Pazar, Eylül 28, 2008

Cinsellik ve Zevk Artirmanin Yollari

Cinsel sağlık bilgileri yazimizda bu sefer cinsellik ve cinsellikte zevki artirma konularina deginecegiz.

Asagidaki yazimizin ana basliklarina deginecek olaursak: Oral-Genital ve diger pozisyonlar, cinselliği artimanin yollari, boşalmayı ertelemek, cinsel pozisyonlar, yaş ve cinsellik ile ilgili bilgileri ve aciklamalarini bulabilirsiniz.

Herkes cinsellik ve zevki en ust derecede yasamak ister iste bu konuda asagidaki cinsellik ile ilgili makalemiz size buyuk yardimda bulunacak bir cok bilmediginiz konuyu acikligiyla ogreneceksiniz.

Genel kurallardan biri, başka birini kapsayan cinsel aktivitelerin karşımızdakine korku ve rahatsızlık vermeyecek şekilde yapılması gerektiğidir. Beklentiler, şikayet ve zorlamalar kişinin aldığı zevki olumsuz yönde etkiler. Ancak eğer her iki taraf da zorlamanın sevişmenin bir parçası olduğunu biliyorsa bu doğru bir yargı değildir.

Eğer partnerlerden biri belirli bir aktiviteyi denemekten rahatsız olmaya başlarsa, onu neyin rahatsız ettiğini bulmaya çalışın. Bu başka bir kural sayılabilir. Yeni yöntemler düşünmek ve bunları konuşmak kişinin keşfetmenin yeni yollarını denemekten zevk almayı öğrenmesini sağlar. Örneğin, İcadın erkeğin ağzına boşalmasından korkarak oral-genital yapmak istemeyebilir. Bu oldukça yaygın bir sorundur ve bununla baş etmenin birçok yolu vardır. Bunlardan biri, erkeğin orgazm olmak üzere olduğunu gösteren bazı sinyaller üzerinde konuşup anlaşmaktır. Bu sinyal bir dokunma, bir ses ya da rahat, doğal ve anlaşılması yeterince kolay olan herhangi birşey olabilir.

Unutulmaması gereken başka bir kural ise cinsel yönden sağlıklı bir insan olmak, her türlü cinsel aktiviteden hoşlanmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Eğer bazı aktiviteler canınızı sıkıyorsa, duygularınız kendinizi cinsel açıdan özgürce ifade etmenizi engellediği sürece, bunu ne kadar düşündüğünüz, konuştuğunuz ya da denediğiniz fark etmez, bu gayet doğal. Genel olarak, ilişkide cinsel açıdan kararsız olan kişi daha az engelle karşılaşabilmek için üzerinde bir baskı hisseder. Eğer cinsel istekler açısından partnerler açısından büyük farklılıklar varsa, sorun çıkabilir. Yalnızca birkaç alanda çatışma varsa ve bunlar çok küçük ayrıntılarsa, karşılıklı saygıve ilgi daha çok işe yarar.

Belki de yapılması gereken her ikiniz için de önemli olan ve alanlarda değişiklik yapmayı denemek, kendinizi ya da partnerinizi rahatsızlığınız konusunda suçlamamaktır. Tutum ve ilgiler yavaş bir gelişim gösterebilir, şu anda denemek istemediğiniz bir aktiviteyi denemeyi seneye çok daha kolay bulabilirsiniz.

En iyi ilişkilerde bile cinsel olarak yeni şeyler denemeyi önermek riskli bir deneyim gibi gelebilir. "Yeni bir şey denemek istediğim için korkunç ve sıkıcı olduğunu düşünecek mi?" Her iki partner de reddedilmiş gibi hissetmek istemezler ve bu en azından yeni düşünceleri gündeme getirme konusunda kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlar.

Bu, daha önce de değindiğimiz, partnerlerden biri önerdiğinde diğerinin reddetmesi için gerekli olan genel destek ve güven konusuna dönüyor.

Oral-Genital ve .....
Ya özel durumlar? Cinsel ilişkinizi arttırmanın bir yolu keşfetmektir. Oral-genital , kadına yapılırsa "cunnilingus", erkeğe yapılırsa "fellatio" adını alır.

Oral-genital konusunda hem kadının hem de erkeğin genel kuşkusu temizliktir. Genital bölgenin kirli olduğu konusunda çocukluktan beri nasıl eğitildiğimizi daha önce belirtmiştik. Şimdi genital organların en az vücudunuzun diğer bölümleri kadar temiz olduğunu anlasanız da, hâlâ onlara dudaklarınızla dokunma konusunda kendinizi rahatsız hissedebilirsiniz.

Çiftlerin bu sorunla baş etmelerini sağlayacak yollardan biri beraber duş alıp birbirlerinin genital organlarını yıkamalarıdır. Bu genital organların temizlenmesini ve güzel kokmasını sağlar, ayrıca genital bölgeyi sıcak su ve sabunla yumuşak bir şekilde ovmak oldukça zevk verir.

Çiftlerin yaşadığı diğer bir sorun ise partnerlerine nasıl iyi bir oral zevk vereceklerini bilmemeleridir. Eğer bu sizin için de geçerliyse, partnerinizin nelerden hoşlandığı konusunda size yol göstermesini sağlayın. Deneyebileceğiniz yöntemlerden biri genital organları okşayarak başlamak ve yavaşça genital bölgenin etrafına -karın, kalça, cinsel bölgedeki kıllar- burnunuzu sürtmektir. Fellatio sırasında kadın penisi tutar ve ucunu ağzına sokar ya da dilini penisin çevresinde gezdirir. Duyarlı bölgeler genelde penisin alt tarafında teslis torbasına yakındır.

Önemli olan kadının oral uyarıya kendini rahat hissedeceği kadar devam etmesidir. İlk başta ufak dokunuşlar ve öpücükler fellationun içeriğini oluşturabilir. Daha sonra belki bunun gibi birkaç alıştırmanın ardından, kadın penise daha direk uyarılarda bulunabilecek kadar rahat hissedebilir. Bu süre içinde, penise uyguladığınız ritmi ve dokunuş biçimlerini çeşitlendirmeye çalışın. Birçok kadın ereksiyon olmuşpenisi ağızlarına almakta zorlanırlar. İyi bir uyarılma sağlamak için penisin tümü üzerinde ağzınızı ileri geri oynatmak zorunda değilsiniz, bunun yerine penisin alt bölümlerini uyarmak için ellerinizi, üst bölümlerini uyarmak içinse aynı ritimde ağzınızı kullanın. Tempoyu ayarlamanın en iyi yolu partnerinizin hareket ve tepkilerini takip etmektir.

Kadının oral olarak uyarılması esnasında, aynı aşamalar kullanılabilir. Yavaşça genital organların çevresinden başlayın ve daha sonra klitoral bölgeye direk uyarılarda bulunun. Bazı kadınlar yavaş dil hareketlerinden, bazıları hızlı, vurgulu dil hareketlerinden, bazılarıysa klitorisin emilmesinden hoşlanır. Yavaşça başlayın ve partnerinizin hoşlandığışekilde baskı ve tempoyu arttırın. Biraz iletişim yararlıolabilir. Yaptıklarınızdan her ikinizin de hoşlanması çok önemli.

Önemli bir not: Vajinaya yapılan oral uyarı kadın için oldukça iyi bir zevk kaynağı olmasına karşın erkek hiçbir zaman vajinanın içine hava üflememelidir, çünkü hava direk olarak kan yollarına girebilir ve bu kadının sağlığı için tehlikeli olabilir.
sırasında birçok çift partnerinin, vücudunun diğer bölgelerine dokunmasından hoşlanır. Erkek kadının genital organlarını uyarırken göğüslerini ve kalçalarını, kadın ise fellatio sırasında erkeğin teslislerini uyarabilir. Partneriniz oral olarak sizi uyarırken onun vücudunu okşamak, sarılmak yakınlaşmanız ve daha çok katılmanız için iyi bir yoldur.

