Cumartesi, Şubat 28, 2009

Limon ve Cilt Guzelligi

Limonun faydalarini hepimiz biliyoruzdur bu yazimizda limonun cildimiz uzerindeki etkilerini ele alacagiz. Yazimizi okuduktan sonra Limonun cilt bakiminda ne kadar etkili oldugunu ogreneceksiniz.

• Limon, cildiniz için serinletici ve canlandırıcı bir etki yapar. Altı adet limonu, kabukları ile birlikte halka şeklinde dilimleyin. Derin bir kaba soğuk su doldurun ve içine dilimlediğiniz limonları atın.

• Limonların kabukları yumuşayana kadar en az bir-iki saat bekletin. Süre tamamlandıktan sonra limonları elinizle sıkın ve banyo suyunun içine limonları ve hazırlanan suyu ilave edin.

• Eğer limonların suda bekletilme süresi sizin için çok uzun ise, o zaman limonların suyunu sıkın ve limonlarla birlikte banyo suyuna katın. Hazırladığınız limon banyosunun içinde 20 dakika kalmanız yeterli olacaktır.

• Bu özel banyo için kan dolaşımınızı hızlandırırken, iç açıcı limon kokusu da güne dinamik başlamanıza yardımcı olacaktır.

• Limonun içerdiği asitler cilde aynı zamanda peeling görevi yapabilir. Dirsek, diz ve tabanlarda oluşan sert derileri size şimdi verecek olduğumuz limon reçetesi ile yumuşatarak, pürüzsüz görünmesini sağlayabilirsiniz.

• Bir çorba kaşığı limon suyu ile iki çorba kaşığı balı kısık ateşte hafifçe ısıtın. Ocaktan alındıktan sonra bir süre soğumasını bekleyin.

• Hazırlanan karışım soğuduktan sonra kuruyan ve çatlayan cildin üstüne sürün. 20 dakika beklettikten sonra peeling yaptığınız bölgeyi su ile temizleyin. Son olarak temizlediğiniz bu bölgeyi limon kabuklarıyla ovalıyın. Bu işlem sonunda derinizin taze görünüşü sizi bile şaşırtacaktır.

• Limon yağlı ciltler için ideal bir temizleyicidir. Çünkü limonun sıkılaştırıcı bir etkisi vardır. Tarifini verdiğimiz yüz losyonu, yüzdeki siyah nokta ve sivilcelere karşı en ideal losyondur.

• Bunun için 30 ml. limon suyunu 30 gr. bal ve 200 ml. damıtılmış suyla karıştırın ve bu karışımı bir cam şişesinin içine koyun.

• Hazırladığınız bu losyonu sabahları ve akşamları, bir pamuğa damlatarak yüzünüze sürün. Böylece hem temiz hem de canlı bir cilde sahip olacaksınız. Ancak yüzünüze bu karışı sürdükten sonra en az iki saat güneşe çıkmamaya dikkat edin. Aksi halde yüzünüzde lekeler oluşur.

Kaynak: hekimce.com

Travmatik Masturbasyon Sendromu (TMS)

Cinsel saglik bilgileri yazmizda bu defa sizlerle CISED'in yapmis oldugu bir arastirmayi paylasacagiz. Yapilan arastirmada erkeklerin %60'nda gec bosalma sorunu oldugu ortaya cikti.

Travmatik Mastürbasyon Sendromu (TMS) nedir?
CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Travmatik Mastürbasyon Sendromu (TMS) bazı erkeklerin yatağa yüzüstü (yüzükoyun) pozisyonda uzanarak ve penislerini yatağa, yastığa, döşemeye ya da ellerine sürterek mastürbasyon yapma alışkanlıklarına verilen isimdir.” dedi.

Yüzüstü şekilde mastürbasyon yapmanın sakıncaları var mı?
Yüzüstü şekilde mastürbasyon yapmanın sakıncalarına dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak; “Yüzüstü bir şekilde mastürbasyon yapmak penise ve özellikle de penis tabanına aşırı bir baskı uygulanmasına neden olmakta ve bu etki normal bir mastürbasyon ya da cinsel ilişkiyle sağlanamamaktadır. Bu da yüzüstü şekilde mastürbasyon yapmaya alışan kişilerin normal cinsel ilişki kurmalarına engel olabilmektedir.” dedi.

