Cuma, Haziran 20, 2008

Cinsel Terimler Sozlugu

Evet herkesin cinsellikle ilgili bazi tecrubeleri vardir ancak her ne kadar tecrubeli olursaniz olun cinsellik ile ilgili bilmediginiz ya da merak ettiginiz mutlaka bazi kelimeler vardir. Iste bu sefer sizinle cinsel terimleri paylasacagiz. Asagida yer alan cinsel terimlerin neler oldugunu ogrendiginizde artik cinsel saglik bilgisi acisindan daha donanimli olacaksiniz. Asagidaki listemizde duydugunuz, duymadiginiz, merak ettiginiz tum cinsellik ile ilgili kelimeleri ve anlamlarini ogreneceksiniz.

Cinsel Terimler Sözlüğü

Acil Kontrasepsiyon: Doğum kontrol yöntemi uygulamadan ilişkiye girilmesi sonucu ya da uygulanan doğum kontrol yöntemlerine rağmen dikkatsizlik sebebiyle hamile kalınma tehlikesine karşı uygulanan acil müdahale.

Anal Seks: Cinsel organının diğer eşin anüsüne temas etmesiyle yaşanılan cinsel ilişki.

Aseksüel: Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişi.

Bakir: Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan erkek.

Bakire: Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan kadın.

Biseksüel: Her iki cinsle de ilişkiye giren ve her iki cinse de ilgi duyan.

Cinsel taciz: İstek dışı cinsel ilişkide bulunmak ya da ilişkide bulunmaya zorlamak.

Dildo: Suni penis.

Diyafram: Kase şeklinde olup vajina içine yerleştirilen ve spermlerin burada birikerek etkisiz hale gelmesini sağlayan yöntem.

Doğum kontrol hapı: Yüksek dozda östrojen ve progesteron hormonu içerek, kadındaki yumurtlama (ovulasyon) sürecini geçici bir süre durdurmaya yarayan haplar.

Ensest: Kanuni ya da kan yoluyla yakın olan kişilerin cinsel ilişkide bulunması.

Ereksiyon: Penis ya da klitorisin cinsel ilişki sırasında kan ile dolarak sertleşip şişmesi.

Erken boşalma: Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha erken boşalmak.

Gebelikten koruyucu iğneler: Gebelikten koruyucu iğneler, kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteron içeren ilaçlar.

Geç boşalma: Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha geç boşalmak.

Gerantofili: Kendisinden yaşça büyük kişilerle cinsel ilişkiye girme eylemi.

Geri Çekme: Cinsel temas sırasında, erkeğin boşalma anında penisini dışarı çekmesi ve spermini dışarı boşaltarak gebeliğin önlenmesi.

Heteroseksüel: Karşı cinse ilgi duyan ve karşı cinsle ilişkiye giren kişi.

Homoseksüel: Kendi cinsine ilgi duyan kişi.

İktidarsızlık: Daha çok ereksiyona geçememesinden dolayı erkeğin cinsel ilişkide bulunamaması.

Kısırlık: Kadının hamile kalamaması, erkeğin ise hamile bırakamaması.

Klitoris: Kadının cinsel organındaki en duyarlı nokta. Klitoris üzerine baskı uygulamak ya da klitorisi elle, penisle, dille veya herhangi bir objeyle uyarmak kadının cinsel ilişki sırasında çok büyük haz almasını sağlar.

Lezbiyen: Kendi cinsine ilgi duyan ve kendi cinsiyle ilişkiye giren kadın.

Mastürbasyon: Kişinin kendi kendini elle uyararak cinsel yönden tatmin etmesi.

Mazoşizm: Cinsel ilişki sırasında acı çekerek zevk almak.

Nekrofili: Cesetlerle cinsel ilişkiye girme eylemi (Ölüsevicilik).

Oral Seks: Ağız yoluyla gerçekleştirilen cinsel ilişki. İlişki sırasında partnerlerden biri diğerinin cinsel organına ağzıyla öpme, emme, yalama gibi temaslarda bulunur.

Orgazm: Cinsel ilişki anında en yüksek doyuma ve hazza ulaşılması.

Östrojen: Kadınlık hormonu.

Pedofili: Küçük çocuklarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Sübyancılık).

Penetrasyon: Erkeğin cinsel organın partnerinin cinsel organına ya da anüsüne girmesi.

Penis: Erkeğin cinsel organı.

Prezervatif: Cinsel ilişki öncesinde erkeğin cinsel organına takılarak, boşalma sırasında spermin kadının genital sistemine ulaşmasını engelleyen koruma aracı.

Sadizm: Cinsel ilişki sırasında acı vererek zevk almak.

Sperm: Erkeğin cinsel organından çıkıp üremeyi başlatan hücre.

Spiral: Rahim içine yerleştirilen, kıvrıntılı, ince ufak plastikten yapılmış ve rahim içini tahriş etmeden gebeliği önleyen araç.

Takvim tutma: Kadının adet kanamaları ve yumurtlama günleri esas alınarak, riskli günlerde cinsel ilişkiye girmeyerek uyguladığı doğum kontrol yöntemi.

Testosteron: Erkeklik hormonu.

Transeksüel: Karşı cinse ilgi gösteren, tıbbi müdahale ile cinsiyetini değiştiren kişi.

Travesti: Karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi.

Tüplerin bağlanması: Yumurtlama döneminde, yumurta hücresine sperm taşıyan `fallop` adı verilen kanalcıkların tahrip edilerek, sperm iletemez duruma getirilmesi.

Vajina: Kadının cinsel organı.

Vazektomi: Erkekte spermatik yolunun cerrahi müdahale ile bağlanıp, cinsel temasta spermin kadına geçmemesinin sağlandığı bir operasyon.

Vibratör: Titreşimli suni penis.

Zoofili: Hayvanlarla cinsel ilişkiye girme eylemi.
Vatan

Evlilikte Cinsel Sogukluk

Bir cok evli ciftin basina gelen olaydir cinsel sogukluk. Bu defa cinsel sağlık bilgileri bilgilendirme yazimiz evlilikte cinsel sogukluk ile ilgili.

Evlendikten sonra ilk aylar hersey genelde cinsel acidan da guzel gitsede zaman gectikce cinsel yakinlasmalar da azalmaktadir, bunun onune gecmek ve saglikli bir cinsel yasama devam etmek istiyorsaniz asagidaki cinsel sağlık yazimizi mutlaka okumalisiniz.

Evlilikte Cinsel Soğukluk Kaçınılmaz mı?
Evli çiftler arasında baş gösteren cinsel soğukluğun en önemli nedenlerinden biri, ilişkiye gerekli özenin gösterilmemesi. Aralarında cinsel soğukluk baş gösterdi mi çiftler aralarındaki sevgi bağının da koptuğuna inanıyorlar, oysa bu büyük bir yanılgı.

Evlilklerde cinsel çekimin azalması sevginin de yavaş yavaş bittiğinin habercisiymiş gibi gelir çiftlere. Oysa gerçek sebep fiziksel ve duygusal bir takım rahatsızlıklar olabilir. Bu nedenle öncelikle problemin ne olduğunu araştırmak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.

Evlilklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken ilişkiye gerekli titizliğin gösterilmemesi ve cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekir. Evlilikle noktalanan yıllar süren flörtlerde de sonuç değişmiyor. Bu çiftlerin cinsel hayatları kuvvetli bir aşk bağının ötesinde güvenli bir sevgi ve güvenilir bir sevgiliyle birlikte olmalarının verdiği şehveti taşıyor.

Kadınlarda Cinsel Soğukluk
Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks, stres, yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşıyor. Aynı zamanda bünyeyi de rahatlatıyor. Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor. Diğer bir neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters etkilenmenin yıllar sonra bilinç altından çıkması. Bu sorun, kadının yaşadıkları incelenerek çözümlenmeli. İsteksizlik ve orgazm olamama geçmişle yüzleşmenin getirdiği bir sorun da olabiliyor.

Ağrı ilişkiden soğutabilir
Toplumsal baskı ve tabular, kadın cinselliği söz konusu olduğunda, kadından çok daha fazla söz sahibi olduğundan kadın kendini ilişki sırasında baskı altında hissedip ilişki sırasında kendini kasabilir. Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir. Bu nedenle de cinselliğe bakışı farklı olacaktır.
Bundan başka ilişkinin ilk saniyelerinde meydana gelen spazm - ağrı, ağrı - spazm kısır döngüsü cinsel hayatı kabusa dönüştürebilir.

En önemli sebeplerden biri libido kaybı
Libido kaybı, cinsel isteğin kaybolması anlamına gelir. Evliliklerinin ilk yıllarında mükemmel bir cinsel hayata sahip olan çiftlerin, bir zaman sonra birbirlerinden soğumalarının nedeni büyük ihtimalle libido kaybına bağlıdır.