Oral-genital uyarının olanaklı olduğu birçok değişik pozisyon vardır. Partneri eğilirken ya da otururken uyarılan kişi ayakta durabilir, partneri bacaklarının arasında yalarken yatabilir, partneri koltuğun ya da yatağın önünde eğilirken o bunlardan birinin ucuna oturabilir. Çiftlerin kullandığı bir diğer pozisyon ise partneri yatarken uyarılan kişinin onun omuzlarına durmasıdır. Bu pozisyonda uyarılan kişi neredeyse diğerinin üzerine eğilir. Uyarılan kişi diğerinin göğüslerini teslislerini okşayabilir, ya da uyarılan kişi bayansa partnerinin penisini eliyle okşayabilir. Hangi pozisyonların sizin için daha iyi olduğunu bulmaya çalışın.

Oral-genital her zaman orgazmla sonuçlanmak zorunda değildir. Ön sevişme sırasında birbirinize zevk vermek amacıyla kullanılabilir. İlişkiden biraz önce ya da sonra son bulabilir ya da islediğiniz kadar devam edebilirsiniz. Daha önce de belirttiğimiz gibi birçok kadın (ve erkek) partnerlerinin ağızlarına boşalması fikrinden hoşlanmazlar. Eğer bu sizin için de geçerliyse, bunun olmaması için bazı güvenilir sinyalleri anlamaya çalışmalısınız.

Öte yandan, erkeğin devam etmesini ve ağzınıza boşalmasını seçebilirsiniz. Bazı kadınlar bu sıvının ladini, varlığını rahatsız edici bulmazlar ve genelde onu yutarlar. Kuşkusuz hamile kalma riski yoktur ve bunu yapmak hiçbir şekilde zararlı değildir. Yine de, eğer kadın bu sıvıyı yutmak istemezse erkek boşaldığı zaman sıvıyı ağzında tutup daha sonra tükürebileceği bir pozisyonda durmayı öğrenebilir. Bir çift olarak her ikinizi de hoşnut edecek bir yol bulmalısınız.

"Altmışdokuz" olarak isimlendirilen, karşılıklı oral-genital , her ikiniz de fellalio ve cunnilingustan hoşnutsanız kullanabileceğiniz bir yöntem. Birçok çift karşılıklı uyarmayı zevkli bulmalarına karşın, bazen aynı anda zevk almaktan ve zevk vermekten hoşlanmazlar. Aynı zamanda pozisyonlar da sorun olabilir ve kendinize en çok uyanı bulmak zorunda kalabilirsiniz. Bunun yan yana pozisyonda da mümkün olmasına karşın, kadının üstte olması ona penisin derinliğini daha iyi kontrol etme olanağı verir.

Aynı zamanda anal de birçok çift için aşırı zevk vericidir. Bu bölgeyi ön sevişme ya da ilişki sırasında elle uyarabilirsiniz. Eğer anal denerseniz, (penisi anüse sokmak) bunu yaparken yavaş ve aşamalı davranmak önemlidir. Anal kaslar vajinal kaslardan daha sıkıdır ve eğer giriş çok hızlı ve sert yapılırsa fiziksel zararın yanında, aşın acı ortaya çıkabilir.

K-J jeli gibi bir yağ gereklidir. Bu durumda kullanılacak en uygun pozisyon ise kadının bacakları dizlerinden bükülü olarak sırt üstü yatmasıdır. Gerektiğinde partnerine rehberlik etmesi için ellerinin serbest olması gerekir. Bazı çiftler kadının kalçalarının altına yastık koymayı tercih ederler. Eğer daha önce anal hiç denemediyseniz, parmağı yavaşça, yumuşakça içeri sokmak iyi bir yöntemdir. Birkaç seanstan sonra iki parmağınızı da sokabileceksiniz. Kadının herhangi bir rahatsızlık duymadığından emin olmak çok önemli. Bundan emin olmanın bir yolu parmağını ne kadar derine, ne kadar hızlı sokacağı konusunda kadının erkeği yönlendirmesidir. Eğer herhangi bir rahatsızlık oluşursa, ara verin ve bir süre sonra yeniden deneyin.
Kadın iki parmağın birden içeriye girmesine alıştıktan sonra, penisin ucuyla uyarmayı deneyebilirsiniz. Yine yavaşça başlayın, penisi sokmayı denemeden önce sırayla bir, iki ve üç parmak sokmayı deneyin. Penisin K-J jeliyle iyice yağlandığından ya da kremli prezervatif kullandığınızdan emin olun.

Anal denedikten hemen sonra vajinal geçmemeniz çok önemli, çünkü eğer bazı doğal bakteriler anüsten vajinaya taşınırsa, vajinal bir enfeksiyona neden olabilirler. Eğer anal hemen sonra vajinal istiyorsanız, erkek boyunca prezervatif kullanmalı ve vajinal geçmeden bunu çıkarmalı ya da eğer anal prezervatifsiz gerçekleştiyse, başlamadan önce erkek penisi bol su ve sabunla yıkamalıdır.

Cinselligi Arttırmanın Diğer Yolları
Zevk alabileceğiniz birçok farklı cinsel aktivite var. Aldığınız zevki arttırmak size ve partnerinize bağlı. Partnerinizi gece yarısı uyandırarak ya da dışarıda özel bir yer ayarlayarak günün farklı saatlerinde deneyebilirsiniz. Eğer genelde için temizce yıkanmayı seviyorsanız, sıcak bir yaz gününde terletici bir aktiviteden sonra sevişmeyi deneyebilirsiniz. Ya da eğer sevişerek çok uzun zaman geçirmekten hoşlanıyorsanız, bir yere yetişmek zorundayken hızlıca sevişin. Cinsel deneyimlerinizi arttıracak yeni yollar düşünmeyi deneyin. Bazı kitaplar -Alex Comfort'un "" gibi- hangisinden başlayacağınız konusunda size bazı temel bilgiler verecektir.

Bazen gazete ve dergiler afrodizyaklardan (cinsel arzuyu arttıran madde) söz eder. Çoğunlukla alkolün, insanın cinsel ti iğcilerini ortadan kaldırarak isteği arttırdığı düşünülür. Çok az durumda alkol, cinsel açıdan zevk almayı kolaylaştıracak şekilde insanları rahatlatır. Genelde alkol cinsel istek üzerinde negatif etki yapar ve erkeğin ereksiyon olma kabiliyetini azaltır.

Aynı zamanda, marihuana da insanların rahatlamasını sağlar, ancak cinsel uyarıcı olmak zorunda değildir. Bazı insanlar marihuana içtikten sonra daha çok zevk aldıklarını bazıları ise daha az zevk aldıklarını belirtiyorlar. Amphetamines, amylnitrate (poppers) ve contharides (Spanısh fly) gibi diğer cinsel ilaçlar geçici cinsel arzular verebilir, ancak hepsinin de zararlı üstelik ölümcül yan etkileri vardır. Poppers ve Spanish fly damar tıkanıklığına, üreme organlarında iltihaba neden olabilir.
En iyi afrodizyak, kendini sağlıklı ve fiziksel olarak aktif hissetmektir. Bu kendinizi daha enerjik ve daha iyi hissetmenize yardımcı olacaktır.

Boşalmayı Ertelemek
Aldığınız zevk çoğu zaman rahat bir zevk yaşamak için kendinize daha çok zaman tanımanızı içerir. Yine de çiftin cinsel olarak yaşadıkları, erkeğin ne zaman boşalacağına bağlı olarak belirlenir. Orgazm amacı ve sevişmenin sonunun habercisi olmamalı. Bazen erkek boşaldıktan sonra da zevke devam etmek isteyebilirken bazen boşalmayı bir süre ertelemeyi seçebilir. Boşalma refleksini engellediği düşünülen tekniklerle bunu gerçekleştirebilirsiniz. Bu teknik erkeklere boşalmalarını geciktirmeyi öğretmek için 1959 yılında Dr. James Semans tarafından geliştirildi. Daha sonra, Semans'in prosedürü Masters ve Johnson tarafından düzenlendi ve "sıkıştırma tekniği" olarak bilinen halini aldı.