Travmatik Mastürbasyon Sendromu yaşayan erkekler misyoner pozisyonunu tercih ediyorlar
Travmatik Mastürbasyon Sendromu yaşayan erkeklerde en sık görülen cinsel işlev bozukluklarının anorgazmi ya da geç boşalma olduğunu söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Yüzüstü (yüzü koyun) pozisyonda mastürbasyon yapan erkeklerin %60’ı cinsel ilişkilerinin çoğunda anorgazmi ve geç boşalma sorunundan şikayet ederken, sırtüstü uzanmış bir şekilde mastürbasyon yapan erkeklerin sadece %4’ü aynı şikayetlerde bulunmaktadır. Yine yüzüstü mastürbasyon yapan erkeklerin üçte biri ereksiyon sorunları yaşarken, bu oran sırtüstü uzanarak mastürbasyon yapan erkeklerde sadece %5’dir. Ayrıca yüzüstü şekilde mastürbasyon yapmaya alışan erkeklerin çoğu -eğer cinsel ilişki kurabiliyorlarsa- misyoner pozisyonunu tercih ettiklerini ve oral seksten de zevk almadıklarını bildirmişlerdir" dedi.

Travmatik Mastürbasyon Sendromu’nun tedavi nasıl olur?
Travmatik Mastürbasyon Sendromu’nun tedavisinin olduğunu söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Öncelikle bu kişilerin yüzüstü uzanarak mastürbasyon yapma alışkanlığından vazgeçmesi ve geleneksel mastürbasyona alışmaları gerekmektedir. Bu biraz zaman alacaktır ve bu sürede orgazm olma güçlüğü yaşanabilir. Yüzüstü şekilde mastürbasyon yapmaktan vazgeçmek o kişileri cinsel açıdan deneyimlere daha açık hale getirecektir.” dedi.

CİSED 20 erkek üzerinde bir araştırma yaptığını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak; “CİSED olarak erektil disfonksiyon (iktidarsızlık) tanısı almış 20 erkek üzerinde yürüttüğümüz bir çalışmada; mastürbasyon alışkanlıklarının ve Travmatik Mastürbasyon Sendromu’nun erektil disfonksiyon üzerinde %20 oranında etkili olduğu gördük. Ayrıca Travmatik Mastürbasyon Sendromu tek başına bir cinsel işlev bozukluğuna sebep olmasa bile, ortaya çıkartıcı bir etken olarak diğer nedenlerle birlikte rol oynayabilir.” dedi.

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=179163

Çarşamba, Şubat 25, 2009

Varikosel

Saglik bilgileri yazimiz erkekleri yakindan ilgilendiriyor. Ozellikle bebek sahibi olmak isteyip olamayn ciftlerin doktora basvurmalari sonucunda ortaya cikan varikosel basit sayilabilecek bir operasyon ile ortadan kalkmakta. Asagida yeralan yazmizda varikosel ile ilgili tum bilgileri bulabilirsiniz.

Varikosel nedir? Varikosel Nasıl tedavi edilir?
Varikosel testislerdeki kanı boşaltan venlerin (toplardamar) genişleyip varisleşmesidir

Toplardamarların iç yüzeyinde kan dolaşımını düzenleyen kapakçıklar işlevlerini yitirmiştir ve kanı boşaltamamaktadır. Testisten çıkan toplar damarların aşırı ve anormal olarak genişlemiş olması, testiste ısı etkisi ve beslenme bozukluğu sonucu sperm üreten hücreleri toksik bazı maddelerle karşı karşıya bırakır. Bu durum maddeler testis içinde etki yarattığı için sperm oluşumunu kötü etkiler. Testislerin sonografik muayenesi ve damarsal araştırılması gerekir. Böyle bir durum cerrahi müdahale ile düzeltilir

Puberte sonrası erkeklerin yaklaşık % 10-20 sinde görülür. Kısırlık (infertilite) şikayeti olan erkeklerin ise yaklaşık %40 ında varikosel mevcuttur. Sekonder infertilite şikayeti olan erkeklerde ( önceden en az bir çocuğu olan ancak şimdi kısırlık şikayeti çeken) ise bu oran % 80 lerin üzerine çıkmaktadır. Varikosel her iki testiste de görülebilir. Ancak anatomik komşulukları dolayısı ile sol testiste görülme oranı % 85, sağ testiste görülme oranı ise % 15 civarındadır. Bir taraftaki varikosel genellikle diğer testisi de etkilemektedir.

Varikosel çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Ancak bazen aşağıdaki belirtiler görülebilir:

* Testislerde ağrı
* Testislerde küçülme
* Testislerde dolgunluk hissi
* İnfertilite (kısırlık)
* Gözle görülebilen genişlemiş damarlar
* Ele gelen genişlemiş damarlar

Varikoselin neden kısırlığa sebep olduğu konusunda henüz kesin bir bilgi yoktur. Ancak genişleyen damarların testislerde sebep olduğu ısı artışının sperm üretimini olumsuz etkilediği, genişleyen damarlarda biriken kanda anormal konsantrasyonlara ulaşan böbreküstü bezi ve renal ürünlerin sperm oluşumunu olumsuz etkilediği, yine bazı metabolik ürünlerin artması ve oksijenlenmenin azalmasının sperm üretimini olumsuz etkilediği gibi birtakım teoriler mevcuttur.