Libido kaybına çiftlerin psikolojik yapılarındaki değişiklik neden olabilir. Genel olarak evli çiftlerde libido kaybının nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • İstenmeyen gebelik korkusu
  • İlişkiye girmeyi önleyen korkular
  • Kişinin psikolojik durumundaki değişiklikler
  • Sosyal ve ekonomik nedenlere bağlı stresler
  • Travmaya neden olan tıbbi müdahale
  • Vajenin penisi içine alması sırasında ağrı olması

Jinekolojik rahatsızlıklara dikkat!
Eğer kadında bir takım jinekolojik rahatsızlıklar baş gösterdiyse bunlar da cinsel soğukluğa yol açabilirler. Eğer kadın doğum gibi büyük bir değişiklik yaşadıysa vücudunun yeniden eski ritmini yakalaması üç aylık bir süre isteyecektir. Bu arada kadının annelik, eşlik, evinin kadını gibi konularda aklının karışması da cinselliğe zaman ayırmasını engelleyici etkenlerden olabilir.

Cinsel hayatı etkileyecek birkaç jinekolojik rahatsızlığın bilinmesinde fayda vardır:

  • Rahim ağzı enfeksiyonları
  • Vajinal mantar, trikomonas gibi vajen enfeksiyonları
  • Vajen akıntıları
  • Yaşa bağlı hormonal yetersizlikten kaynaklanan kuruluk
  • Ameliyat sonrası meydana gelmiş yapışıklıklar
  • İkiden fazla, zorlu normal doğumlarda mesane tabanının gevşemesine bağlı idrar kaçırma problemi. Bu tür rahatsızlığı olan kadınlar cinsel ilişki sırasında da idrar kaçırabilirler.

Psikolojik olabilir
Bazı durumlarda ise kadının yaşadığı bu karmaşa fiziksel bir rahatsızlıktan, vajinismustan ileri gelebilir. Vajinismus, anatomik ve ruhi hassasiyet yüzünden vajinanın şiddetli ve ağrılı büzülmesi, cinsel temas sırasında vajinanın etrafındaki kasların kasılmasıdır. Cinsel ilişki sırasında duyulan bu acı kadının seksten soğumasına neden olabilir. Tanımında belirtildiği gibi vajinismus ya da diğer adıyla vajinizm psikolojik rahatsızlıktan ileri gelebileceği gibi vajinal enfeksiyon, östrojen azlığı, deriye değin sorunlar ve rahimdeki iltihaplanma ya da yaradan da ileri gelebilir. Bu gibi durumlarda bir doktora başvurmanızda fayda var. Cinsel soğukluğun en etkili ilacının sevgi, sabır ve anlayış olduğunu çiftler unutmamalıdır.

Erkeklerde Cinsel Soğukluk
Toplumumuz kadına yatakta ne kadar baskı yapıyorsa erkeği de o kadar serbest bırakıyor. Performansından şüphe edilmeyen erkek de kendisine gösterilen bu güveni baskı olarak algılayabiliyor oysa. Erkeklerde de bazı fizyolojik sorunlar sıkça görülebiliyor. Cinsel fonksiyon bozuklukları ile uğraşan uzmanlar öncelikle ilk iş olarak olayın fiziksel mi, yoksa psikolojik mi olduğunu araştırıyorlar.

Fiziksel rahatsızlıklardan ileri gelen cinsel isteksizliğin bir takım konsültasyonlarla ortadan kaldırılması mümkün. Bu fiziksel rahatsızlıklar çoğunlukla kalp - damar hastalıkları, bazı hormon veya enfeksiyon hastalıkları ile libido üzerinde olumsuz etki yapan ilaçların neden olduğu hastalıklar oluyor. Psikolojik nedenlerden bazıları ise stres, sürmenaj, kendine güven eksikliği, çift arasında yaşanan sorunlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda çiftlerin aralarındaki problemleri çözmek üzere bir evlilik uzmanının yardımını almaları gerekebilir.

http://www.milliyet.com.tr/extra/venus/cinsellik/cin001/cinsel98.html

Salı, Haziran 17, 2008

Kene Cikarirken Dikkat

Uzmanlar, vücuda yapışan keneyi çıkarmak için üzerine kolonya, gaz yağı ya da sigara basmanın yanlış bir yöntem olduğunu söyledi.

Yaz ayı ile birlikte baş gösteren kene ısırmaları vatandaşları tedirgin ederken, uzmanlar hayvancılık yapanların günlük kontrol yapmalarını, pikniklerde açık renk elbise giyilmesini ve kenenin patlatılmadan uygun bir aletle çıkartılmasını öneriyor.

Isparta Sağlık İl Müdürü Mikrobiyoloji Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Süleyman Önal, Kırım Kongo Kanamalı Ateş hastalığına neden olan virüsün keneler, yabani hayvanlar, çiftlik hayvanları ve insanlar tarafında taşınarak çoğalabildiğini söyledi.

Türkiye'de ilk defa bu hastalığın 2002 yılında görüldüğünü hatırlatan Önal, hastalığın belirtileri hakkında şunları söyledi: "Ateş, ani başlayan baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, halsizlik, belirgin iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetler görülebilir. Göğüste kızarmalar ile gözlerde kanlanmalar ortaya çıkabilir. Göğüs ve karından başlamak üzere vücuda yayılan küçük nokta şeklinde kanamalar olabilir ve bu kanamalar büyüyerek vücuda yayılabilir. Burun ve dişeti kanamaları gibi vücudun değişik yerlerinde kanamalar olabilir."

Önal, bu belirtileri olanların vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalarını istedi.

Süleyman Önal, kene tarafından ısırılma veya kene ile temas sonucu virüsün alınmasından sonra hastalık belirtilerinin genellikle 1-3 günde ortaya çıktığını ve bu sürenin en fazla 9 günü bulduğunu belirterek, hayvan ya da başka bir insandan temas sonucu ise 5-6 günde ortaya çıkabildiğini aktardı.

Keneden korunma yolları olarak bilgi veren Önal şunları söyledi: "Kırsal alanda piknik alanlarına giderken açık renkli elbiseler giyinmeyi tercih etmeli, pantolon paçaları çorap içinde alarak kenelerin vücuda girebileceği yerler kapatılmalıdır. Kırsal alandayken sık sık vücut kontrolü yapılmalı, dönüşte mutlaka bütün vücut kene yönünden kontrol edilmeli. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar vücutlarını ve çocuklarını sık sık kene yönünden kontrol etmelidir. Keneler vücuttan uzaklaştırılırken kopartılmamalı, uygun bir malzemeyle vücuda tutunduğu en yakın kısmından tutularak çıkarılmalıdır. Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Gaz yağı, kolonya, gaz yağı, sigara basmak gibi yöntemlere başvurulmamalıdır."

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=321514/Kene-cikarirken-bunlari-yapmayin

Kirim Kongo Kanamali Atesi ( Crimean Congo Haemorrhagic Fever )

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, KKKA, Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, şiddetli seyir gösteren, öldürücü, kenelerle bulaşan zoonoz bir hastalıktır.

Hastalık hayvanlarda, insanlara nazaran daha yaygın olarak görülmektedir. Ancak hastalık hayvanlarda, subklinik (asemptomatik) olarak seyretmekte insanlarda da klinik ve subklinik olarak, sporadik vakalar veya salgınlar şeklinde görülebilmektedir.

Hastalık ilk defa 1944 yılında Kırım’da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen hastalığın, 1969 yılında Kırım Kanamalı Ateşi ile aynı olduğunun farkına varılmış ve hastalık bu tarihten itibaren bu günkü bilinen ismiyle anılmaya başlamıştır. Hastalık 2002 yılında ilk kez Tokat ilinde görülmüş olup izleyen yıllarda sporadik vakalar şeklinde görülmeye devam etmektedir.

KKKA, insanlarda ateş ani başlayan baş ağrısı, kırıklık halsizlik ve belirgin iştahsızlıkla başlar; bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetler buna eşlik eder.

Epidemiyoloji ve Bulaşma
Hastalık, Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da endemik olarak seyreder. KKKA’nın son yıllarda Kosova, Arnavutluk, İran, Pakistan ve Güney Afrika’da sporadik ve epidemiler şeklinde görüldüğü bildirilmektedir.

Bir çok evcil ve yabani hayvan virüsle enfekte olmakta ve bu hayvanlarda hastalık hafif seyretmektedir. Bir çok kuş türü virüse karşı dirençli olmasına rağmen virüsün yayılmasında önemli rol oynar. Hayvanlarda hastalık enfekte kenelerin ısırması ile başlamaktadır.

KKKA’nın bulaşmasında, Hyalomma soyuna ait keneler daha büyük rol oynar ancak 30 yakın kene türünün bu hastalığı bulaştırabileceği rapor edilmektedir. Virus kenelerde trassovarial ve transsstadial olarak varlığını idame ettirir. Keneler arasında veneral bulaşmanın olduğu da bildirilmektedir. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler (nimpf), küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder, erginliğe erişen keneler, insan veya hayvanlardan kan emerken virüsleri da bulaştırırlar.

Küçük omurgalılar ve özellikle yerde beslenen kuşlar, keneleri enfekte eden en önemli konak grubunu oluşturmaktadır. Keneler, biyolojik evrimlerinin değişik safhalarında bu canlılardan kan emmektedir. Virüs, vektör kenelerin tüm formlarından izole edilmiştir. Ayrıca vektör kenelerin larval ve nimfal fazı, Avrupa ve Güney Afrika arasında göç eden göçmen kuşlar üzerinde gösterilmiştir. Bu kuşların virüsün iki kıta arasında taşınmasında rol oynadığı da düşünülmektedir.