Her iki tekniğinde arkasındaki düşünce (mola ve sıkıştırma) erkeğin, uyarılmanın ve orgazmın verdiği erotik zevki, uyarıcının miktarını azaltmadan boşalmanın zamanını ayarlamayı öğrenmesidir. Erkek tüm cinsel uyarıcılara ara vererek, onları durdurarak ya da penisin bazı bölümlerini sıkarak boşalmayı ertelemeyi öğrenebilir.

Erkeğin ne zaman orgazm olacağını anlamayı öğrenmesi çok önemli. Bazı erkekler boşalacağını bildiren işaretlerin farkındadırlar. Bu bazen kaçınılmazlık duygusu olarak adlandırılır, çünkü refleks uyarıcının devam edip etmemesine aldırmadan otomatik olarak başlar ve gerçekleşir. Bu erkeklere özgü bir karşılık biçimi olarak görünüyor, kadınlar için uyarıcıya son vermek orgazmın gerçekleşmesini neredeyse engeller.

Mola: Eğer mola tekniği kullanılırsa, uyarıcı ve hareketler "kaçınılmazlık" duygusu uyanmadan hemen önce durdurulmalıdır. Daha sonra erkek aşırı uyarılma duygusu azalıp, uyarıcıların yeniden kullanılabileceğini anlayıncaya kadar beklemelidir. Bazı erkekler ereksiyonun bir bölümünü kaybedecekler, fakat uyarıcıların tekrarlanması bunu geri getirecektir. Mola tekniğinin kullanılmasının avantajı bunun oldukça basit oluşudur. Eğer ilişki sırasında mola kullanılırsa, erkeğin vajinadan çıkması gerekmez, ancak tüm hareketleri durdurmalıdır. Çoğu zaman çiftler yakınlık hissini ve sıcak dokunuşları yaşamak için bu kısa duraklamalardan zevk alırlar.

İlişki sırasında mola vermenin dezavantajı ise bunun kadının uyarılmasını ve orgazm olmasını engelleyebilecek olmasıdır. Bu sorunu çözmenin bir yolu yeniden hareket etmeye başlayana kadar erkeğin kadını elle uyarmasıdır.

Erkeğin daha az uyarıcı almaktansa daha çok uyarıcı alması daha önemlidir. Bu onun cinsel uyarıcının zevkini kaybetmeden uyarılmayı uzatmaya alışmasını sağlar. Erkek başka şeyleri düşünerek (iş hayatı, hoş olmayan sorunlar, vb.) boşalmayı kontrol etmeye çalışmamalı. Bu işe yaramayacağı gibi cinsel deneyimin erotizmini azaltır. Mola tekniği için egzersiz yapmanız gerekebilir, (olasılıkla birkaç hafta) Ne kadar çok kullanılırsa o kadar faydalı hale gelir. Bu yüzden erkek boşalmayı kontrol etmeyi tek basınayken denemek isteyebilir. Bu mastürbasyon yaparak ve mola işlemi haftada 2-3 kez denenerek yapılabilir. Genel olarak, erkekler bir süre sonra 3-4 kez mola vererek 10-15 dakika aktif uyarıcıya devam edebildiklerini anlayacaklardır. Bu kişisel mastürbasyon seanslarının birçok yararı vardır.

1- Ne zaman mola verileceğini öğrenmeniz için pratik sağlar. Ne zaman çok erken olduğunu öğrenmek kadar, ne zaman çok geç olduğunu öğrenmek de çok yararlıdır. İşaretlerin yanlış anlaşıldığı ve boşalmanın gerçekleştiği zamanlar da olacaktır. Eğer bu gerçekleşirse aldırmayın, bir zamanı kaçırmak bir sonrakini daha iyi anlamak için iyi bir yoldur.

2-Erkek mola süresinin uzunluğunu ayarlamak konusunda özgürdür. Uyarıya uzun zaman devam edebilmesi için molanın ne kadar sürmesi gerektiğini öğrenmek çok önemlidir. İlk başta erkek 5 dakika mola vermek isteyebilir. Pratik yaptıktan sonra mola süresi bir dakikaya ya da daha az zamana indirilebilir. Kısa molaları, az molaları ve artan zevk oranını görmek için yazılı bir kayıt tutmak faydalıolabilir. Kuşkusuz, orgazmı mastürbasyon sırasında kontrol etmek sevişme sırasında kontrol etmekten daha kolaydır. Fiziksel deneyimin daha zevk verici olması için resim ve hikaye gibi erotik materyaller, fantaziler ve kremler kullanmak yararlı olabilir.

Sıkıştırma: Sıkıştırma tekniği çiftlerin kullandığı alternatif bir yöntemdir. Sıkıştırma işlemi sırasında erkek ya da kadın boşalma gerçekleşmeden hemen önce penisin belli bölgelerine basınç uygularlar. Bu boşalma refleksini engeller ve çiftlere uyarıcıya devam etme şansıverir. Genelde, uyarıcıya yeniden başlanıncaya kadar erkek ereksiyonun bir kısmını kaybeder.

Sıkıştırma erkek ya da kadın tarafından uygulanabilir, ve tıpkı molada olduğu gibi pratik yapmak kontrolü arttırır. Bu yöntemi uygulamayı öğrenmenin en iyi yolu erkeğin sıkıştırma yöntemini mastürbasyon sırasında uygulamasıdır. Daha sonra, ne zaman, ne kadar hızlıve ne kadar süre sıkıştırma yapacağını öğrenmeye çalışabilir. Sıkıştırma baş parmakla ve yanındakiyle yapılır. Parmaklar penisin uç kısmına ve ortasına yerleştirilerek basınç uygulanır. Boşalmayı durduracak yeterli basınç uygulanmalıdır. Genelde erkekler (ve daha sık olarak kadınlar) ereksiyon halindeki penise rahatsızlık vermeden ne kadar çok basınç uygulanabileceğini anlayınca şaşırıyorlar. Bu ereksiyon halindeki penisin kanla dolu olmasından ve basıncı emen süngerimsi birçok doku içermesinden kaynaklanıyor.

Bazı erkekler parmaklarını tarif ettiğimiz biçimde yerleştirmenin uyarılmışlık seviyelerini azaltmadığını üstelik boşalmayı tetiklediğini fark ediyorlar. Bunun nedeni:

a) Erkeğin uyancıya çok uzun süre devam etmesi ve boşalmanın zaten başlamış olması

b) Penisin ucuna yerleştirilen parmakların ekstra uyarılma sağlamasıdır.

Eğer bu olursa, penisin başına dokunmamaya özen göstererek sıkıştırmayı yalnızca orta bölüme uygulayın. Eğer sıkıştırma mastürbasyon sırasında deneniyorsa, sıkıştırmaya başlamadan önce erkek şiddetli uyan sağlamalıdır. Genelde, resim ve hikaye gibi erotik materyallerin ya da fantazilerin kullanılmasıdeneyimin cinsel kalitesini ve uyarılmışlığı arttırmaya yardımcı olur. Mola yönteminde olduğu gibi zamanla, erkek 0-3 kez sıkıştırmayla 15 dakika uyarılabilir ve sıkıştırma için gereken zaman her seferinde kısalır.

Eğer mastürbasyondaki güçlü duygular bu teknikleri uygulamanızı zorlaştırıyorsa, bunları denemeniz şart değil. Yine de, erkeğin olumsuz düşüncelerim kazançlarının ışığında yeniden gözden geçirmesini öneriyoruz. 3. bölümde açıklanan bazı düşünceler yararlı olacaktır. Mastürbasyonu kullanmadan bu teknikleri denemekte kararlıysanız, daha önceden de belirttiğimiz gibi, bir çift olarak boşalmayı kontrol edebilmeyi öğrenmeniz için en kabul edilebilir yolu bulmak amacıyla sabırlı olmak ve yardımlaşmak çok önemli.

Yaş ve Cinsellik
Arttırma bölümünde yaş ve ilgili bir bölümün bulunmasına şaşırabilirsiniz. Genelde, yaşlıkadınların ve erkeklerin cinselliklerinde meydana gelen değişiklikler çiftin yeni deneyimler yaşamasınısağlar. Lee D. Scheingold ve Nathaniel N, Wegner'in "Sound Sex and Aging Heart" adlı kitabı bu değişikliklerle ayrıntılı olarak ilgilenen bir kitap.