Bazen hastalar testislerinde gördükleri veya ayakta iken ellerine gelen genişlemiş damarlar sebebi ile doktora gelirler. Doktor tarafından yapılacak elle muayene ile genellikle tanı konur. Bazen ultrasonografi / Doppler gerekebilir. Bütün varikoselli hastalara 4 günlük cinsel perhizden sonra sperm tahlili (spermiogram) yapılıp sperm sayısı, hareketliliği ve şekilleri araştırılmalıdır. Hastaların yaklaşık %70 inde sperm yoğunluğu ve hareketliliği azalmış, şekilleri bozulmuştur. Bu hastalarda yüksek oranda kısırlık görülür. Kısırlık şikayeti olan varikoselli erkeklerde, çok yoğun ağrı şikayeti olanlarda ve testislerinden biri diğerine göre anlamlı küçülme göstermiş varikoselli erkeklerde cerrahi tedavi önerilir. Tedaviye geçmek için varikoselin mutlaka sperm değerlerini bozmuş olması gerekir. Yani spermi normal ise tedavi edilmeyebilir. Evli olmayan erkeklerde de varikosel bulunmuş ve sperminde bozulma başlamış ise tedavi yapılmalıdır. Eğer erkek adolesan çağda, yani henüz ergenliğe gelmemiş ise ve sperm veremiyorsa bu durumda testiste küçülme olup olmadığına bakılır. O taraf testisi %10’dan fazla volüm kaybetmiş ise yine ameliyat endikasyonu vardır.

Testislerinde ağrı olan ve muayene ile varikosel saptanan erkeklerde bu ağrının mutlaka varikoselden kaynaklanıyor olması gerekmez. Önce diğer nedenler araştırılmalı ve semptomatik tedavi yapılmalı, ondan sonra varikoselin tedavisine geçilmelidir.

VARİKOSELİN TEDAVİSİ
Ameliyat sırasında mikroskop kullanılması önerilmektedir. Ameliyatı kasık bölgesinden yapılan küçük bir kesi ile gerçekleşir. Testisi drene eden venler bağlanır. Basit bir ameliyattır ve genellikle hastane de yatmayı gerektirmez. Varikosel ameliyatının başarı şansı değişiktir. Mikroskobik yapılan ameliyatların başarı şansı diğerlerine oranla çok daha yüksektir. Yaklaşık 30-60 dk. sürer. Bu sırada testisle ilgili diğer oluşumların zarar görmemesine özen gösterilmelidir. Varikosel ameliyatı dikkatli yapılmaz ise hidrosel (testis çevresinde sıvı birikimi), atrofi gibi komplikasyonlar görülebilir. Ama son yıllarda, ameliyat tekniğinde elde edilen ilerlemeler sayesinde bu komplikasyonlara hemen hemen hiç rastlanılmamaktadır. Bunda cerrahın deneyimi önemlidir. Ameliyat olacak kişilerin bunu iyi bilmesi ve ameliyatı yapacak doktordan da bu konuda bilgi alması gerekir. Ameliyattan 3 ay sonra sperm üretiminde düzelme görülmeye başlar. Sperm tetkiki ameliyattan sonraki 3-6. ayda yapılmalıdır. Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların %50-80 inde görülür. Gebelik üzerindeki etkisi de yüzde 20-69 civarında artmaktadır. Azoospermi olgularında da varikosel ameliyatı yapılması önerilirse de, başarısının daha düşük olacağı önceden belirtilmelidir.

Tüp bebek uygulaması yapılacak erkeklerde de varikosel ameliyatı yapıldıktan sonra tüp bebeğe geçilmesi başarıyı artırabilir. Ameliyat edilen hastaların bir kısmında sperm değerleri biraz daha yükselerek mikroenjeksiyon (ICSI) yerine aşılama (IUI) uygulamasına geçilebilir, hatta doğal yolla gebe kalma şansı da elde edilebilir. Spontan gebelik sağlanamayan hastalarda sperm sayısı, motilite veya sperm morfolojisindeki iyileşme ile yardımcı üreme tekniklerinin başarısı artmaktadır.