Hyalomma soyuna ait keneler Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş bir coğrafik alana yerleşmişlerdir ve Türkiye, kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle birlikte kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Risk Grubu
  • Tarım çalışanları
  • Hayvancılık yapanlar
  • Çiftlik çalışanları
  • Çobanlar
  • Mezbaha çalışanları
  • Kasaplar
  • Veteriner Hekimler
  • Endemik bölgelerde görev yapan sağlık personeli
  • Hasta hayvan ile teması olanlar
  • Askerler
  • Kamp yapanlar
  • Deri fabrikası çalışanları risk altindadir

İnkübasyon süresi;
Kene tarafından ısırılma ve virusun alınması arsında geçen süre genellikle 1-3 gündür ancak bu süre 9 güne kadar uzayabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 güm olup 13 güne kadar uzayabilmektedir.


Virüsün İnsanlara Geçişi;

A- İnfekte kenelerin ısırması

B- Viremik hayvanların kesilmesi sırasında hayvana ait kan ve dokularla temas

C- İnfekte hastalardan (nozokomiyal)

1-Sekresyonlarla direk temas

2-İnfekte doku ve kan teması

3-Laboratuvardan, olmaktadır

KKHA mevsimsel özellik gösterir, vektör kenelerin hareketleri sıcak mevsimde artar. Türkiye’de Mayıs-Ekim arasında görülmektedir. Risk altında olan ve virüs izolasyonları yapılan ülkeler harita üzerinde gösterilmiştir.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Tanı
Tanı için biyogüvenlik açısından tam güvenli laboratuarlara ihtiyaç duyulmaktadır. Tanıda virüsün yada virüs RNA’sının kan ve doku örneklerinden izolasyonu, virüs antijeninin ve virüse karşı oluşmuş antikorların serolojik olarak tespiti esastır. Bu antikorlar en hızlı olarak ELISA ile saptanabilmektedir. Son zamanlarda, PCR gibi moleküler tanı yöntemleri de başarıyla uygulanmaktadır. Etlik Merkez Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim dalı, konu ile ilgili olarak hastalığın görüldüğü illerde, hastalığın hayvanlardaki durumunu belirlemek ve kene türlerini tespit etmek amacıyla epidemiyolojik bir çalışma yürütmektedir. Bu amaçla kene ve hayvanlardan kan serum örnekleri toplanmakta, toplanan bu kan serum örnekleri Virolojik Teşhis laboratuarında ELISA teşhis metodu kullanılarak değerlendirilmektedir. Parazitoloji laboratuarınca da hastalığa neden olan kene türlerini ayırt edici çalışmalar yapılmaktadır.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Korunma ve Kontrol
Bu hastalıktan korunmak amacıyla, hali hazırda insanlar ve hayvanlar için geliştirilmiş bir aşı yoktur. Bu nedenle hastalıkta korunma tedbirleri büyük önem arz eder.

Özellikle hastalığın epidemik olarak görüldüğü yerlerde genel kene mücadelesinin etkin bir şekilde yapılması esastır. Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça da zordur. Mera ve mesken keneleri nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar, genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle kenelerin aktif olduğu dönemlerde (Nisan-Ekim) konakçıların uzak tutulması sağlanmalıdır. Böyle yerlere girme zorunluluğu bulunan kişilere ise çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemesi lastik çizme kullanmaları veya pantolon paçalarını çorap içine alarak girmeleri tavsiye edilmektedir. Bu yerlerin piknik amaçlı olarak kullanılmasının yasaklanması da bir tedbir olarak düşünülmelidir. Kenelerin bu yerlerde yoğun olarak bulunduğunun bilinmesi durumunda, canlılara ve çevreye zarar vermeden insektisit uygulamalarına baş vurulabilir. Bu amaçla uçak, helikopter, püskürtme cihazı monte edilmiş araç veya sırtta taşınabilen pülverizatörler kullanılmalıdır.

Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için, repellent olarak bilinen ve sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan, böcek kovucular kullanılabilir.

İnsan ve hayvanların kenelerin olduğu yerlerde bulunması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi) alınmalıdır.

Hayvan sahipleri, hayvanlarını, hayvan barınaklarını kenelere karşı uygun akarisidlerle ilaçlamalı, hayvan barınaklarını kenelerin yaşamasına (ahırdaki çatlak ve yarıkların tamir edilmesi ve sık sık kireçle badana yapılması). imkan vermeyecek şekilde düzenlemelidir. Özellikle kırsal kesimde yaşayanlar başta olmak üzere, halkın hastalık hakkında bilgilenmesi ve bilinçlendirilmesi için eğitim ve yayım çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

Hastalıktan korunmak ve hastalığı kontrol altına alabilmek için Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı arasında koordineli çalışmalar yapılmalıdır.

http://www.etlikvet.gov.tr/Vethalksagligi/krkongo.htm

Kene Isirdiginda Ne Yapilmali

Son gunlerde iyice artan kene isirmasi sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastaliginin ortaya cikarak insanlarin hayatini kaybetmesi nedeniyle bizde kene ile ilgili bilgiler vererek biraz olsun aklinizdaki kene ile ilgili sorulara yanit olalim istedik.

Kene ısırığında ne yapalım?
Uzmanlar piknik sezonunun başlaması sebebiyle son günlerde çocuklarda görülen kene ısırması vakalarında artış olduğuna dikkat çekerek ebeveynleri uyarıyor.

Dünyada ilk kez 1944 yılında Kırım’da saptanan ve daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” (KKKA) hastalığına karşı alınabilecek önlemler konusunda Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü, “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” hastalığının kene tarafından ısırılma ile “Nairovirus” adı verilen bir RNA virüsünün vücuda girmesiyle oluştuğunu ifade ediyor.

Uzmanlar, bazı durumlarda virüsü taşıyan canlıların kanı veya vücut salgılarıyla temas sonucu hastalığın bulaşıcı risk taşıyabileceğini de belirtiyor. 30 kadar farklı kene türünün virüs taşıyabildiğini söyleyen uzmanlar, “Nairovirus” virüsünü çoğunlukla “Hyalomma” cinsi kenelerin taşıdığını açıklıyor.

Uzmanların verdiği bilgiye göre; kene ısırması sonucu birkaç -en geç 9- gün sonra, virüsü içeren kan veya vücut salgılarıyla temastan genellikle 5-6 -en geç 13- gün sonra hastalık belirtileri görülüyor. Hastalık ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, iştahsızlıkla başlayıp; bulantı kusma, ishal gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor. İlk günlerde yüz boyun ve göğüste cilt içi kanamaları, gözlerde kızarıklık ile kollarda bacaklarda morluklar oluşabiliyor. Hastalık nedeni ile burun idrar ve bağırsaklarda kanamalar da görülebiliyor. Karaciğer yetmezliğinin de gelişebildiği vakaların yaklaşık %30’u ölümle sonuçlanıyor. Hastalığın genellikle 2. haftasında ölüm vakaları meydana gelmekle beraber; iyileşme de hastalığın 9. ve 10. günlerinde gerçekleşiyor.

VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Uzmanı Dr. Gülsemin Güloğlu, kanda virüse karşı oluşan antikorların gösterilmesiyle tanı konduğunu; bu antikorların, virüsün alınmasından sonra 6. günden itibaren kanda belirdiğini ifade ediyor.

Ayrıca diğer laboratuvar tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükselme ile kanama testlerinde bozukluk görülebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, hastalık ile ilgili açıklamalarına şöyle devam ediyor: “Hastalığın belirli bir tedavisi yoktur. Kan ve kan ürünlerinin verilmesi gibi destek tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Dr. Gülsemin Güloğlu, kenenin vücuttan çıkartılması için profesyonel yardım gerektiğinin altını çiziyor.

Dr. Gülsemin Güloğlu, “Özel pensetler yardımı ile kene bütün olarak vücuttan çıkartılmaya çalışılmalıdır. Eter veya başka bir anestezik madde kullanılarak kenenin çıkartılması tercih edimemelidir. Kene ısırığı sonrasında hemen koruyucu bir antibiyotik kullanılmaya başlanmasına gerek yoktur. Ancak kişi, ısırık sonrası 10 gün süreyle ateş yüksekliği açısından dikkatle izlenmelidir. Ateş yüksekliği veya başka herhangi bir klinik belirti durumunda zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.” dedi.

“Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörlerinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, korunma yöntemlerini şu şekilde sıralıyor:
  • Kırsal alanlarda çalışan ve hayvancılıkla uğraşanlar, pantolon paçalarını çoraplarının içine sokmalı,
  • Böcek uzaklaştırıcı ilaçlar vücuda veya kıyafetlere uygulanmalı,
  • Hayvandan kene çıkarmaya çalışırken eldiven kullanılmalı,
  • Kırsal alanlarda bulunduktan sonra vücut, kene açısından dikkatle incelenmeli,
  • Vücuda kene yapışması durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.

    http://www.ntvmsnbc.com/news/446644.asp

Pazar, Haziran 15, 2008

Frengi Nedir - Frengi Belirtileri

Bu cinsel sağlık bilgileri makelemizde cinsel hastaliklarindan biri olan frengi hakkinda aciklamali bilgileri bulabileceksiniz.

Cinsel ilişkinin kötü bir sonucudur frengi. Beyin ve kalpte bıraktığı önemli hasarlarla günümüzde hala öldürücü olabiliyor. Ancak erken teşhis ve tedavi edildiğinde soğukalgınlığından daha kolay iyileşme özelliğine de sahip.