Kadınların ve erkeklerin yaşlandıkça fark edecekleri bazı belirgin değişiklikler vardır. Erkeğin ereksiyon olması ve kadının kayganlığı sağlayacak akıntı salgılaması daha uzun zaman alacaktır. Aynı zamanda daha az akıntı salgılanacaktır. Yaşlı erkekler boşalmayı daha iyi kontrol ederler ve gençlere oranla daha uzun süre ereksiyon halinde kalırlar. Bununla beraber boşalmanın işareti olan kaçınılmazlık duygusu yaşlı erkekler tarafından yaşanmaz. Bazı durumlarda boşalmazlar bile.

Hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel uyarılma sırasında oluşan fiziksel değişimler orgazmdan sonra hemen, uyarılmadan önceki haline dönecektir.

Vücudunuz yaşlandıkça ondan ne beklediğinizi bilmeniz bu doğal değişimlerin bazılarından faydalanmanızı sağlayacaktır. Örneğin, yaşlı erkeklerde ereksiyonun gerçekleşmesi uzun zaman aldığı için ön sevişme birçok çift için daha rahat, daha duygusal bir etkileşim haline gelir. Aynı zamanda, boşalmanın gecikmesi ön sevişmeyi genişletmenizi, daha uzun ilişkiye girmenizi ve çok ender rastlanan belki de hiç yaşanmayan bir deneyim yaşamanızı sağlar.

Yaşlı erkeklerin sırasında boşatmayabilecekleri genelde kaygılara neden olur. Çiftler bunu erkeğin yaşlanmasının normal bir parçası olarak kabul edinceye kadar, orgazm olmayı her denediklerinde korku ve merak duygularını yaşayacaklardır. Bazen uyarıcıları değiştirmek (örneğin, ilişkiye girmekten oral-genital geçmek) erkeğin boşalmasını sağlayacaktır. Bununla beraber diğer zamanlarda ise, boşalma gerçekleşmese bile cinsel yakınlıktan zevk almak mümkündür.

Fiziksel ve duygusal diğer değişiklikler zevkin arttırılmasına daha sonra katılır. Derinin yapısı daha yumuşak ve düz hale gelerek değişir. Uzun süreli ilişkilerde çiftler arasındaki güven ve yakınlık duyguları alınan zevke eklenir. Birçok çift için kadının doğurganlığının sonunun işareti olan menopoz, doğum kontrol yöntemlerini düşünmekten uzak bir özgürlük anlamına gelir ve cinsel ilişkinin daha doğal hale gelmesini sağlar.

Vajinal duvar zarının normal inceliği yüzünden, ilişkiye girmek yaşlı kadınları rahatsız edebilir. Bu hormon ilaçlarının ve kayganlaştırıcı kremlerin kullanılmasıyla engellenebilir.

Değişikliklerin olmasına karşın, cinsellik vearzusu yaşla beraber kaybolmaz. Araştırmalar kadınların ve erkeklerin 70 yaşına bazen daha fazlasına kadar cinsel olarak aktif olduklarını göstermiştir.

Cinselliğe ve cinsel ilgiye sahip olmanın iki önemli yolu, aralıklı cinsel kontaklarla düzenli bir ilişkiye ve uygun bir partnere sahip olmaktır. Yaş, cinselliğin sonunu belirtmekten çok zevke, cinsel gelişime ve genişletmeye olanak tanır.

SONUÇ

Burada değinmediğimiz ancak önemli olan birçok alanı vardır.

Evlilik öncesi ve evlilik sırasındaki -boşanmış ya da dul kadınların partner sorunu- homoseksüel ilişkinin değeri ve cinselliğin diğer alanları, özel ilgiyi hak eden yönlerdir. Bu alanlardaki sorun ve duygular kısa bir kitap yazılabilecek kadar uzun. Umuyoruz ki, şu andaki durumunuz ne olursa olsun, önceki bölümlerde söz ettiğimiz düşünce ve duygular sizin için iyi bir başlangıç olur.

Cuma, Eylül 26, 2008

Detoks Diyetleri

Son bir kac yildir detoks modasidir aldi gitti. Aslinda bu uygulama yurtdisinda cok daha oncelerden beri uygulanmakta detoks uygulamari ilk olarak diyet olarka degil genelde uyusturucu yada alkol bagimlilarina uygulanan bir yontemdi. Insanlar detoks kamplarina alinarak gunluk hayattan uzaklasiyor ve uygulanan tedavi ile tekrar eski sagliklarina kavusuyorlardi. Daha sonra bu detoks yontemi insan vucudu icin uygulanmaya basladi ve saglik beslenme ile vucuttaki zehirli ve zararli maddeler atilarak daha zinde ve dinc bir bedene kavusulmai saglandi. Asagidaki yazimizda Detoks diyeti nedir? Detoks neden çekicidir? Neden fazla yiyoruz? Doğal yoldan detoks, Detoks diyetlerinin potansiyel tehlikeleri ana basliklarinin cevaplarini bulabilirsiniz.

Bir detoks programında bir kaç gün geçirmenin muhtemelen bir zararı olmayacaktır ama bu kısıtlayıcı diyetlere uzun süre bağlanmanın yarardan çok zararı olabilir. Detoks diyetleri gerçekten kilo vermenize ve daha sağlıklı olmanıza yardımcı olur mu? Birçok araştırma ve akademik örgüte göre cevap kocaman bir “hayır”. Bir detoks programında bir kaç gün geçirmenin muhtemelen bir zararı olmayacaktır ama bu kısıtlayıcı diyetlere uzun süre bağlanmanın yarardan çok zararı olabilir. Bu tür aşırı kısıtlayıcı ve günlük hayattan uzun süre kopmaya sebep olan diyetler potansiyel olarak tehlikelidir, verilen kilo daha fazlasıyla geri alınabilir üstelik zaman ve para kaybı da unutulmamalıdır
Çok moda olan çeşitli “detoks” diyet programları var. Neredeyse her gün vücudumuzu hem temizleyen hem de mucizevi şekilde kilo verdirdiğini iddia eden ürün ve rejimler ortaya çıkıyor.
Peki ama vücudumuz acaba bu besinsel “zehirlerden” kendini temizleyemiyor mu? Kolonunuzun, karaciğerinizin ve lenf bezlerinizin gerçekten arınmaya ihtiyacı var mı? Kilo kaybı ve optimal vücut performansı için bu detoks diyet planlarından birini denemeli misiniz? Bunun için aşağıda yazılanları dikkatle inceleyip daha sonra karar vermenizi öneririm

Detoks diyeti nedir?
Detoks diyetleri sadece lenf, böbrekler ve karaciğere detoks sürecinde yardımcı olması beklenen işlenmemiş bitkisel besinlere izin verecek şekilde kısıtlayıcıdır. Genelde izin verilen işlenmemiş gıdalaradır, temeli doğal beslenmeye ve arınmaya dayanır. Kahve, çay, alkol, işlenmiş besinler ve hayvansal ürünler detoks diyet programlarının bir parçası değildir. Bir ölçüde baklagil, balık ve sebze meyve ağırlıklı bu beslenme tipi kabul edilebilir ancak sadece sıvılar litrelerce su veya otlarla hazırlanan özel formüller son derece tehlikeli olabilir. 10 gün boyunca hiç katı yiyecek yemeden sadece sıvı alınan programlar var.

Bitkisel bazlı ve dengeli protein içeren bir diyetle beslenmek sağlıklıdır ancak çoğu detoks diyeti aşırıya kaçmaktadır. Kısıtlı yiyecek ve içecek çeşitliliği ve minimum kalori düzeyi endişe vericidir. Çünkü böylesine katı diyetlerle sağlıklı olmak için ihtiyacınız olan besin ve enerjinin tamamını almak zordur.