Cumartesi, Şubat 21, 2009

Agiz ve Dis Sagliginda Yapilan Hatalar

Saglik bilgileri yazilarimizdan bugunku konumuz agiz ve dis sagligi uzerine, asagidaki makalemizde agiz ve dis bakiminda yaptigimiz 30 hatayi bulabilirsiniz. Bu hatalari okuyarak yapmamaya gayret gostermek ilk olarak agiz ve dis saglimizi sonrada diger olabilecek hastaliklara karsi bizleri koruyacaktir.

Ağız ve diş sağlığı konusunda farkında olmadan yaptığımız hatalar, kimi zaman telafisi çok güç sonuçlar doğurabiliyor. Buna rağmen, toplumumuzda her konuda olduğu gibi diş bakımı konusunda da kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek oldukça yaygın.

Beyazlatmak isterken başvurulan yanlış yöntemler nedeniyle sağlıklı dişler kaybedilebildiği gibi, söz gelimi "ağız kokusu herkeste olur" tarzında yanlış bir bilgi yüzünden tedavi edilebilecek bu sorundan kurtulmak akla bile getirilmez. Oysa ağız kokusu; çürük diş, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit yahut üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanabilen bir ağız problemidir ve kişinin sosyal yaşam kalitesini düşüren bir etkendir.

Çocuklarda süt dişinin erken çekimi, yeni sürecek olan daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olacağı için, bu dişlere dolgu yapılması gerekirken, diş bakımı konusunda yeterli bir bilince sahip olmayan ebeveynler, nasıl olsa yeni diş gelecek diye çocuklarına dolgu yaptırmaya yanaşmazlar. Bu saydıklarımız, ağız ve diş bakımı konusunda yapılan onca yanlıştan sadece birkaçı.

Diş Hekimi Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, ağız ve diş bakımında doğru bildiğimiz yanlışlar ya da yanlış bildiğimiz doğruları şöyle sıraladı:

1- Sert diş fırçası daha iyi temizler. (YANLIŞ)
Dişleri iyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaların kullanılması uygundur. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir.

2- Bastırarak fırçalamak daha iyi temizler. (YANLIŞ)
Bastırarak fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, "fırça çürüğü" dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

3- Beyazlatıcılı diş macunları dişlere zarar verir, zamanla aşındırmalara sebep olur. (DOĞRU)
Diş beyazlaştırıcı olarak piyasada satılan macunlar aslında dişleri beyazlatmaz. Ayrıca antitartar veya sigara içenlere yönelik üretilen diş macunlarında da yoğun miktarda aşındırıcı maddeler olduğu için uzun süreli kullanımda diş minesine kalıcı zararlar verebiliyor.

4- Karbonat ve tuzla fırçalamak dişleri beyazlatmaz. (DOĞRU)
Karbonat ve tuz, iri granüllü maddeler olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda dişler parlaklığını kaybeder ve yiyip içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda doğal rengini kaybeder.

5- Diş macununu fazla kullanmak dişleri çizer. (YANLIŞ)
Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise "mercimek tanesi" büyüklüğünde olmalı.

6- Dişler, macun ve fırça ıslatılarak fırçalanmalı. (YANLIŞ)
Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur.

7- Dişler kahvaltıdan önce fırçalanır. (YANLIŞ)
Dişler günde en az iki kez, kahvaltı ettikten sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. Dişler fırçalandıktan sonra, dilin üst yüzeyi de yumuşakça dili tahriş etmeden fırçalanmalı.

8- Estetik diş doğuştan olur, çarpık dişten kurtuluş yok. (YANLIŞ)
Dişte şekil bozukluğunu düzeltme, dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta uygulanabilir. Ortodontik tedavi ya da porselen kaplama (lamina) sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta düzeltme yapılarak, güzel görünen dişlere sahip olunabilir.

9- İmplant çene kemiğine en uygun şekilde seçilir ve uzman hekim yaparsa düşme riski yüzde 1 oranına kadar düşer. (DOĞRU)

10- Bütün dişleri çekip yerine implant yerleştirilebilinir. (YANLIŞ)
İmplant'ı, eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleri olarak tanımlayabiliriz. İmplant uygulaması sadece, yara iyileşmesini etkileyen bir sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı söz konusu ise yapılmaz.

11- Dişleri çamaşır suyu gibi temizlik ürünleri ile fırçalamak dişleri asla beyazlatmaz, çok sağlıksızdır. (DOĞRU)
Diş beyazlatma işlemi, mutlaka bir diş hekiminden profesyonel yardım alınarak yapılmalıdır. Kulaktan dolma bilgilerle diş beyazlatmaya çalışmak son derece yanlıştır.

12- Beyazlatma (bleaching) dişleri daha da sarartır. (YANLIŞ)
Beyazlatma işlemi, normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.