Herpes, ilerleyen tıbbi imkanlara rağmen günümüzde hala ciddi bir zührevi hastalık olma özelliğini koruyor. Nedeni genellikle enfekte biriyle cinsel ilişkide bulunmak, ya da ceninin frengi virüsü taşıyan anneden hastalığı almasıdır. Üç evrede yayılan hastalık, ilk aşamadan başlayarak dış üreme organlarından dudaklara, el ve ayaklara kadar deri döküntüsü ve yaralara neden olur. Zührevi hastalıkların en yaygın türü olarak bilinen frengi hakkında, toplumumuz arasında hala yanlış bilgiler hakim.

Herpes bulaşıcımidir?
Doğru. Herpes bulaşıcıdır ve çoğunlukla cinsel ilişkiyle taşınır. Herpese neden olan mikrobun deriden geçmesi hastalığın bulaşması için yeterlidir. Bu nedenle frengiye yakalanmış bir kişinin başkalarıyla ilişkiye girmekten kaçınması gerekir. Herpes mikrobu taşıyan kişi, özellikle çocukları ve yaşlıları öpmekten kaçınmalıdır. Egzamalı çocuklar, herpes enfeksiyonuna yakalanma tehlikesi altındadırlar.

Frengi vücudun çeşitli bölgelerinde görülebilir: Doğru
Frengi çoğunlukla dudaklar ve genital organlarda görülmesine karşın, yanaklar, burun kenarları, göz çevresi, kasıklar gibi vücudun diğer yerlerinde de oluşabilir. Enfeksiyon ısrarlı bir biçimde hep aynı bölgede meydana gelir. Çocuklardaki enfeksiyonlarda damak iltihaplanmasına rastlanır. Damak kırmızı ve ağrılı bir hal alır, ağızın içi beyaz kabarcıklarla çevrelenir ve ateşli nöbetler kaçnılmaz olur.

Güneş frengi nöbetlerinin oluşmasına yardım eder: Yanlış
Hayır. Güneşin frengi hastalığını tetikleyici bir rolü yoktur.

Frengi cinsel ilişkiyle geçer: Doğru
Frengi mikrobu, cinsel ilişkiye girilen kişide aktif halde bulunuyorsa bulaşır. İlk enfeksiyon, farkedilmeden geçse de, enfeksiyonlu bir eşle ilişkiden bir süre sonra belirtiler ortaya çıkabilir. Genital bölge ve kasıklarda rahatsızlıkla birlikte yorgunluk hissedilir. Cinsel ilişki sırasında erkeğin prezervatif kullanması koruyucu olması bakımından etkili bir yöntemdir.

Frengi genellikle adet sırasında ortaya çıkar: Yanlış
Adet döneminin hastalık ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir etkisi yoktur. Frengi mikrobu vücuda girdikten 3 hafta sonra, hastalığın ilk belirtileri kendisini göstermeye başlar.

Genital frengi ağrılı bir hastalık değildir: Hem doğru, hem yanlış
Frenginin ağrılı olup olmaması yaranın yerine bağlıdır. Eğer hastalıktan dolayı ortaya çıkan yaralar çok hassas bir bölgedeyse, çok ağrı olabilir. Cinsel bölgede çıkan yaralar, cinsel ilişkiyi günler boyu imkansız hale getirebilir.

Genital frengiyi cinsel ilişki kurmadan bulaştıramazsınız: Yanlış
Yüz bölgesindeki frengiyi genital organlarınıza bulaştırmanız oldukça zor olmasına rağmen, imkansız da değil. Özellikle oral seks yüz bölgesindeki frenginin cinsel organlara taşınmasına neden olur. Bu yüzden dudağınızdaki uçuğa dokunduktan sonra ellerinizi dikkatle yıkamalısınız.

Frenginin psikolojik nedenleri olabilir: Doğru
Virüs vücuda, enfeksiyonlu bir kişiyle temas sonucu girer. Fakat diğer faktörler de kişinin savunma sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara davetiye çıkartabilir. Bu yüzden stres, hayal kırıklığı ve yoğun üzüntüden mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışmalısınız.

Yeni doğmuş bir bebek de frengiye yakalanabilir: Doğru
Eğer anne adayı frengiliyse, hastalık bebeğe bulaşabilir. Hamile kadınlarda belirtiler çok fazla dikkat çekici değildir. Annenin frengi virüsü taşıdığının saptanması halinde doktorlar, bebeğin, annenin genital organıyla temas riskini ortadan kaldırmak için sezaryenle doğumu tercih ederler.
Frengi oral ve anal seks yoluyla da bulaşır: Doğru
Frengi enfeksiyonu ağız yoluyla da genital organlara geçebilir. Özellikle de yüzünüzde uçuk varsa, oral seksten kaçınmalısınız. Ağzınızla eşinizin genital organına bu virüsü bulaştırıp, eşinizden bu virüsü tekrar kapmanız da mümkündür. Anal sekste de aynı şekilde anüs bölgesindeki yaradan hastalığı kapabilirsiniz.

Frengi Tedavisi
İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Baransu frenginin tedavisi kolay, tedavi edilmediğinde ise öldürücü olabilen bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor:

"Frengi, seksin her türüyle bulaşır. Bulaşması da son derece kolaydır. Bütün cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklarda olduğu gibi frengiden korunmak için de riskli ilişkilerden kaçınmak gerekir. Tanımadığınız kimselerle kurduğunuz ilişkilerde mümkün olduğunca prezervatif kullanın. Bir kişinin frengi hastası olduğunu vücudundaki yaralardan anlayabilirsiniz. Frengi hastalarının özellikle cinsel organlarının civarında veya üzerinde yaralar vardır. Bu durumdaki kişilerle ilişki kurmaktan kaçının. Eğer yara içerdeyse doğal olarak göremezsiniz ve hastalık kolaylıkla bulaşır.
Bu durumda zaman geçirmeden tedavi olun. Frengi tedavi edildiğinde kolayca geçen, edilmediğinde ise beyinde ve kalpte ciddi hasarlar bırakabilen, öldürücü bir hastalıktır. Tedavisi ise gribin tedavisinden bile kolaydır. Tedavinin ne kadar erken yapılırsa iyileşme o kadar çabuk gerçekleşir. Tedavide uygulanan ilaçlar da WHO'nun frengi raporlarında (Dünya Sağlık Örgütü) ve Sağlık Bakanlığı'nın Frengi Tedavi Yönetmeliği'nde belirlenmiştir. Genelde penisilin grubu ilaçlar kullanılır ve uygun dozda seçilirse hastalık kısa sürede iyileşir."

Cinsel Yasami Yok Eden Etkenler

İşte ilişkiyi çıkmaza sokan ve cinsel hayatı keyifsizleştiren nedenlerden bazıları..
Uzmanlara göre çiftler cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedip, cinsel hayatlarında keyifsizlik yaşıyorlar. Bu sorunlara katkıda bulunan faktörler arasında çok fazla alkol; bazı ilaçlar ve kontrol altında olmayan tıbbi sorunlar; yorgunluk ve iyileşme stresi, korku, evlilik çatışmaları, önceki cinsel sorunlar, ailevi, hukuki ya da mali sorunlar veya depresyon ya da diğer stresler geliyor. Kadınların cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunların başında ağrılı cinsel ilişki geliyor. Ağrılı cinsel ilişki yani “disparoni” organik ve yüzeysel nedenlerden oluşuyor.

YÜZEYSEL NEDENLER
Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı ciddi ağrılara yol açıyor ve cinsel ilişkiyle bu ağrı artıyor. Travmatik faktörler, düşmeye bağlı tahriş cinsel ilişkide ağrıya neden oluyor. Kadınlarda vaginal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite).

DERİN DİSPARONİ
Alt karın bölgesinde rahmi ve rahmin arka boşluğunu ve tüpleri etkileyen hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Enfeksiyonlar, daha önce karın içinde geçirilen ameliyatlara bağlı karın içi yarıklar da ağrı nedenidir. Yumurtalıklardaki kistler, rahimdeki saplı miyomlar, karın zarı altındaki miyomlar da derin ağrıya neden olur. Cinsel ilişkinin başlangıcında ağrı olmasa bile ilişkinin ritmine bağlı olarak ağrı artar. Rahim boynundaki ve vajinaya doğru uzanan miyomlar ise cinsel ilişki sırasında kanamaya yol açar. Rahim boynundaki kanserlerde de cinsel ilişkide kanama meydana gelir. Bu yüzden ağrılı cinsel ilişki doktora başvurulması için çok önemli faktördür. Nedeninin kesinlikle belirlenmesi gereklidir. Historektomi, apandist ameliyatları ağrılı cinsel ilişkiye neden olmazlar. Ancak ameliyatın kalitesiyle ilgili bir sorun söz konusuysa, ameliyattan sonra yara izi kalmışsa cinsel ilişkide ağrı olabilir.

