Çarşamba, Temmuz 29, 2009

Gizlilik Sözleşmesi

http://genel-saglik.blogspot.com olarak kişisel gizlilik haklarınıza saygı duyuyor ve sitemizde geçirdiğiniz süre zarfında bunu sağlamak için çaba sarfediyoruz. Kişisel bilgilerinizin güvenliği ile ilgili açıklamalar aşağıda açıklanmış ve bilginize sunulmuştur.

Kayıt Dosyaları
Birçok standard web sunucusunda olduğu gibi http://genel-saglik.blogspot.com'de istatistiksel amaçlı log dosyaları kaydı tutmaktadır. Bu dosyalar; ip adresiniz, internet servis sağlayıcınız, tarayıcınızın özellikleri, işletim sisteminiz ve siteye giriş-çıkış sayfalarınız gibi standard bilgileri içermektedir. Log dosyaları kesinlikle istatistiksel amaçlar dışında kullanılmamakta ve mahremiyetinizi ihlal etmemektedir.Ip adresiniz ve diğer bilgiler, şahsi bilgileriniz ile ilişkilendirilmemektedir.

Reklamlar
Sitemizde dışarıdan şirket reklamlarını yayınlamaktayız (Google). Bu reklamlar çerez (cookıes) içerebilir ve bu sirket tarafından çerez bilgileri toplanabilir ve bizim bu bilgiye ulaşmamız mümkün değildir. Biz Google Adsense ile çalışmaktayız lütfen onların ilgili sayfalarından gizlilik sözleşmelerini okuyunuz.

Çerezler
“Cookie - Çerez” kelimesi web sayfası sunucusunun sizin bilgisayarınızın hard diskine yerleştirdiği ufak bir text dosyasını tanımlamak için kullanılmaktadır. Sitemizin bazı bölümlerinde kullanıcı kolaylığı sağlamak için çerez kullanılıyor olabilir. Ayrıca sitede mevcut bulunan reklamlar aracılığıyla, reklam verilerinin toplanması için cookie ve web beacon kullanılıyor olabilir. Bu tamamen sizin izninizle gerçekleşiyor olup, isteğiniz dahilinde internet tarayıcınızın ayarlarını değiştirerek bunu engellemeniz mümkündür.

Dış Bağlantılar
http://genel-saglik.blogspot.com sitesi, sayfalarından farklı internet adreslerine bağlantı http://genel-saglik.blogspot.com link verdiği, banner tanıtımını yaptığı sitelerin içeriklerinden veya gizlilik prensiplerinden sorumlu değildir. Burada bahsedilen bağlantı verme işlemi, hukuki olarak “atıfta bulunma” olarak değerlendirilmektedir.

İletişim
http://genel-saglik.blogspot.com sitesinde uygulanan gizlilik politikası ile ilgili; her türlü soru, görüş ve düşüncelerinizi bize 06mystikal[at]gmail.com adresinden iletebilirsiniz.

Cumartesi, Temmuz 25, 2009

Cinsel Islev Yogasi

Cinsellik yoga yontemleri ile birlikte uygulaninca ciftlerin daha mutlu olduklari konusunda son zamanlarda bir cok haber yayinlandi.

Yoga tabiki insan ve vucut sagligi icin cok yararli bir egsersiz bir cok kiside yoga yontemi ile gereken huzur ve dinginligi buldugunu soyluyor ve bu yontemi uygulamaya devam ediyor.

Bizde bugun sizler icin CISED (Cinsel Saglik Enstitusu Dernegi) tarafindan yayinlanmis Cinsel işlev yogası nedir? baslikli basin aciklamasini yazarak cinsellik ve yoga iliskisini sizlerle paylasmak istedik.


Yoga özellikle son yıllarda herkesin vazgeçilmezi haline geldi. Tüm dünyayı kasıp kavuran yoga fırtınası artık başta erken boşalma olmak üzere cinsel işlev bozukluklarının tedavisine destek olarak da kullanılmaya başladı.Basın açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği CİSED; yoga yaparak kişinin boşalma refleksi üzerinde daha kolay bir şekilde denetim sağlayabileceğini, erken boşalmanın üstesinden gelebileceğini ve daha iyi yaşamayı mümkün kılacak dengeyi bulabileceğini söyledi ve Türk erkeğinin en büyük dertlerinden biri olan erken boşalma hakkında çok çarpıcı bir basın açıklaması daha yaptı.