13- Diş taşı temizliği dişin minesine zarar verir. (YANLIŞ)
Diş taşı temizliği, uzman bir hekim tarafından doğru uygulandığı takdirde minenin zedelenmesine neden olmaz. Çünkü diş taşı temizliği işleminde diş dokusuna zarar verilmeden, diş yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır.

14- Diş taşları temizlendikten sonra daha çok diş taşı oluşur. (YANLIŞ)
Dişleri düzenli ve doğru fırçalamak diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde, iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da dişe hiçbir zararı yoktur.

15- Ağız kokusu herkeste olur ve geçmez. (YANLIŞ)
Ağız kokusu; çürük diş, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit yahut üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanabilir. Bu hastalıkların tedavisi sonucunda ağız kokusu önlenebilir.

16- Diş röntgeni doğada alınan radyasyondan daha azdır. (DOĞRU)
Diş röntgenleriyle alınan radyasyon oldukça azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.

17- Hareketli protezler çamaşır suyuna konursa beyazlar. (YANLIŞ)
Hareketli protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Çamaşır suyu, protezin kırılganlığını artırır, ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme tabletleri vardır ve onlar kullanılmalıdır.

18- Çekilen 20 yaş dişinin yerine diş yaptırmaya gerek yoktur. (DOĞRU)
20 yaş dişi çekildiyse, yerine protez diş yaptırmak gerekmez.

19- Diş fırçalarken diş etlerinin kanaması iyidir. (YANLIŞ)
Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı.

20- Diş ağrıyınca dişin üzerine aspirin, tütün, kolonya, rakı ve tuz koymak ağrıyı keser. (YANLIŞ)
Alkol ve alkol içerikli maddelerin diş ve dişeti bölgesine uygulanması sonucu dişetlerinde "alkol-aspirin yanığı" denilen komplikasyonlara neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin (tütün, tuz gibi) de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun giderildiğinde ortadan kalkar


21- Çekim için kullanılan lokal anestezikler morfindir ve bağımlılık yapar. (YANLIŞ)
Diş hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddeler morfin içerikli değildir ve alışkanlık yapmaz. Morfin, tıp alanında sınırlı vakalarda kullanılan bir ilaçtır.

22- Anestezi yurtdışından gelen morfinle yapılırsa ağrımaz. (YANLIŞ)
Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmiştir. Avrupa malı olmasına gerek yoktur.

23- Erkek ya da bayan diş hekimleri arasında bir fark yoktur. Erkek daha iyi diş çeker diye bir durum yoktur. (DOĞRU)

24- Süt dişleri daimi dişlere sürme rehberliği yapar, zamanından önce dişler çekilmez. Süt dişleri düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır. (DOĞRU)
Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur. Bu nedenle düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır.

25- Hamilelikte dişten kalsiyum çekildiğinden, dişetleri kanar. (YANLIŞ)
Hamilelik dönemindeki diş eti kanaması, dişten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanın nedeni, ağız bakımının yeterli sağlanmaması halinde hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu dişeti iltihabının oluşması veya mevcut dişeti iltihabının şiddetlenmesidir.

26- Her hamilelik bir diş götürür. (YANLIŞ)
Her hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları görülür

27- Hamilelikte diş tedavisi bebeğe zarar verir. (YANLIŞ)
Aciliyet gerektiren diş tedavileri, hamilelik suresinin her döneminde yapılabilir.

28- Çürük diş çekildikten sonra pis kan akıtılmalıdır, çekilen dişin yerini kanatmak iyidir. (YANLIŞ)
Diş çekiminden sonra, çekim boşluğuna hastanın yaptığı müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatılması ya da pıhtının uzaklaştırılması, diş çekimi yapılan yerin iltihaplanmasına neden olur. Oluşan pıhtı korunmalıdır.

29- Diş teli sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de kullanılır. (DOĞRU)
Ortodonti (tel tedavisi) alanındaki son gelişmeler sayesinde; tel tedavisi sadece çocuklara değil, erişkin hastalar için de uygulanabilir.

30- Ağrıyan dişi çektirip kurtulmak çözüm değildir. Dişi tedavi ederek mümkün olduğunca ağızda tutmak gerekir. (DOĞRU)
Çürük diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon, ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz.

Kaynak: hurriyet.com.tr/yasasinhayat/11014142.asp?gid=229

Çarşamba, Şubat 18, 2009

Cinsel Gucu Artirmak Icin

Cinsel saglik bilgileri yazilarimizda en guclu afrodizyaklar ile devam ediyoruz. Cinsel yasamin iyi olmasi suphesiz bir iliskinin en onemli olgularindan biridir. Asagidaki yazimizda cinsel gucunuzu artirmanizda yardimci olacak bazi dogal afrodizyaklari bulabilirsiniz.