BULAŞICI HASTALIKLAR
Genital herpes, bel soğukluğu, AIDS… Bu hastalıkların tedavi edilmediği takdirde kısırlıktan iç organ iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sorun doğuruyor. Üstelik bazıları sadece cinsel ilişkiyle değil, yakın beden teması, öpüşmeyle bile geçebiliyor. Kimi hastalıklar ağrı, akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler verirken, kimileri ise sinsi sinsi ilerliyor. Bu hastalıkların fiziksel şikayetleri cinsel yaşamı da keyifsiz hatta imkansız kılıyor.

İLAÇLAR YOL AÇABİLİR
Erkek cinselliğini etkileyen nedenlerin başında fiziksel olanlar geliyor. Özellikle belli bir yaştan sonra kalp sorunları için kullanılan birçok ilaç cinsel isteği ve performansı etkiliyor. Bu ilaçlar arasında: Hipertansiyon ilaçları; idrar söktürücü ilaçlar; Trankilizanlar; antidepressanlar ve göğüs ağrısı ya da düzensiz kalp atışı için kullanılan bazı ilaçlar. Bu tür ilaçlar cinsel dürtüyü ve normal cinsel fonksiyonu etkileyebiliyor. Erkeklerin cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunlar arasında ereksiyon olamama ya da ereksiyonu

Keyifsiz ilişkide psikolojik faktörler
  • Psikolojik faktörler cinsel ilişkiye yönelik ilgi ve kapasitenin azalmasında önemli rol oynuyor:
  • Depresif, üzgün ruh hali,
  • Uyumada güçlük çekmek ya da çok uyumak,
  • Normalden daha çok ya da az yemek yemek,
  • Aşırı kilo ya da aşırı zayıflık,
  • Uzmanlar özellikle işte yaşanan stresin altını çiziyor ile stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik olarak çıkar uyarısında bulunuyor.

Birlikteliği canlandırmanın yolları

  • Yapılan araştırmalara göre cinsel gereksinimlerini ve kaygılarını tartışan çiftler sorunlarıyla daha iyi baş ediyor.
  • Iyi iletişim daha iyi cinsel ilişkiye yol açıyor.
  • Kaygı ve korkunuzu ya birbirinizle ya da doktorunuzla konuşun.
  • Rahatsız edilmeyeceğiniz, tanıdığınız, huzurlu bir yer seçin.
  • Yiyeceklerinize dikkat edin, cinsel iştahı artıracak meyve, sebze yiyin. Protein ağırlıklı beslenin. Afrodizyakları yeterince tüketin.
  • Yemekten sonra cinsel ilişkiye girmeyin. Uzmanlar 1- 3 saat beklemek gerektiğini belirtiyor. Böylece gıdaların sindirilmesine izin verin. Diğer fiziksel aktiviteler gibi gıdaların sindirilmesi daha fazla kan gerektirir. Gıdaları sindirmek için çok kan kullandığınızda kalbiniz kan gerektiren diğer etkinlikler için daha fazla çalışmak zorunda kalır. l
  • Egzersiz kendinizi daha iyi ve daha güvenli hissetmeniz için mükemmel bir yol. En az haftada 3 gün egzersiz yapmaya çalışın. l Dinlenmiş ve stressiz olduğunuz bir zamanı seçin.
  • Cinsel ilişki için en iyi zaman dinlendirici bir gece uykusundan sonra sabah erken ya da kısa bir gündüz uykusu sonrasıdır.

    Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=59331&cat=220&dt=2008/03/05

Pazartesi, Haziran 09, 2008

Evlilik ve Cinsel Sogukluk

Cinsel sağlık bilgileri konularimizdan bu defa ki konumuz evlilikte yasanan cinsel sogukluklar. Evli ciftler arasinda yasanan cinsel sogukluk nedenleri ve alinabilecek onlemler hakkindaki bilgileri asagidaki yazimizda bulabilirsiniz.

Evli çiftler arasında baş gösteren cinsel soğukluğun en önemli nedenlerinden biri, ilişkiye gerekli özenin gösterilmemesi. Aralarında cinsel soğukluk baş gösterdi mi çiftler aralarındaki sevgi bağının da koptuğuna inanıyorlar, oysa bu büyük bir yanılgı.

Evlilklerde cinsel çekimin azalması sevginin de yavaş yavaş bittiğinin habercisiymiş gibi gelir çiftlere. Oysa gerçek sebep fiziksel ve duygusal bir takım rahatsızlıklar olabilir. Bu nedenle öncelikle problemin ne olduğunu araştırmak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.

Evlilklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken ilişkiye gerekli titizliğin gösterilmemesi ve cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekir. Evlilikle noktalanan yıllar süren flörtlerde de sonuç değişmiyor. Bu çiftlerin cinsel hayatları kuvvetli bir aşk bağının ötesinde güvenli bir sevgi ve güvenilir bir sevgiliyle birlikte olmalarının verdiği şehveti taşıyor.

Kadınlarda Cinsel Soğukluk
Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks, stres, yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşıyor. Aynı zamanda bünyeyi de rahatlatıyor. Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor. Diğer bir neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters etkilenmenin yıllar sonra bilinç altından çıkması. Bu sorun, kadının yaşadıkları incelenerek çözümlenmeli. İsteksizlik ve orgazm olamama geçmişle yüzleşmenin getirdiği bir sorun da olabiliyor.

Ağrı ilişkiden soğutabilir
Toplumsal baskı ve tabular, kadın cinselliği söz konusu olduğunda, kadından çok daha fazla söz sahibi olduğundan kadın kendini ilişki sırasında baskı altında hissedip ilişki sırasında kendini kasabilir. Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir. Bu nedenle de cinselliğe bakışı farklı olacaktır.

Bundan başka ilişkinin ilk saniyelerinde meydana gelen spazm - ağrı, ağrı - spazm kısır döngüsü cinsel hayatı kabusa dönüştürebilir.

Libido Kaybı
Libido kaybı, cinsel isteğin kaybolması anlamına gelir. Evliliklerinin ilk yıllarında mükemmel bir cinsel hayata sahip olan çiftlerin, bir zaman sonra birbirlerinden soğumalarının nedeni büyük ihtimalle libido kaybına bağlıdır.

Libido kaybına çiftlerin psikolojik yapılarındaki değişiklik neden olabilir. Genel olarak evli çiftlerde libido kaybının nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
  • İstenmeyen gebelik korkusu,
  • İlişkiye girmeyi önleyen korkular,
  • Kişinin psikolojik durumundaki değişiklikler,
  • Sosyal ve ekonomik nedenlere bağlı stresler,
  • Travmaya neden olan tıbbi müdahale,
  • Vajenin penisi içine alması sırasında ağrı olması.

Jinekolojik Rahatsızlıklar
Eğer kadında bir takım jinekolojik rahatsızlıklar baş gösterdiyse bunlar da cinsel soğukluğa yol açabilirler. Eğer kadın doğum gibi büyük bir değişiklik yaşadıysa vücudunun yeniden eski ritmini yakalaması üç aylık bir süre isteyecektir. Bu arada kadının annelik, eşlik, evinin kadını gibi konularda aklının karışması da cinselliğe zaman ayırmasını engelleyici etkenlerden olabilir.

Cinsel hayatı etkileyecek birkaç jinekolojik rahatsızlığın bilinmesinde fayda vardır:

  • Rahim ağzı enfeksiyonları
  • Vajinal mantar, trikomonas gibi vajen enfeksiyonları
  • Vajen akıntıları
  • Yaşa bağlı hormonal yetersizlikten kaynaklanan kuruluk
  • Ameliyat sonrası meydana gelmiş yapışıklıklar
  • İkiden fazla, zorlu normal doğumlarda mesane tabanının gevşemesine bağlı idrar kaçırma problemi. Bu tür rahatsızlığı olan kadınlar cinsel ilişki sırasında da idrar kaçırabilirler.

Psikolojik Sogukluk
Bazı durumlarda ise kadının yaşadığı bu karmaşa fiziksel bir rahatsızlıktan, vajinismustan ileri gelebilir. Vajinismus, anatomik ve ruhi hassasiyet yüzünden vajinanın şiddetli ve ağrılı büzülmesi, cinsel temas sırasında vajinanın etrafındaki kasların kasılmasıdır. Cinsel ilişki sırasında duyulan bu acı kadının seksten soğumasına neden olabilir. Tanımında belirtildiği gibi vajinismus ya da diğer adıyla vajinizm psikolojik rahatsızlıktan ileri gelebileceği gibi vajinal enfeksiyon, östrojen azlığı, deriye değin sorunlar ve rahimdeki iltihaplanma ya da yaradan da ileri gelebilir. Bu gibi durumlarda bir doktora başvurmanızda fayda var. Cinsel soğukluğun en etkili ilacının sevgi, sabır ve anlayış olduğunu çiftler unutmamalıdır.

Erkeklerde Cinsel Soğukluk
Toplumumuz kadına yatakta ne kadar baskı yapıyorsa erkeği de o kadar serbest bırakıyor. Performansından şüphe edilmeyen erkek de kendisine gösterilen bu güveni baskı olarak algılayabiliyor oysa. Erkeklerde de bazı fizyolojik sorunlar sıkça görülebiliyor. Cinsel fonksiyon bozuklukları ile uğraşan uzmanlar öncelikle ilk iş olarak olayın fiziksel mi, yoksa psikolojik mi olduğunu araştırıyorlar.