Detoks neden çekicidir?
Detoks diyetlerinin vaat ettiği kısa sürede bütünsel temizlik, hızlı kilo kaybı ve kamp hayatı birçok kişiye cazip gelebiliyor. Özellikle geçmiş diyet denemelerinde hayal kırıklığına uğramış kişiler başarısızlığı programa yükleyip her yeni programda sihirli bir yol arama çözümüne daha sıcak bakabilirler. Oysa gerçekçi olmayan bir diyet programına başlamaktansa kişinin sağlıksız davranışa yol açan sorunları belirlemek için kendiyle yüzleşmesi beslenme hatalarını kabul edip uzun süreli ve kalıcı çözümler araması çok daha doğru.

Neden fazla yiyoruz?
Farkındalık eksikliği mi, kötü kararlar vermek mi, şuursuzca yemek mi, başka ihtiyaçları karşılamak için yemeğe yönelmek mi? Duygusal açlık mı? Yeme alışkanlıklarınızı değerlendirin ve devam ettirebileceğiniz küçük, yavaş değişiklikler yapın. Bazı besinleri ömür boyu kendinize yasaklamaktansa sağlıklı yiyeceklere odaklanmaya çalışın ve hareketinizi artırın.

Doğal yoldan detoks
Detoks yapmanın en iyi yolu dengeli beslenip mevsiminde en doğal besinleri sunarak yeterli su içerek vücudunuza yardım etmek. Tıbbi bir sorununuz olmadığı sürece vücudunuz kendine zaten oldukça iyi bakar. Karaciğer ve böbrek vücuttan toksinleri atan silahlardır. Eğer diyetinizde sizi endişelendiren belirli şeyler varsa yeterli su içmiyor, sigara ve alkolü yoğun tüketip işlenmiş rafine edilmiş yağlı ve şekerli bir beslenme tipiniz varsa hızlı ve geçici çözümler yerine beslenmenizi temelden değiştirmeyi deneyin.

Detoks diyetlerinin potansiyel tehlikeleri
Yüksek miktarda sıvı kaybı hassas sıvı ve elektrolit dengelerini alt üst ederek gastrointestinal sıkıntı, baş ağrısı, yorgunluk ve asabiyete yol açabilir ani kasılmalar, titremeler ve kramplar oluşabilir. Barsaklarınızı temizlemek için tıbbi bir operayona girmeyecekseniz lavmana (barsağın yıkanması boşaltılması) gerek yoktur. Bu tür boşaltım vücudun doğal sıvı ve elekrolit dengesini bozarak enfeksiyona, düzensizliğe ve dehidrasyona yol açabilir. Bunun yerine barsaklarınızın iyiliği için lif açısından zengin bir diyet daha doğrudur.

Yazan: Dilara Koçak
Kaynak: Milliyet

Mide Yanmasi

Gunumuzun stresli yasantisinin artmasi ile mide sikayetlerinde de ciddi artislar oldu. Mide yanmasi da bu sikayetlerden birisi eger mide yanmasi sikayetiniz varsa bu sikayetinizi sakin hafife almayin neden mi? Nedenini asagidaki mide yanmasi hakkindaki yazimizi okuyunca anliyacaksini.

Mide yanması denen olay yemek borusu ile mideyi ayıran halka biçimindeki kasın görevini yeterince yapamamasının sonucudur. Bu kas yediklerimizin mideye geçmesinden sonra kapanan bir valf gibi çalışır. Böylece midedekiler midede kalır ve yukarı çıkamaz. Şayet bu kas zayıf ya da gevşek ise yemek ve mide özsuları yemek borusundan yukarı doğru geçerek ağzınızda genellikle son yediğiniz yemeği anımsatan hoş olmayan bir acı asit tadı bırakır ve göğüs kemiğinizin ardında bir yanma hissine de neden olabilir. Asit reflüsü veya reflü mide yanmasının tıptaki adıdır. “Reflü” geriye doğru akmak demektir. Reflü hastalığından daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, bugün anlatmak istediğim sadece arada sırada olan mide yanmaları.
“Hemen herkes hayatında en az bir ya da birkaç defa bu şikayeti yaşamıştır” dersek abartmış olmayız. Hatta yapılan araştırmalar beş kişiden birinin haftada en az bir defa mide yanması yaşadığını gösteriyor.

Gece yemekleri sakıncalı

Şimdi gelelim mide yanmasının en sık rastlanan tetikçilerine... Bunlar kişiden kişiye değişir, ama yağlı yiyecekler, büyük porsiyonlar ve gece geç vakit yenen yemekler mide yanmasının ilk sıralarda yer alan suçlular olduğu biliniyor.
Çok yedikten sonra mide yanması sık rastlanan bir şikâyet. Dolu bir mide gerilince yukarıda sözünü ettiğimiz büzücü kas üzerindeki basınç artıyor, kas gevşiyor ve midedeki asit yanlış yöne (yemek borusuna) doğru kaçıyor. Burada yemeğin türü çok önemli değil, miktarının fazla olması mide yanmasını başlatıyor.
Ancak mide yanmalarınız oluyorsa yağlı gıdalardan uzak durmanız gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunların hem sindirimleri güç (midede daha uzun süre kalıyorlar) hem de mide özsularının asitliğini artırarak sindirim sisteminizi tahriş ediyorlar. Yemek borusu alt ucu kasının da tembelleşmesine ve gevşemesine neden oluyorlar.

Bazı içecek ve yiyecekler de mide yanmasını tetikleyebilir. İşte bunu sık yapanların bir listesi:

Alkol, özellikle kırmızı şarap
Karabiber, sarımsak, çiğ soğan ve başka baharatlar
Çikolata
Turunçgiller (portakal ve portakal suyu gibi) ve onlardan hazırlanan ürünler
Kahve ve kafeinli içecekler, çay dahil
Nane
Domates

Yemeklerden sonra mide yanmasını önlemek için ne yapmalı?
Öncelikle çok yemeyin. Büyük öğünler yerine her gün beş ya da altı küçük öğün yiyin. Yatmadan önce yemeyin. Yatmadan veya uzanmadan önce midenize besinlerin sindirimi için iki saat zaman verin. Yatmak hem sindirimi güçleştirir hem de mide yanmasını kolaylaştırır.

Mide yanması ve İlaçlar

Birçok ilaç mide yanmasını tetikleyebilir ya da kötüleştirebilir. Romatizma gibi hastalıklarda kullanılan bazı ağrı kesiciler yemek borusunu tahriş edebilir. Bazı yüksek tansiyon ilaçları yemek borusu ile mide arasındaki büzücü kası gevşeterek mide yanması şansını artırır. Yine astım ilaçları, uyku ilaçları ve yatıştırıcılar, antidepresanlar, Parkinson ilaçları, osteoporoz ve kemoterapi ilaçlarının bazıları da mide yanmasına neden olabilir. Eğer aldığınız ilaç mide yanması yaptıysa veya bunu kötüleştirdiyse bunu derhal doktorunuzla paylaşın.

Hep “egzersiz yapın” diyoruz, ama vücudu eğip büken, karın içindeki basıncı artıran egzersizler mide yanmasını tetikler. Kısacası akımın yönünü etkileyen ve karın içi basıncını artıran her türlü hareketten uzak durun. Kesinlikle dolu mideyle eğilip kalkacağınız egzersizler yapmayın. Yemekten en az iki saat sonra egzersize başlayın. Egzersizden önce ve egzersiz sırasında az miktarda su için. Şekeri ve gazı fazla olan içecekler mide yanmasını alevlendirebilir. Gerektiğinde bunları suyla seyreltmeyi deneyin. Tabii kilonuz arttıkça karın içi basıncının da arttığını
unutmayın.

‘Herkeste oluyor, şimdi geçer’ demeyin
Neyi, ne kadar, ne zaman yediğinizi ve bunlarla mide yanmasının ilişkilerini kaydedeceğiniz bir günlük tutmanız bu olayın sorumlularını saptamanızda size ve doktorunuza çok yardımcı olacaktır. Mide yanması aslında önemsenmesi gereken bir durumdur. “Önemli değil, herkeste oluyor, şuradan bir antiasit alır çiğnerim geçer” demek yanlıştır, mide yanması şikâyetinizin altında başka sorunlar da yatabilir veya bu yanma zamanla başka sorunlara yol açabilir. Bu nedenle mide yanmanız seyrek de olsa, bu durumu doktorunuza muhakkak anlatmalısınız.