Yoga nedir?
Vücut ve ruhun harmonisini vurgulayan felsefi ve fiziksel bir yaşam tarzı olan yoganın hem bütünlük hem de disiplin anlamına gelen bir sanat olduğunu söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Binlerce yıl önce, Hindistan'da ortaya çıkmış bir sistem olan yogayı hepimiz bir rahatlama meditasyonu olarak tanıdık. Yoga; bizi meydana getiren fiziksel, ruhsal enerji ve akılsal vücudumuzu bir bütün olarak algılayarak disipline etmemize yarayan bir çalışmadır. Çünkü insanın sinirsel durumu zihin ile nefes arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Sinirlendikçe insanın nefesi hızlı ve düzensiz olmaya başar. İnsan rahat olduğunda nefesi sakinleşir. Böylece insanın sinirsel zihinsel durumu nefese yansımaktadır. Eğer insan doğru ve derin nefes alabilirse sinir sistemini, zihnini ve boşalmasını daha iyi kontrol edebilir.” dedi.

Cinsel işlev yogası nedir?
Yoganın kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlayan enerji noktalarını uyardığını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak; “Erken boşalan erkekler genellikle aceleci, telaşlı ve gergin olurlar. Bu nedenle yogayı ilk başta terapistin önermesiyle uygulamaya çalışan bu erkekler yogayı tanımaya başlayınca hayat tarzlarını değiştirmeye başlıyorlar. Daha huzurlu, daha yavaş, daha kontrollü oluyorlar. Cinsel işlev yogası, özü itibariyle yoganın temel özelliklerini taşımaktadır, ancak burada asıl amaç; erken boşalan kişinin stresini ve gerginliğini azaltmasına zemin hazırlamaktır. Çünkü yoga kişinin egosunu azaltmayı hedefler.Ayrıca cinsel işlev yogası; cinsel yaşamlarına sağlıklı bir şekilde dönmekte zorlananlara yol gösterebilir, kişilerin verimliliklerini etkileyen anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunlarını aşmalarına yardımcı olabilir. Cinsel işlev yogası yapanların, testosteron hormonlarının arttığı, streslerinin azaldığı, cinsel arzu ve isteklerinin arttığı artık bilinen bir gerçektir. Cinsel işlev yogası yapan kişiler, cinsel hayata dört elle sarılabilir, sosyal hayata daha kolay uyum sağlayabilir ve gereksiz streslerden uzak durarak mükemmel sonuçlar elde edebilirler.” dedi.

Nefes kontrolü erken boşalmanın üstesinden gelmede oldukça etkilidir
Doğru nefes alıp vermenin ve nefes kontrolünün erken boşalma nın üstesinden gelmede etkili olabileceğini söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Yoga yaparak kişi boşalma refleksi üzerinde denetim sağlamayı, daha iyi yaşamayı ve ruhsal dengesini kurmayı öğrenebilir. Yoga nefesini bilen ve uygulayan insan erken boşaldığı için kendine olan öfkesini azaltabilir, erken boşalacağım veya yine başaramayacağım korkularını kolaylıkla yenebilir, her zaman sakin ve dengeli olabilir. Erken boşalmanın üstesinden gelmeye çalışan bir erkek; aşk kaslarını alıştırmak için, bir çiçeği koklar gibi derin bir nefes almalı ve bir mumu üfler gibi nefes vermelidir. Nefes alırken vücudundaki kasları kasmalı, verirken gevşetmelidir. Kişi her nefes aldığında içinin neşeyle, mutlulukla, huzurla ve enerjiyle dolduğunu, her nefes verdiğinde ise içindeki sıkıntıların, endişelerin, korkuların bir kuş gibi uçup gittiğini hayal etmelidir.Kişi derin nefes aldığında, makat, yumurtalık ve kasık bölgelerini kapsayan ve kontrol eden aşk kaslarını olabildiğince kasmalı, birkaç saniye nefesini tutmalı ve daha sonra yavaşça nefesini verirken aşk kaslarını tamamen gevşetmelidir.Bu süreçte mümkün olduğunca yavaş bir şekilde nefes alıp, vermelidir. Bu sayede aşk kaslarını gevşemeye programlayan ve nefesini kontrol etmeyi başaran bir erkek zamanla boşalmasını da kontrol etmeyi öğrenebilir. Ayrıca cinsel ilişki sırasındada aşk kaslarının gevşek olması çok ama çok önemlidir. Sevişme sırasında hazza ve aşk kaslarının gevşek olmasına yoğunlaşan bir erkek, zamanla cinsel ilişki sırasında da boşalma kontrolünü kalıcı bir hale getirmeyi başarabilir” dedi.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği - CİSED