Fiziksel rahatsızlıklardan ileri gelen cinsel isteksizliğin bir takım konsültasyonlarla ortadan kaldırılması mümkün. Bu fiziksel rahatsızlıklar çoğunlukla kalp - damar hastalıkları, bazı hormon veya enfeksiyon hastalıkları ile libido üzerinde olumsuz etki yapan ilaçların neden olduğu hastalıklar oluyor. Psikolojik nedenlerden bazıları ise stres, sürmenaj, kendine güven eksikliği, çift arasında yaşanan sorunlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda çiftlerin aralarındaki problemleri çözmek üzere bir evlilik uzmanının yardımını almaları gerekebilir.

milliyet.com.tr

Perşembe, Haziran 05, 2008

Sevisirken Televizyonu Kapatmayi Unutmayin

Iste yeni bir cinsel saglik ile ilgili yazimiz. Bu seferki yazimizda sevisirken size televizyon acik olsa da olur mu yoksa kesinlikle kapatilmasi mi lazim? sorunun cevabini verecegiz.

Yapılan araştırmalarda eşlerin cinsel birlikteliklerini de televizyon karşısında gerçekleştirdikleri ortaya çıkmakta. Psikologlar ise bu durumun oldukça yanlış olduğunu, bu gibi durumlarda yeterli cinselliğin yaşanamayacağını açıklıyorlar. Eşlerin televizyonun cinsel hayatlarına olan etkisini önlemek için cinsel yakınlaşma sırasında mutlaka televizyonun kapatılmasını öneriyorlar.

Televizyon kanallarında ilgi çekici programların akşam saatlerinde yayınlanması, bir çok eşinde cinsel birlikteliğini bu saatlerde yaşaması çatışmaya neden oluyor.Televizyon kanalları sahipleri ise bu durumun tam tersinin meydana geldiğini savunuyorlar. Televizyonda yayınlanan programların cinsel birlikteliği azalttığını değil tam tersi cinsel birlikteliği arttırdığını söylüyorlar.Uzmanların yaptığı araştırmalar çiftlerin büyük bölümünün televizyonda seyrettiği olumsuz haberlerin, stres yaratan talk showların cinsel isteği kaybettiği konusunda kanıtlar ortaya koyuyor hatta televizyonun sadece açık olmasının da olumsuz etkiye neden olduğu bildiriliyor.

milliyet.com.tr

Seks Yapan Kadin Mutlu Oluyor

Evet cinsel saglik bilgileri yazimizin bu seferki konusu Seks ve Kadinlar, asagida okuyacaginiz uzere yapilan bir arastirmaya gore seks yapan kadinlar daha mutlu oluyorlarmis.

ABD’nin Albany kentindeki New York State Üniversitesi’nde görevli bilim adamları Gordon Gallup, Rebecca Burch ve Steven Platek, cinsel ilişkiyle kadının psikoloji arasındaki ilişkiyi izledi. Bunun için düzenli cinsel hayatı olan 300 kadın izlendi. Araştırma sonuçları, Almanya’da yayımlanan Rheinische Post gazetesinin internet sayfasında yer aldı.

Arastirma sonucunda, cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmayan kadınların depresyon geçirme riski, diğerlerine göre daha düşük çıktı. Prezervatif kullanan kadınlarda ise depresyon geçirme riski yüksek çıktı. Bilim adamları, spermlerle birlikte, testosteron ve östrojen hormonlarının da dışarıya atıldığını, bu birleşimin boşalma sonrasında kadının kanına karıştığını tespit ettiler.

milliyet.com.tr

Istenmeyen Tuylerden Kurtulma Yontemleri

Olumlu ve olumsuz yonleriyle en sık kullanılan tüy dökücü yöntemler asagida sizinle paylasilmistir, siz kendinize en uygun olani secebilir ve uygulayabilirsiniz.

Temizlenmesi Gereken Yerler

KAŞLAR:
Kaşlar yüzün genel görünümünde son derece etkilidir; bakışlara yumuşaklık veya sertlik kazandırır. İdeal kaş biçimi burun kanatlarına paralel olarak başlamalı, burun kanadı ile göz bebeği üzerindeyken kavis almalı ve burun kanadı ile göz ucunun yaptığı açıda bitmelidir. Kaşları alırken kullanılan en yaygın ve uygun metot cımbız kullanmaktır.

Kaşlarınızı alırken:
  • Başlamadan önce kaşlarınızı antiseptik bir losyon veya kolonya ile silin,
  • Acı hissini azaltmak için göz kapağınızı iyice gerin,* Asla kaşlarınızın üst kısmındaki tüyleri almayın,
  • Tüyleri tek tek ve çıkış yönüne doğru çekin,
  • İşleminiz bittikten sonra kaşlarınızın üzeriden tekrar losyon uygulayın ve talk pudrası sürün,
  • Eğer istediğiniz şekli bir türlü veremediyseniz, ısrar etmeyin; kaşlarınız düzeltmeye çalıştıkça gereğinden fazla incelebilir. Bırakın ve en kısa sürede bir estetisyenden yardım alın.

İNCE TÜYLER:
Genellikle dudak üstlerinde, çenede ve yüzün yan taraflarında bulunan ve fazla belirgin olmayan ince tüylerin fazlalığı bazı kadınları sıkıntıya sokar. Eğer bu bölgelerdeki tüylenme az ise en uygun yol sarartmadır.

Sarartma için uygun losyon evde de rahatlıkla hazırlanabilir: Cam bir kaba 2-3 kaşık % 36 yoğunlukta oksijenli su koyun, birkaç damla amonyak ekleyin. Pamuklu bir çubuğu hazırladığınız losyona batırıp sarartmak istediğiniz tüylere sürün. 4-5 dakika sonra hafif bir kaşıntı duyduğunuzda bölgeyi bol suyla yıkayın ve kremleyin. Eğer tüyler fazla ise sarartma hoş görünmeyebilir. Ayrıca koyu tende sarartılmış dudak üstü tüyleri beyaz bıyık gibi görüneceği için hiç estetik durmaz. Bu durumda en uygun çözüm, düzenli aralıklarla cımbız, ip, ağda gibi yöntemlerle bu tüyleri temizlemektir. İz bırakabilecek metotlardan kaçınmaya da dikkat edin!*

KOLTUK ALTI:
Vücudun hassas bir bölgesidir; çabuk kızarır. Bu nedenle tüy dökücü icin seçeceğiniz metot önem taşır.

BİKİNİ HATTI:
Özellikle deniz mevsiminde mutlaka temizlenmesi gereken bir bölgedir. Son derece hassas ve kızarmaya meyillidir. Küçük iltihaplara ve batık tüylere neden olacağı için tıraş bıçağı kullanmaktan kaçının.

BACAKLAR:
Derisi çok hassas olmadığı için tüm metotları kullanabilirsiniz. Yine de çok açık veya çok koyu tenliyseniz lazerli epilasyondan kaçının veya bu konuda uzmanlara danışın.

CIMBIZ:
Kaşları, küçük bölgelerdeki tüyleri ve ağdadan sonra kalan tüyleri temizlemek için idealdir. İki cinsi vardır, uçları düz olanlar bıyık, içeri doğru eğik olanlar ise kaş için kullanılır. Cımbızınızı, uygulamadan önce ve sonra mutlaka dezenfekte etmeyi unutmayın.

TIRAŞ BIÇAĞI:
Kolay ve çabuk olmasından dolayı zamanın kısıtlı olduğu durumlarda sıkça başvurulan bir çözümüdür. Ayrıca cildi çok hassas olanlar veya diğer yöntemleri acılı bulanların da tercihidir. İnanılanın aksine, tüyler daha fazla çıkmaz ama deformasyona uğradığı için kalınlaşır.Tüylerin yeniden çıkışı: 2 gün.

Riskleri:

  • Deriyi kesme veya çizme olasılığı vardır.
  • Tüylerin daha kalın ve sert çıkmasına neden olur.
  • Ciltte sivilce yapabilir.
  • Tüyleri kökünden almadığı için kesilen tüyler deri altından ilerleyip batık oluşturabilir.

    Uygulama önerileri:
  • Mutlaka duş altındayken tıraş olun.
  • Tıraştan önce cildinize sabun veya tıraş köpüğü sürün. Bu hem cildinizin kurumasını ve tahriş olmasını önler hem de tıraş bıçağının kolay kaymasını sağlar.
  • Tüylerinizi aşağıdan yukarıya doğru alın.
  • Tıraştan sonra cildinize kesinlikle alkollü bir ürün uygulamayın, temizlediğiniz bölgeyi bol suyla duruladıktan sonra hafifçe kurulayın, talk pudrası veya bir nemlendirici sürün.

SOĞUK AĞDA:
Küçük şeritler halindedir. El ustalığı ve biraz cesaretle oldukça pratik ve her yerde uygulanabilecek bir metottur. Damar problemi yaşayan kadınlar için ağdalar arasında ideal olandır. Tüylerin yeniden çıkışı: 3 hafta.

Riskleri: Diğer ağdalara göre tüyleri tam almayabilir ve daha kolay koparır.

Uygulama önerileri:

  • Başlamadan önce cildinizin temiz ve kuru olduğundan emin olun.
  • Şeritleri tüylerin çıkış yönünün tersine doğru ve hızla çekin.