Dr. Hasan İnsel

Kaynak: Milliyet

Bilgisayar Bagimliligi

Evet cagimizin yeni hastaliklarindan biriside bilgisayar - internet bagimliligi bir cogumuzun dikkatini cekmistir insanlar artik bilgisayar oyunlari ve internette daha cok zaman gecirir oldu ve bu bagimlilik halini aldi asagidaki yazimizda Yeni bir madde bağımlılığı: Bilgisayar oyunları ve internet hakkindaki yaziyi okuyabilirsiniz.

Ülkemizde yaşları 11 ile 35 arasında değişen yaklaşık bir milyon kişi strateji ve rol yapma oyunlarını düzenli bir şekilde oynuyor. Bu kitledeki erkek sayısı kadın sayısının 4 katı. Bu kişilerin de yüzde 40’ı istese de oyun oynamayı bırakamıyor yani bir nevi madde bağımlısı gibi “oyun bağımlısı” oluyor.

Oyun bağımlılığı, sosyo - kültürel açıdan ele alındığında, kişinin oyun oynadığı (özellikle rol yapma oyunlarında) süre içinde kendi yaşam koşullarından “yapay” olarak uzaklaştığı, oynadığı oyunun içine girdiği hatta kendine yeni bir karakter oluşturma sırasında bambaşka bir kimlik kazandığı görülmektedir. Bu sayede kişi kısa süre olsa da gerçek yaşam zorluklarından uzaklaşmakta, sorunlarını unutmakta ve yeni bir dünya içinde daha huzurlu olmaktadır ne de olsa bu dünya tamamen kendi kontrolündedir ve beğenilmediği anda kapatılıp istenildiğinde de tekrar açılıp tekrar yapılandırılabilir. Oynanılan oyunlar aynı zamanda özdeşleşilen karakterler sayesinde kişilerin modelleme gereksinimlerini de karşılamış olur. Yapılan araştırmalar bu oyunları “bağımlılık” derecesinde oynayan ve hatta her ne olursa olsun bırakamayan kişilerin “normal”e oranla daha utangaç, hayatlarının kontrolünü daha az elinde bulundurabildiklerine inanan, daha kaderci ve daha az inançlı olduklarını ortaya çıkartıyor. Ayrıca bu kişiler zamanlarının en büyük kısımlarını bilgisayar başında geçirdiklerinden sosyal ilişkileri azalıyor, okul/iş hayatları ve hatta temizlik ve öz bakımları bile aksıyor. Yukarıda kısaca özetlenen bu gibi nedenler sürekli bilgisayar oyunu oynamayı öncelikle bir alışkanlık sonrasında ise bir bağımlılık haline dönüştürmektedir.

Psikoloji açısından “oyun bağımlılığı” öğrenme kuramlarıyla açıklanabilir. Operant (Edimsel) Şartlanma teorisine göre bağımlılık yapan maddenin kullanımı sonrası/sırasında sağladığı olumlu hisler kişinin o maddeyi kullanıma devam etmesi için bir sebeptir. Bağımlılık yapan madde bireyin üzerinde ya hoş hisler bırakır ya da olumsuz hislerinin kaybolmasını sağlar. Bu sebeple, kullanımdan hemen sonra gelen iyi his, bağımlılığın olumsuz sonuçlarından daha önemli görülür. Bunu bilgisayar oyunlarının çok oynanması ve bağımlılık yaratması sürecinde değerlendirecek olursak, oyunun verdiği görsel uyarıcıların vücutta yarattığı fizyolojik hoşluk hissi sonucu kullanımının sürdürülmesi olarak düşünebiliriz. Birey, oyunun sunduğu yeni dünya karşısında refleksif olarak etkilenir ve oyuna yönelir. Oyun oynama sırasında ve sonrasında da fizyolojik bir rahatlama hisseder. Oyun oynandıktan sonra hissedilen bu tip rahatlatıcı duygular ise oyun oynama davranışının tekrar tekrar yapılıp bir alışkanlık ve hatta bağımlılık haline gelmesine yol açar. Ayrıca tıpkı diğer bağımlılık yapan maddelerde olduğu gibi bağımlılığı yapan maddenin ortadan kaldırılması halinde kişi maddeyi arar ve yoksunluk belirtileri gösterir.

Yoğun oyun oynayan kişileri bağımlı olarak nitelendirme konusunda çeşitli tartışmalar var. Zira sürekli oyun oynayan kişiler DSM IV (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders - Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından geliştirilmiş olan mental bozuklukları sınıflandırma sisteminin 4. gözden geçirilmiş baskısı) kriterlerine göre madde bağımlısı kişilerin gösterdikleri aşağıdaki özelliklerden bir çoğunu göstermektedirler ve 2012 de çıkacak DSM baskısında tanı alma olsılıkları vardır. Bu özelliklere bakacak olursak:

-Bir maddeyi kullanarak çok fazla zaman geçirmek (Günde ortalama 12 -15 saat bilgisayar başında geçirmek, oyundan uzaklaşmamak adına yemek yememek, su içmemek, tuvalete gitmemek gibi).

-Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması (Kişinin bir oyun oynarken elektrik kesilmesi ya da herhangi bir engelle karşılaştığında verdiği aşırı tepki gibi).

-Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması ya da tamamen bırakılması (Oyun oynamak için sosyal bir toplantıya katılınmaması, spor yapılmaması, ertesi gün işe uykusuz gidilmesi, eşlerin birbirini ihmal etmesi gibi).

-Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması (Haftada bir - iki saat bilgisayar başında geçirirken günde 10 - 12 saat oyun oynamak gibi).

-Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımını sürdürmek(Birikmiş ödevler varken saatlerce oyunun başından kalkamamak, dinlenme ihtiyacına rağmen uykusuz kalmayı göze almak gibi).

Tüm diğer bağımlılıklarda olduğu gibi oyun bağımlılığı da baş edilmesi gereken bir olgudur. Yine tüm diğer bağımlılıklarda olduğu gibi bu bağımlılıkla başa çıkmak da önemli bir gayret, irade ve istek gerektirir. Karar verildikten sonra adım adım bir plan çerçevesinde bu faaliyetin kişinin yaşamından çaldığı zaman sınırlandırılmalıdır. Bu yönde atılacak ilk adım farkındalığı artırmaktır. Kişinin gerçeklikten bu oyunlarla koptuğu, hayatının fonksiyonelliğinin etkilendiği göz önüne konmalıdır. Oyun oynama alışkanlığı hakkında farkındalık sağlandıktan sonraki adım ise alternatif etkinliklere yönelmek olacaktır. Örneğin eve gelir gelmez bilgisayar başına geçmek yerine aile içi sohbetler, fiziksel aktiviteler, kitap okuma vb. alternatif uğraşlar edinilebilir. Oyun bağımlısı olmamak ve öte yandan çağımızın bu son derece yararlı teknoloji aygıtından verimli bir şekilde yararlanabilmek de mümkündür. Bunun en güzel yolu da “oyun oynamayı hayatın tek odak noktası halinde getirmeden sadece zaman geçirme araçlarından biri haline getirmektir.

Kaynak: Milliyet

Perşembe, Eylül 25, 2008

Seks Genclestirir mi?

Seks ile ilgili bir cogumuzun bilgileri kisitlidir hatta bazen dogru bildiklerimizin bile yanlis oldugu ortaya cikar mesela en guzel ornek asagidaki yazimizda da dedigi gibi Kadınlar kalite erkekler skor peşinde olarak yorumlanabilir. Asagidaki yazimizda seks ve genclik iliskisinin nasil oldugunu okuyabilirsiniz.

Sık seks yapmak kilo kaybına yol açar mı?
Üşenmeyip küçük bir araştırma yaptım! Eğer bu sorunun cevabını siz de merak ediyorsanız yazıyı dikkatle okuyun. Ben ilk bilgileri şimdiden vereyim. Seks zayıflatmasa da gençleştiriyor!