Cuma, Temmuz 17, 2009

Cinsel Isteksizligin Sebebleri Nelerdir?

Bir cok iliskide en buyuk sorun cinsel yasamda cikan problemlerdir. Bu sorunlarin en basinda ise cinsel isteksizlik gelmektedir. Cinsel isteksizlik nedenleri ile ilgili rastladigim bir yaziyi sizinlede paylasmak istedim. Konu ile ilgili en onemli isteksizlik sebeplerinin yer aldigi yazi sanirim bir cok kisi icin yararli olacak.


Cinsel Isteksizligin Sebepleri

Cinsel isteksizlik veya halk arasında söylendiği gibi cinsel soğukluk veya diğer adı ile frijidite yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen kadının cinsel arzu duymaması durumudur. Cinsel ilgi ve isteksizlik, cinsel düşünce ve davranışlarına yansır ve gittikçe ciddileşen bir ailevi-cinsel soruna dönüşür.

Cinsel isteksizlik ne kadar sık gözlenen bir problemdir?
Cinsel isteğin az olması kadınlarda cinsellikle ilgili en yaygın şikayetlerdendir. Kadınların yaklaşık %33'ünün hayatlarının bir döneminde cinsel ilgi ya da istek azalmasıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir.

Yaş gruplarına göre sıklık değişmektedir. 18-24 yaşları arasındaki kadınların %32'si cinsel istek azlığından etkilenirken bu oran 30-34 yaş grubunda %30 ve 35-39 yaş grubunda %38’ dir. Cinsel isteğin ne kadarının normal olduğunu söylemek zordur ve bunu tarif etmek olanaksızıdır. Genel olarak toplumda cinsel istek azlığının % 20 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Cinsel isteksizlik , cinsel arzunun olmaması bir sorun mudur?
Cinsel isteksizliği özellikle süreklilik gösteriyorsa sorun olarak kabul etmek gerekir. Cinsellik de; yemek, içmek, uyumak gibi temel ihtiyaçlarımızdandır ve son derece doğal olan bir dürtüdür. İştahsızlık ve uykusuzluk olduğunda bunu bir sorun olarak görüyorsak kadında veya erkekte cinsel ilgi ve istek kaybı veya azalması varsa, buna da bir sorun olarak bakmak gerekir . Cinsel isteksizlik, soğukluk eğer devamlılık arz ediyor ise tedavi edilmelidir.

Cinsel soğukluğun sebepleri nedir?
Erkeklere göre kadınlarda daha sık görülür ve kadınlarda da en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Genellikle sebebi psikolojiktir. Cinsel isteği azaltan fiziksel faktörler ise yaşlanma, bazı ilaçlar, kronik hastalıklar, nörolojik durumlar ve hormonal dengesizliklerdir. Psikolojik nedenler arasındaki stres, kişiler arası ilişkilerdeki sorunlar, kendisi ile ilgili kaygılar, anksiyete ve depresyon da isteği azaltabilmektedir. Cinsel travma (tecavüz, ensest, taciz), önemli yaşam olayları (ailede birinin ölümü, doğum) ve cinsel ilişki ile bazı olumsuz anıların unutulamaması gibi durumlar da önemlidir.Ya da cinselliğin ayıp, günah, yasak olduğu toplumlarda baskıcı yetiştirilme nedenleri ile ortaya çıkan suçluluk ve cinselliği kötü algılama, reddetme veya cinsel kimlik bozuklukları, depresyon gibi psikolojik nedenlerle ortaya çıkabilir .Cinsellikten uzun süre uzak kalmak da cinsel dürtüyü bastırabilir. Özellikle gebelik ve doğum sonrası lohusalarda bu problem sık görülmektedir.