SICAK AĞDA:
Tüylerin kökünden alınmasını sağlar; sıcaklık gözenekleri açar ve tüylerin köküyle çıkmasını kolaylaştırır. 2 biçimdedir: evde kullanım için spatulalı kavanozda, enstitüler için küçük şeritler halinde. Evde benmari usulüyle veya mikro dalga fırında ısıtılarak, enstitülerde ise özel bir ısıtma aletinde yaklaşık 40° de ısıtılarak uygulanır.

Tüylerin yeniden çıkışı: 3 hafta.

Riskleri:

  • Sıcaklık damarlarda genleşmeye neden olduğu için varis gibi damar problemi olanlar tercih etmemelidir.

    Uygulama önerileri:
  • Başlamadan önce cildinizin temiz ve kuru olduğundan emin olun.
  • Ağdayı mümkün olduğunca ince bir tabaka halinde sürün.
  • Üzerine yayacağınız bez esnemeyen türden olmalıdır.
  • Bezi tüylerin çıkış yönünün tersine doğru hızla ve tek harekette çekin; daha az acı duyarsınız.
  • Temizliğiniz bittikten sonra cildinizi ılık suyla yıkayıp nemlendirin.

GELENEKSEL AĞDA:
Evde hazırlanabildiği gibi, ılık ağda olarak kavanozlarda da satılmaktadır. Tüyleri kökünden alır ve yenilerinin daha yumuşak çıkmasını sağlar.

Tüylerin yeniden çıkışı: 3 hafta.

Riskleri:

  • Elle uygulandığı için diğer ağdalara göre daha fazla deneyim gerektirir.
  • Diğer ağdalara göre daha fazla çaba ve zaman gerektirir.

    Uygulama önerileri:
  • Başlamadan önce cildinizin temiz ve kuru olduğundan emin olun.
  • Ağdayı küçük parçalar halinde ve fazla inceltmeden yayın.
  • Hemen çekmeyin, elinizle hafifçe bastırarak tüm tüylere yapışmasını sağlayın.
  • Tüylerin çıkış yönünün tersine doğru hızla ve tek harekette çekin; daha az acı duyarsınız.
  • Temizliğiniz bittikten sonra cildinizi ılık suyla yıkayıp nemlendirin.

TÜY DÖKÜCÜ KREM:
Kıl çözücü kimyasal maddeler içerir. Jilete kıyasla tüyler daha yumuşak çıkar. Bir kaç dakikada etkisini gösterir ama çok dikkatli kullanılmaları gerekir.

Tüylerin yeniden çıkışı: 1 hafta.

Riskleri:

  • Alerji riski var ama oldukça düşük.

    Uygulama önerileri:
  • Cildiniz hassas ise uygulamadan önce vücudunuzun küçük bir bölgesinde deneyin.
  • Tüyler iyi alınmamışsa işlemi tekrarlamadan önce en az 1 gün bekleyin.
  • Temizliğiniz bittikten sonra cildinizi soğuk suyla yıkayıp mutlaka nemlendirin.

ELEKTRİKLİ EPİLASYON MAKİNESİ
Çalışma prensibi cımbızla aynıdır: açılıp kapanan bir çok uç tüyü kapar ve bir cımbız gibi kökten alır. En büyük avantajı çok küçük tüyleri bile alabilmesidir.

Tüylerin yeniden çıkışı: 2-3 hafta.

Riskleri:

  • Yeni tüylerin bir kısmı batık çıkabilir.
  • Makine ciltte hızlı hareket ettirilirse bir çok tüyü koparabilir.
  • Tam temizlik için ısrar ve sabır gerektirir.

    Uygulama önerileri:
  • Başlamadan önce cildinizin temiz ve kuru olduğundan emin olun.
  • Makineyi, yavaş, fazla bastırmadan ve tüylerin çıkış yönünde yani aşağıdan yukarıya doğru hareket ettirin.

İĞNELİ EPİLASYON:
Kalıcı çözümlerdendir. İnce ve yumuşak iğnelerle kıl köküne girip zayıf akımlı elektrikle köklerin yakılması yöntemidir. Tahrip olan kıl daha sonra cımbızla çekilerek alınır. Elektrik akımı zayıf olduğu için pek acı duyulmasa da hassas bölgeler için lokal anestezi yapılabilir. Seansların sayısı, yapılan bölgedeki tüy yoğunluğuna ve tüylerin alınmaya uygun gelişmişlik evresine göre değişir. Hamilelerin uygulamaması gereken bir yöntemdir.

Riskleri:

  • İğneler nedeniyle ciltte geçici küçük izler oluşur.
  • Tüm tüylerin temizlenmesi için uzun süreli seanslara katılmak gerekir.

    Uygulama önerileri:
  • Uzman kişilere yaptırılmalı.
  • Uygulamanın yapılacağı yer ve iğneler hijyenik olmalı.

LAZERLİ EPİLASYON:
Lazerli epilasyon vücudun her bölgesindeki tüyleri acısız ve cilde zarar vermeden yok eden kalıcı bir yöntemdir.Özel olarak seçilen dalga boyundaki lazer ışınları kıl kökünde bulunan melanin pigmentini hedef alır. Lazer ışınını emen melanin pigmenti ısınır ve kıl kökü tahrip olur. Tüylerdeki melanin cilttekine göre daha konsantredir. Bu da cildin zarar görmesini önler.Lazerli epilasyondan etkili sonuç alabilmek için en az 4 seans düzenli olarak devam etmek gerekir. Seans sayısı, tüy yoğunluğuna, rengine ve cilt tipine göre kişiden kişiye değişir. Ayrıca tüyün bir çok gelişme evresi vardır. Lazerli epilasyonla uygun gelişmişlikteki tüyler yok edildiği için bu evreye gelmeyen tüyler için uygun evre beklenir. Bu da seans sayısını artırabilir. En hızlı ve başarılı sonuç, cilt rengi açık, tüyleri koyu olan insanlarda alınır. Hamilelerin uygulamaması gereken bir yöntemdir.

Uygulama önerileri:

  • Uygulamadan önce güneşlenmeyin, bronzlaşmış cilde lazer uygulamak sakıncalıdır. Uygulamadan sonra da 8 gün güneşlenmeyin.
  • Çok açık veya çok koyu tenliyseniz karar vermeden önce bir uzman doktorla görüşün.
  • Seanslardan sonra ciltte kızarıklıklar oluşabilir ama bunlar kısa sürede yok olur.
  • Lazerli epilasyon bir uzmanlık işidir, mutlaka iyice araştırın ve uzmanlara yaptırın.

TÜY DÖKÜCÜ YAG ( Tala Karınca Yumurtası Yağı)

Tala Kullanimi:
Tala Tüylü olan bölge klasik (ağda, cımbız, epilasyon vb. gibi) yöntemlerle tüylerden kökünden arındırıldıktan sonra karınca yumurtası yağını tüylerden temizlenen bölgeye; deriye iyice yedirecek şekilde 5-10 dk masaj yaparak sürülür.

Her seanstan sonra bu işlem 4-5 geceleri yatmadan önce yapılır.Tüyler alındıkdan sonra cildiniz tahriş olduysa duş alarak veya tahriş olan bölgeyi soğuk suyla yıkayarak bir süre cildin dinlenmesini bekleyip daha sonra yağı uygulayın.

Unutmayın yağ tüyler kökünden alındıktan sonra masaj yaparak sürülür ve bu işlemi etkili olması için tüyler yeniden çıkana kadar bekleyip işlemi yeniden tekrarlanır.

Tala'nın hiçbir yan etkisi yoktur doğal karınca yumurtası yağı içerir bu nedenle yüzünüz dahil vücudunuzun en hassas bölgelerinde bile kullanabilirsiniz. Yüzünüzdeki tüylerden bir şişe karınca yumurtası yağı ile kurtulmanız mümkün.

Çarşamba, Haziran 04, 2008

Yeni Evliler ve Cinsellik

Asagidaki cinsel sağlık bilgileri yazimizda yeni evli ciftlerin cinsellik hakkindaki dusuncelerini, cinsellik ile ilgili bilinen yanlislari, cinsellik ile korkularinin nedenlerini, ve bu korkulari nasil yenmeleri gerektigini ogrenebilirsiniz.

Yeni evlenenlerin bilgisizlik ya da yanlış bilgilenme nedeniyle cinsel ve ruhsal problem yaşadıklarını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Bilgi eksikliği nedeniyle oluşan korkular ortadan kalkınca hem ruhsal sorunlar hem de çiftlerin arası düzeliyor” diyor.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Toplumda yaygın olarak doğruluğuna inanılan ama aslında doğru olmayan cinsel mitler nedeniyle sorun yaşayan çiftlerle çok fazla karşılaşıyoruz” diyerek şunları söylüyor:

Cinsellik mahrem bir konu. Rahat rahat konuşulabilen bir konu değil. Bu yüzden de kulaktan dolma şeylerle evliliğe adım atınca sorun yaşamak da kaçınılmaz oluyor.”