Çoğumuz egzersizi yeni hayatın bize dayattığı trendlerden biri gibi düşünüyoruz. Bu ciddi bir yanılgı. Egzersiz yaparak (ya da aktif bir hayat sürerek) modern hayatın bize kaybettirdiği hareketliliği yeniden kazanmaya, hareket etmek üzere tasarlanmış olan vücudumuzu 100-200 yıl öncekiler gibi forma sokmaya çalışıyoruz. Yani kaybettiğimizi yeniden bulmaya çalışmak gibi bir durum söz konusu. Çünkü yeni hayat ulaşım araçlarını arttırarak ve hareket etmeyi azaltacak teknolojiler geliştirerek bizi hiç farkına varmadan tembel, pısırık, uyuşuk insanlar haline getirdi. En azından bu nedenle egzersizi bir trend, moda ya da dayatma gibi düşünmemelisiniz.

Yıllar önce yapılan ciddi bir çalışma JAMA isimli ünlü tıp dergisinde yayınlandığında fazla ilgi çekmedi. Araştırmaya göre çoğu Amerikalının egzersiz yapmamasının başlıca nedeni eksik bilgilenmeydi: Çoğu insan egzersizden işe yarayacak bir sağlık yararı sağlayabilmek için her seansta en az 1-2 saat harcaması gerektiğini düşünüyordu. Bu düşünce son yıllarda bizim ülkemizde de yaygınlaştı. Herkes egzersizden faydalanabilmek için en az 40-45 dakika ve üzerinde aralıksız aktivite yapması gerektiğini düşünüyor. Çoğunun iş programları ya da yaşam tarzları buna yer vermeyi imkánsız hale getirdiğinden -biraz da bunu bahane ederek- egzersiz yapmıyor.

Oysa ortalama bir fiziksel faaliyeti günde 2-3 kez 15-20 dakika yapmak bile egzersizin getireceği fiziksel ve ruhsal iyileşmeyi sağlayabiliyor. Yani her gün mutlaka 35-40 dakikanın üzerinde yürümeniz, yüzmeniz veya koşmanız ya da her gün bir-iki saatinizi üyesi olduğunuz bir kulübe ayırmanız şart değil. Günlük programlarınızı bozmayıp, işinizi gücünüzü aksatmadan gün içinde kısa egzersiz uygulamaları yapmanız da işe yarıyor. Biz ve bizim gibi düşünenler, her gün sadece yarım saat yürümenin bile bedensel ve ruhsal alanda inanılmaz farklar yaratabileceğini biliyoruz.

Eğer egzersizin kalıcı veya en azından uzun süreli olmasını istiyorsanız, en iyi yolun onu kısa süreli ama sık sık yapmak olduğu anlaşılıyor. Çünkü düzenli egzersiz yaparak her gün harcayacağınız 100-150 kalorinin bile -mesele sadece kilo kaybı veya yağ yakmak değildir- ömrü uzattığı, kan basıncını dengelediği, şekeri ayarladığı, kötü LDL kolesterolü azaltıp iyi HDL kolesterolü yükselttiği, dengeyi, belleği, cinselliği desteklediği artık herkes tarafından biliniyor. Düzenli olarak her gün yarım saat yürümenin meme veya prostat kanseri riskini, hatta kolon kanseri riskini, % 20-40 oranında azalttığı anlaşılıyor. Düzenli egzersiz yapanların daha uzun yaşadıklarını sağlıklarının daha iyi olduğunu, daha iyi uyuduklarını gösteren bulgular var.

SEKS DE EGZERSİZ DE HAYATI UZATIYOR
Kısacası egzersiz yapmak demek gençleşmek, dinçleşmek, sağlığı daha kolay yönetmek demektir. Bunun için de her gün canınız çıkarcasına yoğun egzersiz yapmanız gerekmiyor. İşin aslı egzersiz yapmak kelimesini fiziksel faaliyeti arttırmak şeklinde düzeltmekten geçiyor. Çünkü beden taksimetreniz ve biyolojik kayıt cihazlarınız, çıktığınız merdiveni de, yürüdüğünüz yolu da, ofiste attığınız odalar arası turları da bir bir kaydediyor.

Egzersiz sadece kaslarınızı şişirip ruhunuzu kasmak için gerekli olan özel ve süslü bir süreç değildir. Sıradan bir fiziki faaliyetin bile vücudunuzu ve ruhunuzu gençleştireceğini unutmayın. Fırsat buldukça yürüyün, yüzün, bisiklete binin, evde temizlik yapın, bahçeniz varsa çimleri biçin, budama yapın, boş zamanlarınızda evinizi kendiniz onarın, hafta sonlarında yürüyüşe çıkın, parkları turlayın. Fırsat buldukça tenis, golf ya da halı sahada futbol oynayın. Ama ne yapın yapın hareketsiz tembel biri olmayın.

Seks ve egzersiz ilişkisini araştırıp bu ilişkiyi "seksersiz" diye tanımlayanlar bile olmuş. Seks yapmanın ne kadar egzersize bedel olduğuna, kaç kalori harcattığına ise henüz tam bir yanıt veren olmamış. Bu biraz cinsiyete, seksin süresine, hızına, kullanılan pozisyonlara bağlı gibi de görünüyor. Yani herkesin seks süresinde harcadığı kalori farklı oluyor. Toplam bir ortalama değer verenler de yok değil. Bazıları bir seks süresinde 75-100 kadar kalori harcandığını tahmin etmiş. 1950'lerde yapılan ünlü bir cinsel araştırmada ise (Masters ve Johnson) erkek ve kadınların orgazm başına 7 ila 25 kalori harcadıkları tespit edilmiş. Bu konuda fazla bir bilgi de mevcut değil.

Kadınlar kalite erkekler skor peşinde
Düzenli ve sık seks yapanların daha sağlıklı olduklarını düşündüren bulgular var. Uzmanlara göre seks ile elde edilen mutluluk sağlığı olumlu yönde etkiliyor. Seks yaparken kadınlar kaliteye, erkekler sıklık ve sayıya önem veriyor! Yani cinsel mutluluk erkeklerde seksin sıklığı, kadınlarda ise kalitesi ile ilişkilendiriliyor. Daha fazla ve daha kaliteli seksin bağışıklık sistemini güçlendirdiği, stresi azalttığı, kalp damar yaşlanmasını yavaşlattığı, uykuyu derinleştirdiği, evliliği veya arkadaşlığı daha güçlü hale getirdiği anlaşılıyor.

Düzenli ve kaliteli seks sağlığın doğal bir parçası. Kendinizi daha güçlü ve iyi hissetmek istiyorsanız daha iyi bir cinsel yaşamınız olmalı. Seksin pek çok konuda faydalı olduğu anlaşılıyor ama mevcut veriler kilo kontrolünde pek işe yaramayacağını düşündürüyor.

Kaynak: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=9891603&yazarid=95

Salı, Eylül 23, 2008

Yaslarla Cinsellik

Cinsel saglik bilgileri yazimizinda bu sefer yaslar ile cinselligi kiyasliyacagiz, hangi yasta hangi cinsel istek uyanir insanda? asagidaki yazmizda yaslari ve o yaslarda hissedilenleri bulacaksiniz.

18-30 Yaş Arayış dönemi :
Tecrübesizliğinizden kurtulmak için işe önce kendinizden başlamalısınız. Kadının uyarılması, erkeğin uyarılmasından çok daha zordur. Burada partnerin rolü çok önemlidir. Eğer ön sevişme kısa tutulur veya aceleye getirilirse kadının doyuma ulaşması imkansızlaşır. Bir de utanma duygusu vardır. Vücudunuzu tanıdıkça aslında son derece normal olduğunuzdan emin olacaksınız. Biraz sabır, biraz da öğrenme isteği sorunları çözer.

30-50 Yaş Altın çağın büyüsü:
Bu yaşlarda kadın altın çağını yaşar. Vücudunu tanımayı öğrenmiştir. Partnerine isteklerini söylemekten çekinmez. Bu durumda cinsel tatmin her iki taraf için de dayanılmaz olacaktır.
Ancak bu yaşlarda bazı kadınlarda cinsellik tam tersine de dönebilir. Kadın, çocuk sahibi olduktan sonra neredeyse seksi unutur. Diğer yandan sıradanlık ve heyecanın yitirilmesi de yaşanabilir.