Cinsel gucu artirmaya yardimci olan yiyecekler:

Çikolata
İçerdiği seratonin ve daha da önemlisi fenetilamin maddeleri nedeniyle hafif cinsel istek artırıcı etkiye sahiptir.

Kahve
Kahvenin içindeki kafein kalp ritmini arttırarak kan dolaşımını hızlandırıyor. Bu nedenle cinsel gücü arttırıcı bir içecek olarak kabul ediliyor. KAhvenni ayrıca önemli bir antioksidan deposu olma özelliğini de unutmamak gerekir.

İstiridye
Kolesterol oranı birçok balığa göre fazla olan istiridye içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü arttırıyor. Uzmanlar, Omega-3 yağı deposu olan bu balığın, kalp krizine ve bağırsak kanserine karşı koruyucu bir özelliğe sahip olduğunu da belirtiyor.

Roka
Antik çağda Ege kıyılarında nam salan inanışa göre roka cinsel gücü tavan yaptırıyor. Çok eski çağlardan beri afrodizyak olarak kullanılan roka, seks hayatınız için çok kolay ulaşabileceğiniz inanılmaz bir mucize.

Yetiştirmesi de oldukça kolay olan bu bitki için bahçeye ihtiyacınız yok. Küçük bir pencere önü veya küçük bir kutu bile sizin için yeterli. Üstelik çok fazla ilgi de gerekmez.

İncir
İncir tarihten beri cinselliği ve seksi sembolize ediyor. Özellikle erkeklerin cinsel gücünü arttıran çok güçlü bir afrodizyaktır.Uzmanlara göre, bir kilogramında iki bin 900 kalori bulunan incir, E ve B vitaminleri yönünden de çok zengin.

Çamfıstığı
Yüksek enerji veren çinko içeriği nedeniyle çamfıstığı en ünlü afrodizyaklardan...

Bal
Bal, üremenin sembolüdür. “Balayı” (honeymoon), ballı ve alkollü bir içkiden adını alır ve bu içki düğünden sonra mutlu çiftlere içirilir.

Kırmızı biber
Bu canlandırıcı baharat bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve şüphesiz aşkın sembollerindendir!

Muz
Zengin potasyum ve B vitamini içeriği nedeniyle muz, kendinizi iyi hissettiren bir meyve. Fazla hoşgörü göz çıkarmaz...Bunun için süt, bal ve muz karışımından bir milkshake birebir!

Avokado
Avokadoya afrodizyak sıfatını zengin aroması veya armut şekli kazandırmış olabilir. Salatada veya çorbada püre halinde...Nasıl yapıldığı fark etmez, avokado cinsel hayatınız için mükemel bir yiyecek.

kaynak: ekolay.net

Pazar, Şubat 15, 2009

Cocuklarda Davranis Problemleri

Saglik bilgileri yazilarimiza cocuk psikolojisi ile devam ediyoruz. Asagida yeralan yazimizda cocuklarimizin davranislari ve bu davranislari ile neler ifade etmek istediklerini ayrica davranis problemlerine karsi ne gibi onlemler alacaginiza dair bilgileri bulabilirsiniz.

Aile ve öğretmenlerin çocukların büyüme dönemlerinde sıklıkla karşılaştıkları, baş etmekte yetersiz kaldıkları ve çözülemediğinde bir uzman desteğini gerektiren problemli davranışların bütünüdür. Çocuğun içinde bulunduğu yaş grubunun toplumsal değerlerinin veya kurallarının benimsenmediği, tekrarlayan ve sürekli olarak görülen, çevre ile uyumsuzluk yaratabilen davranışlardır. Davranım problemleri yaşayan çocuklar yoğun öfke nöbetleri, saldırganlık, arkadaş ilişkilerinde problemler gösterebilirler. Bu dönemde yaşanan problemleri çocuğun içinde bunduğu yaş dönemine, davranışın sıklığına, sürekliliğine ve yoğunluğuna göre değerlendirmek gerekir. 2 yaş döneminde yaşanan öfke, inatlaşma ve vurma davranışları bu yaşa özgü davranışlar olduğundan bir davranım problemi olarak değerlendirilmemelidir. Bu, diğer yaş döneminde kendiliğinden ortadan kalkabilecek bir davranış biçimidir. Eğer bu davranış diğer yaş dönemlerinde de yoğun bir şekilde gözlenmeye devam ederse ve zamanla şiddet içerikli bir şekle bürünürse o zaman normalden sapan bir davranış olarak değerlendirilebilir. Kısa süren ve sıklıkla tekrar etmeyen çocukluktaki davranışlar bir davranım bozukluğunu göstermez. Sürekli ve tekrarlayan bir şekilde devam eden yalan söyleme, öfke kontrol edememe, evden kaçma, çalma, cinsel taciz, fiziksel ya da sözel bir saldırganlık davranışları davranış bozukluğunu gösterebilir.