Kadınlarda en çok “acı çekeceğim korkusu” olduğunu belirten Akbaş, “Çevresinden sürekli cinsellikte kadının çok acı çektiğini, çok kanama olacağını duyan kadın evlenince kendini kasıyor. Cinselliği rahat yaşayamıyor. O nedenle de vajinismus vakaları ile çok fazla karşılaşıyoruz. “Vajinismus”un altında çok büyük bir oranda bilgi eksikliği yatıyor. Daha ilk seansta bilgilendirmeyle kafasındaki korkuyu yok ettiğimiz dolayısıyla sorunu çözdüğümüz vakalar oluyor. Erkeklerde en çok karşılaştığımız yanlış inanışlar ise erkeğin her zaman cinselliğe hazır ve cinsellikte başarılı olması gerektiğidir. Bu da erkeğin başarısızlık korkusu yaşamasına neden oluyor. Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir şeklindeki cinsel mit de erkeklerin sıkıntı yaşamasına neden oluyor.”

Cinsellik ile ilgili normal kurallar olmadığının altını çizen Akbaş, hangi konularda çiftlere destek verdiklerini şöyle anlatıyor:


Cinsellikte şu kadar sıklıkla ilişkiye girmelisiniz, normal olan kurallar şunlardır gibi önerilerimiz yok. Her çiftin bir ritüeli vardır. Yani kimi çift haftada bir kere ilişkiye girmekten hoşlanır, kimi ayda 3 kez… Her iki örnekteki çift için de bir sıkıntı yoksa biz buna çok az diyemeyiz. Eşlerden birinin sıkıntısı var diğerinin yoksa bunun için doktora geliyorlarsa ortak nokta bulmalarına yardımcı oluyoruz. Ancak eskiye oranla çiftlerin sorunlarında azalma var. Eskiden sorun kronikleştiği için çözmek de zor oluyordu. Çünkü cinsel sorun, ilişki sorununa dönüşüyordu. Yani eşlerini arası bozulmuş oluyordu. Sorun büyümeden geldiklerinde çok daha kolay oluyor. Cinsel sorunların çözümü için doğru bilgilendirme çok önemli. Özellikle anatomi konusunda bilgi akışının daha ilk öğretimde başlaması gerekir.”

Halk arasinda cinsellik ile ilgili yanlış inanışlar :

  • Cinselliği erkek başlatır ve yönetir; bu erkeğin üzerinde çok ciddi baskı oluşturuyor. Başlatmalıyım kontrol etmeliyim, yönetmeliyim kaygısı yaşıyor.
  • Erkek cinselliğe her zaman hazırdır.
  • Erkek cinsel organının boyutu cinsellikte çok önemlidir.
  • Cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlaksızdır.
  • Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve yönetmelidir.
  • Kadınlar ilk cinsel deneyimlerinde büyük bir kanama yaşarlar: Halbuki bugün biliyoruz ki bazı kızlık zarları elastiki ve hiç kanama olmayabiliyor, esnek olabiliyor. Bu da normal bir süreç.
  • Cinsel ilişki, cinsel birleşme demek değildir. Yani cinsel ilişki penisin vajina ile ilişkisi değildir; her ilişkide mutlaka cinsel birleşme yaşanması gerekmez. Cinsellik yakınlaşmakla duygusal anlamda düşünsel anlamda paylaşmakla başlar.

    Çiftlere Öneriler

  • Çiftler ilk etapta endişelerini, korkularını ve cinsel beklentilerini paylaşmalılar. İletişim çok önemli.
  • Çiftlerden herhangi birinin bir rahatsızlığı, sıkıntısı varsa yokmuş gibi davranmamalı. Örneğin “rol yapma” meselesini çok fazla dinliyoruz. Sakıncalı bir davranıştır.
  • Cinsel sorunlar aile içinde çok fazla açıklanmamalı. En uygun yöntem bir uzmana danışmaktır.

http://www.ntvmsnbc.com/news/446646.asp

Salı, Haziran 03, 2008

Sac Dokulmesi ve Kellik Nedenleri

Saçlar neden dokulur? Neden kellik diye bir sorun var? Iste bu sorularin cevabini ariyorsaniz belki asagidaki yazimiz sizi biraz olsun bilgi sahibi yapacaktir. Asagidaki yazimizda saç dökülmesi nedenlerini maddeler halinde bulabilirsiniz.

Erkeklerde saç dökülmesi: Bu saç dökülmesi cesidinde sac dokulme coklugu kesin olarak bilinmemekle beraber beyaz tenli insanlarda sıklık hemen hemen yuzde yuze yaklaşmaktadır.

Diffüz alopesi: Bu saç dökülmesi tipi sac derisi üzerinde yayılan jeneralize veya globalsac dokulme tipidir. Sac dokulme kaybi cok olana kadar farkedilmez, sac dokulme tipi donem donem veya zaman zaman olabilir.

Alopecia areata: Bu saç dökülmesi tipi belirti olmadan kucuk daire veya yamalar seklinde dokulmelere yol acar. Bazen tum ksacin yok olmasina hatta vucuttaki killarinda bitmesine neen olur. Bu hastalik tipinde yas, irk ve cinsiyetin onemi yoktur.

Sikatrisiyel alopesi: Bu kellik tipi yara dokusu olusumundan ortaya cikmaktadir. Cogunlukla daire seklinde olusur ve yogun sekilde dokulur.

Travmatik alopesi: Bu saç dökülmesi tipi cesitli olaylarin sonucunda (olum, yaralanma, uzucu haber, stres vb.) reaksiyon olarak bas gosterir.

İnfeksiyonlar ve infestasyonlar: Bu kellik tipi cesitli mantarlar, bakteriler, virusler, bitler vb yuzunden ortaya cikmaktadir. Bu durumda sacin islevi bozulmakta ve dokulmelere yol acmaktadir.

Herediter ve konjenital alopesi: Bu saç dökülmesi tipi kalitimsal hastaliklar, gebelik, dogum gibi etkenlerden dolayi kaynaklanmaktadir.

Bunlarin disinda saç dökülmesi veya kellik sebebi olarak sedef benzeri kronik hastaliklarda etken olusturmaktadir.

Saç dökülmesi veya kellik baslangicina sebep olan diger olaylar ise basta stres, troid bezi rahatsizliklar, cinko eksikligi, demir eksikligi, genel anestezi vb seklinde siralanabilir.

Eger sizde Saç dökülmesi veya kellik problemi yasiyorsaniz bitkisel bir urun olan Yılan Yağı satis sitesini ziyaret ederek bilgi sahibi olabilir ve urunu siparis edebilirsiniz.

Pazartesi, Haziran 02, 2008

Marul Cinsel Istegi Zedeliyor

Salataların vazgeçilmez unsuru olan marulun bir çok yararı bulunuyor.

Ancak uzmanlar, marulun fazla yenilmesi halinde göz kararmasına neden olduğu, cinsel gücü azalttığı ve uyku verdiğini bildiriliyor.

Bitki bilimcilere göre, marulun içinde A, B, C, E vitaminleri, demir, kalsiyum, çinko, fosfor, iyot, sodyum ve bakır gibi mineraller bulunuyor.

Marulun sağlık üzerine olumlu etkileri şöyle sıralanıyor:
  • İştah Açar, İdrar Söktürür: Maydanozla birlikte salata yapılıp sirke ile yenilirse iştah açar, idrar söktürür.
  • Sinirlere İyi Gelir: Marul sürekli yenir ya da marul tohumu balla macun yapılıp yenilirse sinirleri sakinleştirir.
  • Baş ve Göz Ağrısını Dindirir: Marul tohumunun suyu ile arpa unu hamur yapılıp göze yakı yapılırsa göz ağrısına iyi gelir. Sirke veya limon ile salatası yenilirse safradan kaynaklanan baş ağrısını geçirir."

Marulun olumlu özelliklerinin yanı sıra özellikle evliler için bir olumsuz özeliliği bulunuyor. Bitki bilimciler, marulun fazla yenilmesi halinde göz kararması yaptığını, cinsel gücü azalttığını ve uyku verici özelliği bulunduğunu bildiriyor.

milliyet.com.tr

Viagra Yerine Kalca Jimnastigi

Almanya'nın Köln Üniversitesi'nde görevli bilim adamları milyonlarca erkeğe "müjde" olabilecek bir yöntem keşfetti. Uzun süredir "iktidarsız" erkekler üzerinde araştırma yapan öğretim görevlileri, disiplinli bir şekilde yapılacak jimnastiğin viagradan daha etkili olabileceğini ortaya çıkardı.

Heidelberg'te yayınlanan "Der Urologe" dergisi, Köln'lü uzmanların araştırmalarıyla ilgili haberinde bu yöntemin viagra alabilecek ekonomik güçte olmayanlar için 'umut' olduğunu belirtti.

Araştırmayı yürüten öğretim üyelerinden Ürolog Frank Sommer, iktidarsız erkekler üzerinde yapılan testlerde bilinçli jimnastiğin viagradan daha çok etki yaptığının gözlendiğini söyledi. Sommer, "Bilinçli ve düzenli yapılan kalça jimnastiği, kan dolaşımına ritim kazandırıyor. Bu da sadece iktidarsızlığın önemli ölçüde giderilmesini sağlamakla kalmıyor, çoğu zaman yinelenmesinin de önüne geçiyor. Halbuki viagra sadece geçici 'şehvet' sağlamakla kalıyor" dedi.

Sommer, teste tabi tutulan erkeklerde jimnastiğin etkisi yüzde 80 olarak belirlenirken, viagranın ancak yüzde 74 oranında etki yaptığı anlaşıldı.

milliyet.com.tr