Cinsel tiksinti nedir?
Cinsel isteğin daha şiddetli bir derecede ortadan kalkmasıdır. Cinsel tiksinti bozukluğu olan kadınlar devamlı olarak cinsel ilişkiden kaçınırlar, kendilerine eşleri tarafından cinsel yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme ifade ederler. Şiddetli derecede cinsel tiksinti bozukluğu olan kadınlarda cinsellik sebebi ile panik atağa varan sorunlar yaşanabilir. Psikiyatrik yardım gerekmektedir.

Cinsel isteksizliğin (soğukluk) tedavisi var mıdır?
Cinsel isteksizliğin tedavisi vardır. İlk yapılması gereken sebebin araştırılmasıdır. Sebebi fiziksel etkenlere mi? yoksa psikolojik mi? sorusuna cevap bulunmalıdır. Problemin psikolojik olduğuna karar verilirse psikoterapi ile çözüm aranmalıdır. İlaç tedavisi tartışmalıdır. Bazı ilaçlar kullanılmasına rağmen bazı yeni ilaçlar da araştırma aşamasındadır. İçlerinde Viagra da olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç deneme aşamasındadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron cinsel uyarılma açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde cinsel uyarılmada belirgin bir düşüş fark eden kadınlarda yararlı olabilmektedir.
Kaynak: Haber3.com

Çarşamba, Temmuz 01, 2009

Tup Bebek

tup bebek ile ilgili bebek resimiKısırlılığın çözümü için bulunmuş tüp bebek yöntemi uzun yıllardır kullanılıyor. İlk 1978 yılında bulunmuş ve günümüze gelene dek hızla geliştirilmiş tüp bebek yöntemiyle hamile kalan kadın sayısı çok fazla. Maddi durumu olmayan kadınların Seda Sayan’a koşması, birçok hastanenin yaptığı tüp bebek kampanyaları bu uygulamanın ne kadar revaçta olduğunu gösteriyor. Yaşın bile nerdeyse bir önemimin olmadığı bu yöntemle birçok kadın hamile kalıyor. Önceleri önyargıyla bakılan bu durumun namusla alakalı olmadığı anlaşılınca ülkemizde de sayısız örnekleri oluştu.

Tüp bebek yöntemi halka arasında aşılama olarak bilinir. Oysa aşılama yani (mikroenjeksiyon) tüp bebek aynı değildir.

Mikroenjeksiyon: Erkekten alınan sperm örneği direk yumurtanın içine yerleştirilmesi enjeksiyon yöntemidir.

Tüp Bebek: Yumurta ve sperm yan yana koyuluyorsa bu uygulama tüp bebek uygulamasıdır.

Yapılan tüp bebek denemelerinde 5–6 uygulamada %80 başarı oranı gösteriliyor. Fakat 6 denemeden sonra başarı oranı % 5 lere kadar düşüyor.

Tüp bebek yöntemi genelde başarı gösterse de riskli durumlarda gerçekleşebiliyor. Erken doğum riski ve bebekte oluşabilecek sakatlıklar tüp bebek yönteminin riskleri. Anne - baba olmak isteyen kişilerin bu riskleri göz ardı etmeleri doğacak çocukların sağlığı ve kendi psikoloji açısından dikkate alınmalı.

Uzmanlar tüp bebek yöntemini bir sene hamile kalamamış kadınların denemesi gerektiğini söylüyor. Girişilecek olan tedaviler ve verilen karalar kesinlikle uzman doktorlarla uzlaşılarak yapılmalı.

Tüp bebek yönteminin başarı öyküleri duyuldukça kazanç amacı güden insanların ortaya çıkması da kaçınılmaz oldu. Bu uygulamayla ilgili kamuoyuna yansıyan haberler herkesin tüylerini ürpertti. Kim kimin babası belli değil durumlarına gelen bu sahtekârlık öykülerine dikkat edin. Uzman doktorlar ve hastaneler bünyesinde çocuk sahibi olma hayallerinizden vazgeçmeyin.