Çocukluk döneminde başlayan yalan söyleme, arkadaşına vurma ya da arkadaşının oyuncağını çalma davranışı ilerleyen yaşlarda takip edilmelidir. Bu davranış süreklilik gösterdiğinde ve davranışın şiddeti arttığında bir davranış bozukluğu olarak değerlendirilebilir. Dürtü kontrolü azalabilir. Kendisini güçlü hissetme ve toplumsal kurallara sürekli karşı gelme davranışları artabilir. Başkalarının duygularını önemsememe, güvenliklerini tehlikeye atma, isteklerine cevap vermeme görülebilir. Bu tip davranışlar erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür. Okulda arkadaşları ile ilişkilerinde ve aile içerisindeki ilişkilerde problem yaşarlar. Akademik başarıları düşebilir. Sıklıkla kavga çıkarabilirler bu nedenle disiplin sorunu yaşarlar. İntihar eğilimi, madde kullanımı ve erken cinsel davranışlar gösterebilirler.

Sorunların temelinde kendilerini değil başkalarının olduğunu ifade ederek sürekli başkalarını suçlama davranışı içerisindedirler. Kendi davranışları için hep mantıklı bir açıklama yapma çabası gözlemlenir. Bu tip davranışlar gösteren gençlerle kurulan iletişimin sağlıklı olması çok önemlidir. Kızmak, bağırmak, şiddet göstermek bu sorunları asla azaltmayacak ve çözmeyecektir. Aksine bu sorunların şiddetini daha da arttırarak çocuğun sizden daha fazla uzaklaşmasına, kendisi ve çevresi için daha tehlikeli sonuçlar yaratmasına neden olacaktır. Olumlu davranışları üzerinde daha fazla durularak güven ve sevgi çerçevesi içine bir ilişki kurulması sağlanmalıdır.

Eğer bu ilişki tüm çabalara rağmen okul - aile - çocuk arasında kurulamıyorsa bir uzman desteği almak çok daha sağlıklı olacaktır.

Kaynak: GebelikveAnnelik.com

Salı, Şubat 10, 2009

Saglikli Yasam Cinsellikte Gizli!

Cinsel saglik bilgileri yazimizda bugun, cinsel hayatin saglikli yasama etkisi uzerine bir makaleyi sizlerle paylasacagiz.

Asagida yer alan yazimizin ana fikri aktif ve duzenli bir cinsel yaşam hem mutluluğun hem de sağlığın anahtarı oldugu. Asagidaki yazimizda cinselligin nelere iyi geldigini ve duzenledigini okuyunca sasiracaginiza eminiz.

Araştırmalar, aktif bir cinsel yaşamın mutluluk getirdiğini, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, uzun bir yaşam sunduğunu, ağrı ve acılara karşı savunma oluşturduğunu ortaya koyuyor. Hatta dünyadaki en önde gelen ölüm sebeplerinden olan kanser ve kalp hastalıklarına karşı etkili olduğu belirlendi. Orta yaş ve daha sonrasında düzenli bir cinsel yaşama sahip olmak daha sağlıklı ve uzun bir ömür sürmeye yardımcı olur. Uzmanlara göre eğer sağlıklıysanız seksten daha çok zevk alırsınız, ancak düzenli bir seks yaşamıyla daha sağlıklı olabilirsiniz. İşte düzenli bir cinsel yaşamın sağlığa faydaları:
  • Uzmanlar, 10 yıl süren bir araştırma sonucunda haftada en az iki kez seks yapanlarda ölüm riskinin yüzde 50 daha düşük olduğunu belirledi.

  • Haftada iki kez ya da daha çok seks yapanlarda kalp krizi ve felç riski önemli oranda azaldı. Seks sırasında salgılanan hormonlar, kalp krizi sırasında kalp kaslarının görebileceği hasarı azaltır.

  • Düzenli ve mutlu bir seks yaşamı olan kadınlarda meme kanseri riski daha düşük çıktı.

  • İnsanlarla bağ kurmayı sağlayan “oxytocin” ve rahatlatıcı etkisi olan endorfin hormonlarının salgısını artırarak daha kaliteli bir uyku almayı sağlar.

  • Daha çok kalori ve yağ yaktırıp zindelik hissi verir.

  • Kırışıklıkları giderir. 10 yıl süren bir araştırmada haftada üç kez ya da fazla seks yapanların daha genç gösterdikleri ortaya kondu. Ayrıca bu kişilerde kendine güven de daha yüksek.

