlığı alabilirsiniz.

Kaynak: GebelikveAnnelik.com

Pazar, Şubat 15, 2009

Cocuklarda Davranis Problemleri

Saglik bilgileri yazilarimiza cocuk psikolojisi ile devam ediyoruz. Asagida yeralan yazimizda cocuklarimizin davranislari ve bu davranislari ile neler ifade etmek istediklerini ayrica davranis problemlerine karsi ne gibi onlemler alacaginiza dair bilgileri bulabilirsiniz.

Aile ve öğretmenlerin çocukların büyüme dönemlerinde sıklıkla karşılaştıkları, baş etmekte yetersiz kaldıkları ve çözülemediğinde bir uzman desteğini gerektiren problemli davranışların bütünüdür. Çocuğun içinde bulunduğu yaş grubunun toplumsal değerlerinin veya kurallarının benimsenmediği, tekrarlayan ve sürekli olarak görülen, çevre ile uyumsuzluk yaratabilen davranışlardır. Davranım problemleri yaşayan çocuklar yoğun öfke nöbetleri, saldırganlık, arkadaş ilişkilerinde problemler gösterebilirler. Bu dönemde yaşanan problemleri çocuğun içinde bunduğu yaş dönemine, davranışın sıklığına, sürekliliğine ve yoğunluğuna göre değerlendirmek gerekir. 2 yaş döneminde yaşanan öfke, inatlaşma ve vurma davranışları bu yaşa özgü davranışlar olduğundan bir davranım problemi olarak değerlendirilmemelidir. Bu, diğer yaş döneminde kendiliğinden ortadan kalkabilecek bir davranış biçimidir. Eğer bu davranış diğer yaş dönemlerinde de yoğun bir şekilde gözlenmeye devam ederse ve zamanla şiddet içerikli bir şekle bürünürse o zaman normalden sapan bir davranış olarak değerlendirilebilir. Kısa süren ve sıklıkla tekrar etmeyen çocukluktaki davranışlar bir davranım bozukluğunu göstermez. Sürekli ve tekrarlayan bir şekilde devam eden yalan söyleme, öfke kontrol edememe, evden kaçma, çalma, cinsel taciz, fiziksel ya da sözel bir saldırganlık davranışları davranış bozukluğunu gösterebilir.

Çocukluk döneminde başlayan yalan söyleme, arkadaşına vurma ya da arkadaşının oyuncağını çalma davranışı ilerleyen yaşlarda takip edilmelidir. Bu davranış süreklilik gösterdiğinde ve davranışın şiddeti arttığında bir davranış bozukluğu olarak değerlendirilebilir. Dürtü kontrolü azalabilir. Kendisini güçlü hissetme ve toplumsal kurallara sürekli karşı gelme davranışları artabilir. Başkalarının duygularını önemsememe, güvenliklerini tehlikeye atma, isteklerine cevap vermeme görülebilir. Bu tip davranışlar erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür. Okulda arkadaşları ile ilişkilerinde ve aile içerisindeki ilişkilerde problem yaşarlar. Akademik başarıları düşebilir. Sıklıkla kavga çıkarabilirler bu nedenle disiplin sorunu yaşarlar. İntihar eğilimi, madde kullanımı ve erken cinsel davranışlar gösterebilirler.

Sorunların temelinde kendilerini değil başkalarının olduğunu ifade ederek sürekli başkalarını suçlama davranışı içerisindedirler. Kendi davranışları için hep mantıklı bir açıklama yapma çabası gözlemlenir. Bu tip davranışlar gösteren gençlerle kurulan iletişimin sağlıklı olması çok önemlidir. Kızmak, bağırmak, şiddet göstermek bu sorunları asla azaltmayacak ve çözmeyecektir. Aksine bu sorunların şiddetini daha da arttırarak çocuğun sizden daha fazla uzaklaşmasına, kendisi ve çevresi için daha tehlikeli sonuçlar yaratmasına neden olacaktır. Olumlu davranışları üzerinde daha fazla durularak güven ve sevgi çerçevesi içine bir ilişki kurulması sağlanmalıdır.

Eğer bu ilişki tüm çabalara rağmen okul - aile - çocuk arasında kurulamıyorsa bir uzman desteği almak çok daha sağlıklı olacaktır.

Kaynak: GebelikveAnnelik.com

Pazartesi, Şubat 09, 2009

Kardes Kiskancligi Nasil Onlenir?

Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir. Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak, tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne - baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir.

Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı ve artık sevilmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.

Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini, onun kendileri için hala özel ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.

Kardeş Kıskançlığı Nasıl Önlenir ?

Doğum Öncesi Önlemler:

Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini hissedebilmesi gerekiyor.

Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak, her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. “Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok” mesajını verecek davranışları kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bu söylediklerimiz geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne henüz sahip değildir.

3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir (yarım gün ya da tam gün). 3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek, inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.

Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.

Kardeşi doğmadan önce fazlası ile onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir. Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.

Eşler arasında doğum sonrasında aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.

Doğum Sonrası Önlemler

- Doğum zamanı yaklaştıkça annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun gösterilmesi gerekmektedir.

- Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler (odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş gibi) çocukta gerginlik yaratabilir.

- Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması (tercihen baba) kardeşi ile ilgili duygularının alınması, gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.

- Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır (bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir).

- Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında bebeğin kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır.

- Kardeşten gelen güzel bir merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.

- Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

- Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin, aynı yakınlıkta da onun olmasına özen göstermelidir. Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.

- Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.

- Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev değişimi yapılmalı, anne ile birlikte yapılan eğlenceli aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği ona hissettirilmelidir.

- Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.

- Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.

- Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.

- Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir.Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin olabilir.

- Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.

- Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır. 3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.

- Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkar her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız. Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz; böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.

İki kardeş arasında öfke, kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır. Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.

Kaynak: GebelikveAnnelik.com - Psikolog Eda GÖKDUMAN