Eğer bu tür dezavantajlar yaşıyorsanız bazı önlemler almanız gerek. Romantizme dönüş, sıradanlığın aşılması için uygun olabilir.

50 yaşın üstü Sorun salt psikolojik:
Yıllar geçtikçe cinsel ilişki becerisi kaybedilmez. Ancak bu yaşlarda kadın sorunu sadece psikolojik açıdan yaşarken, erkekte birleşme esnasında başarısız olma korkusu da yaşanır. Bu durumda kadın insiyatifi ele almalı ve erkeğin kendisini güvende hissetmesini sağlamalıdır. Çiftler artık bu başarısızlığı bir drama dönüştürmeyecek olgunluktadır ve ve erotizmden farklı hazlar alacak tecrübeye sahiptir. Üstelik duygulu bir sevişme, çoğu zaman tam bir birleşme yaşamaktan daha tatmin edici olacaktır. Unutmayın seks her yaşta güzeldir sakince yaşandığında uzun bir hayatın gerçek iksiridir.

Erkekler Neden Aldatir?

Iste yuzyilin sorusudur bu bayanlar icin erkekler neden aldatir? Bizde sizin icin arastirdik ve erkekler neden aldatir ana basliklar halinde siraladik :)

Konu sadakat olunca erkekler potansiyel suçlu kabul edilir. Bunun haksız bir şöhret olduğu da söylenemez. Peki erkek neden aldatır...?

" O oradaydı..."
Bazı erkekler için "bugün ve burada" olayı çok önemli. Erkeklerin çoğu ne yazık ki kararı hızlı ve ani verip, yaptıklarının sonucunu düşünemiyor. "Yaşandı, bitti" psikolojisi çok yaygın ama ne kadar geçici bir duygu olsa da sonuçta yanlış adım atılıyor. Tesadüfen ayaklarına gelen bir şansı hiç bir erkek reddetmez. Kadın avına çıkmış olmasa da, seksi bir teklife kimse hayır demez.

" Sarhoştum "
Erkeklerin aldatma sebepleri arasında alkolün rolü hiç de küçümsenecek gibi değil. " aldatmayı asla düşünmüyordum ama arkadaşlarımla bir partiye katıldığımda bardaki kızlardan biri bana kafayı takmıştı. Onu geri çevirmedim ama eğer sarhpş olmasaydım bunların hiçbiri olmayacaktı. Bir kere hata yaptım ama bu hatayı tekrarlamak istemiyorum".

" Nasıl olsa bitecekti..."
Bazı erkekler için aldatma ilişkinin iyi gitmediğinin işareti. "Kız arkadaşımı aldattım mı ? Demek ki onu gerçekten sevmiyorum ve hemen o ilişkiyi noktalıyorum."

"Aldatmak mı, çok doğal..."
Bazı erkekler aldatmayı çok doğal karşılıyorlar."Erkeklerin cinsel açıdan değişik tecrübeler yaşamaya ihtiyaçları var. Bundan dpğal bir şey var mı?"

"Macera yaşamayı seviyorum..."
Yalanlar, gizli buluşmalar, gün ortasında hızlı seks kaçamağı... Bu tür olayların bambaşka bir heyecanı var ve bu heyecan yasak aşklara özgü. Yasak aşk yaşayan erkeklerin çoğu inanılmaz, başka bir olayda asla bulunmayan bir duygudan bahsediyorlar. "İlk adım atıldıktan sonra, arkası kendiliğinden gelir ve ilişkini mahvetmeden duramazsın".

"Çünkü farkına varmıyor"
"Arkadaşlarımdan biri eve bir kadın getirmişti ve onunla yataktayken kız arkadaşı onları yakaladı. Arkadaşım durumu çok kolay kurtardı. Rakip firmanın bazı sırlarını elde edebilmenin tek yolunun o kadının yatağından geçtiğini anlatıp, sevgilisini aslında kendini feda ettiğine inandırdı". Bu işi yapabilen erkekler kadınların ruhunu çok iyi tanıyorlar. Aldatılan bir kadın asla bunu kabul etmek istemiyor ve gerçek yerine en uçuk yalanları bile yutmaya hazır oluyorlar.

Hamile Kalmak Icin Cinsel Yasam

Bebek dusunen ciftlerin ilk aklina gelen sorulardan bir tanesidir suphesin en cabuk surede nasil hamile kalinir sorusu. Iste bizde size yardimci olabilmek adina Hamile kalmak isteyen çiftler için uygun cinsel yaşam basligi altinda bazi bilgileri paylasmak istedik.

İstemelerine rağmen hamilelik elde edemeyen çiftlerden bazılarında altta yatan problem uygun zamanda ve yeterli sıklıkta ilişkinin olmaması, ya da uygulanan yanlış yöntemler gibi çok basit nedenler olabilir.

Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.

Uygun zaman:
Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet siklusunun 14. gününe denk gelir. (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir.

İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken "bugün mutlaka ilişkide bulunmamız gerekir" şeklinde stres yaratmak gebelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassasdır.

Uygun şekil:
Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir.

İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükrük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir.

Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH'ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez.

İlişki sonrası:
Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir.

Vajina dışarıdan kulanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır. (Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez. İlşiki öncesi yapılan duş vajen pH'ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır.

Perşembe, Eylül 04, 2008

Tala

Bir onceki yazimizda zayiflama tableti olan Lida'dan bahsetmistik bu yazimiz ise yine bi rbitkisel urun ile ilgili. Urunumuzun izmi Tala karınca yumurtası yağı isminden de anlasilacagi uzere Tala bir guzellik urunu ve tuyleri azaltma ve yok etmede kullaniliyor. Asagidaki yazmizda Tala ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz.
Osmanlı Döneminde Haremdeki cariyelerin ağdadan sonra kullandıkları yöntem olarak bilinen karınca yumurtası yağı o çağlardan bugünlere kadar geçerliliğini korumuştur.Çağımız kadınlarının epilasyon ve diğer tüy dökme yöntemlerini tercih etmeleri yanında halen eski kültürlere alışkın olan insanlar Karınca yumurtası yağı tüy dökmede en etkili ve en kalıcı yöntem olarak kabul etmektedirler.
Anadoluda ve İstanbul’da bazı insanların halen yeni doğan çocuklara ilerde tüylenmesin diye , kendilerine ise tüy sorunlarına bir çözüm olarak bu yöntemi kullandıkları bilinmektedir.
İran’dan ithal edilen Tala Karınca Yumurtası Yağı, geçmişten bugüne kullanılan, istenmeyen tüylere çözüm olan ağrısız , iğnesiz kullanımı ile ortadoğuda ve uzakdoğuda kadınların ve erkeklerin gözbebeği haline gelmiş bir üründür.Yeni doğan bebeklerein koltuk altı ve diğer bölgelerine sürülerek ileri yaşlardaki tüylenmesini tamamen geçiren Tala karınca yumurtası yağı , yetişkinlerin düzenli olarak kullanımı ilede istenmeyen tüy sorununa çözüm sunmaktadır.
Tüylü olan bölge klasik yöntemlere (ağda, cımbız, epilasyon vs.) tüylerden arındırıldıktan sonra karınca yumurtası yağını tüylerden temizlenen bölgeye elinizle masaj yaparak sürün. Bu işlemi 4-5 gece yatmadan önce yapmanız ilk seans için yeterli olacaktır. İlk seans sonrasında tüylerinizin belirgin bir şekilde azaldığını fark edeceksiniz. İlerleyen aylarda aynı yöntemle işleme devam edilir. 4-6 seans(takriben 4-6 ay) sonrasında tüylerinizden tamamen kurtulmuş olursunuz.
Diğer yöntemlere göre çok daha ucuz ve kesin çözüm sunan Tala Karınca yumurtası yağını Osmanlı döneminde haremdeki cariyelerin ağdadan sonra kullandıkları biliniyor. Geçmişte bile tüyleri yok etmek için güzel bir yöntem olarak bilinen Karınca yumurtası yağı o çağlardan bugünlere kadar geçerliliğini korumuştur.