  • Doğurganlığı artırır, adet dönemlerini düzenler, adet sancılarını yatıştırır, hamilelikte erken doğumun önüne geçmeye yardımcı olur,

  • Prostattan korur.

  • Kronik ağrıları yatıştırır. Migrene iyi gelir.

  • Depresyon ve intihar risklerini azaltır. Stresten korur.

  • Zekayı geliştirir.

Stres, olumsuz etkisini vücudun her yerinde gösterir. Stres hormonları olarak isimlendirilen kortizol ve insülin seviyeleri aşırı yük- seldiğinde, diyabet ve obezite gibi hastalıklara neden olarak vücuda büyük hasar verebilir. Stres, kalp ritminin hızlanmasına, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, felç riskinin ve kolesterolün yükselmesine neden olur. Stresle baş etmeye yardımcı olacak tavsiyeler:

C vitamini: Araştırmalar, C vitamininin stres yüzünden daha çok salgılanan kortizol hormonu seviyesini düşürmeye yardımcı olduğunu ortaya koydu. Bu vitamin, ayrıca kan basıncını da düşürmeye yardımcı olur.

Balık yağı: Balık yağı, kadın ve erkeklerde kalp hastalıkları riskini düşürmeye yardımcı olur. Stresten kaynaklanan aşırı kortizol oranını azaltır. Depresyon, Alzheimer hastalığı, öğrenme bozukluğu ve bunamayı önler, geciktirir. Balık yağını haftada en az üç öğün somon, sardalya, alabalık tüketerek alabilirsiniz.

Egzersiz: Düzenli olarak egzersiz yapmak, stres yüzünden ortaya çıkan zehirli kimyasalların vücuttan atılmasına yardımcı olur. Aşırıya kaçılmadığı sürece egzersiz stres seviyesini azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir, kan dolaşımını hızlandırır ve gece uykusunu düzenler.

Doğru ve düzenli olarak egzersiz yapmak, kemik ve kasları güçlendirir, fiziksel ve duygusal dengeyi sağlar, stresi uzak tutar, fiziksel, psikolojik ve duygusal sağlığı geliştirir. Egzersiz, yüksek tansiyonun önüne geçer, kalp hastalıklarını uzak tutar. Hareketsiz yaşam biçimi benimsemek sağlıksız kan dolaşımı, baş ağrıları, yüksek kan basıncı, sırt ağrısı, kireçlenme, sindirim ve sinir sistemi bozukluklarını neden olabilir. En ideali haftada 3 gün 45 dakika yürüyüş, koşu ya da bisiklete binmek olabilir. Bu sayede:

  • Kaslar güçlenir ve metabolizma hızlanarak daha çok enerji yakılır. Yağ azalır.

  • Kemik dokusu korunur, osteoporoz riski düşer.

  • Karın çevresinde toplanan zararlı yağlar atılır.

  • Kişinin kendine olan güveni artar.

  • Diyabete yakalanma tehlikesi azalır.

kaynak: gazetevatan.com

Pazartesi, Şubat 09, 2009

Kardes Kiskancligi Nasil Onlenir?

Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir. Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak, tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne - baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir.

Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı ve artık sevilmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.

Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini, onun kendileri için hala özel ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.

Kardeş Kıskançlığı Nasıl Önlenir ?

Doğum Öncesi Önlemler:

Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini hissedebilmesi gerekiyor.

Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak, her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. “Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok” mesajını verecek davranışları kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bu söylediklerimiz geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne henüz sahip değildir.

3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir (yarım gün ya da tam gün). 3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek, inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.

Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.

Kardeşi doğmadan önce fazlası ile onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir. Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.

Eşler arasında doğum sonrasında aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.

Doğum Sonrası Önlemler

- Doğum zamanı yaklaştıkça annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun gösterilmesi gerekmektedir.

- Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler (odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş gibi) çocukta gerginlik yaratabilir.

- Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması (tercihen baba) kardeşi ile ilgili duygularının alınması, gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.

- Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır (bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir).

- Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında bebeğin kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır.

- Kardeşten gelen güzel bir merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.

- Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

- Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin, aynı yakınlıkta da onun olmasına özen göstermelidir. Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.

- Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.

- Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev değişimi yapılmalı, anne ile birlikte yapılan eğlenceli aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği ona hissettirilmelidir.

- Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.

- Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.

- Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.

- Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir.Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin olabilir.

- Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.

- Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır. 3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.

- Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkar her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız. Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz; böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.

İki kardeş arasında öfke, kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır. Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.

Kaynak: GebelikveAnnelik.com - Psikolog Eda GÖKDUMAN